Teksir kağıdına yazılarak çoğaltılmış savunmalar…. Patates baskılı kartlar!
Avukat olarak savunmalarda beraat talebinde bulunmak ne kadar doğal görülse bile; acaba avukatlar yaptıkları savunmalarında “Ama, bize beraat talep etmek ters geliyor ve etmiyoruz.” diyebilir mi?
Savunmalar böyle bitebilir mi?
Patates neye yarar? Yemek yapmaya yarar örneğin…. Patatesi oyarak, şekil verip, baskı aracına dönüştürüp cezaevinde yılbaşı kartı yapılır mı? Yapılır! Yapıldı!
O halde savunmada beraat talep etmek ters gelirse eğer; avukat beraat talep etmeyebilir!
O zaman ne yapar? Öğretisi kitaplarda yazılı mıdır? Değildir! Kime sormalı?
Şanslıydık… Bizler Avukat Alp Selek’e sorduk. Alp Abi, anlattı ve örnekledi…
Ne öğrenebildiysek artık!
Anlattıklarını ve öğretisini kuşaklardan kuşaklara aktarmalıyız!
Sarı renkli teksir kağıtlarına teksir edilmiş 74 sayfalık bir savunma metni… Sararmış solmuş ama olsun. 1972 yılına ait savunmanın ilk sayfasında şunlar yazılı:
SIKIYÖNETİM KOMUTANLIĞI
ÜÇ NUMARALI ASKERİ MAHKEMESİNE
ANKARA
SAVUNMA
DOSYA NO: 972/3
Savunma şöyle başlıyor…
DAVANIN GENEL NİTELİĞİ
“Bu dava şüphe yok ki, siyasi bir davadır. Davanın oluşu sadece sanıkların siyasi bir partinin mensupları olmalarına değil, iktidar çevrelerinin, siyasi hasımlarını şu veya bu ölçüde ve şu veya bu süre içinde siyaset sahnesinden uzaklaştırma gayretlerinin bir sonucu olduğundandır.
Aslında Türkiye İş Partisinin kapatılması yolunda uzun bir süreden beri gayret sarf edilmekteydi. (Bizim bildiğimiz kadar yedi defa Cumhuriyet Başsavcılığına dava açılması yolunda müracaat vaki oldu.)
Bugün sendikalar ve muhtelif meslek teşekkülleri hakkında yürütülen davalar, belli başlı sanayi illerinde sürdürülen hukuki veya fiili grev yasağı, kitap yasakları, basın davaları, ülkenin düşün hayatının felce uğraması gibi hususlar göz önüne alındığı takdirde, meselenin işçi ve emekçiler ve onlarla kader birliği etmiş aydınların ilerici, sol, sosyalist hareketin partisi, yan teşekkülleri, basını, kamuoyunun oluşmasında yardımcı ve yararlı olabilecek her hakiki ve tüzel kişinin hareketinin Anayasaya ve kanunlara uygun olup olamayacağına göre uzun bir süre tatil edilmesi, ertelenmesi ve buna bağlı olarak sınıflar lehine genel bir 'restorasyon' arzusudur.”
12 Mart döneminde Türkiye İşçi Partisi Merkez Yöneticileri hakkında açılmış bu davada 11 Eylül 1972 tarihli avukatların savunması böyle başlıyordu. Av. Minnetullah HAYDAROĞLU, Av. Sabri ERYILMAZ, Av. Necla FERTAN, Av. Alp SELEK, Av. Nurdan ORPEN, Av. Ziya ACAR, Av. Yılmaz SEL ve Av. Erşan ŞANSAL imzalı avukatların bu savunması 74 sayfaydı ve “SONUÇ” bölümü şöyle bitiyordu.
“ (…) Şurası açıkça ortaya çıkmıştır ki: müvekkillerimiz hakkında verilecek karar, 'Türkiye’de anayasal sınırlar içindeki bir sosyalist hareket' hakkında verilmiş bir karar olacaktır.
Klasik bir müdafaa, 'müvekkillerimizin tahliyesine, suç sübut bulmadığından beraatlerine ve infaz kanunlarının tanıdığı haklardan istifadelerine karar vermenizi talep ederiz.' şeklinde biter.
Ama, bize beraat talep etmek ters geliyor ve etmiyoruz. Zira müvekkillerimiz, suçlu oldukları için huzurunuza getirilmediler.
Cuma günü duruşmaya gelirken müvekkillerimiz çift çift getirildiler. Holde çıt yoktu ve bir görevli kelepçeleri çözüyordu. Havada sadece zincirlerin sesi vardı.
Evvela 2 kat yerin altında çalışan maden işçisinin bilekleri serbest kaldı; sonra torna işçisinin, sonra Parlamento’da kanuna oy kullanmış bilek, sonra üniversitede ders veren kol, adalet için havaya kalkmış el, serbest kaldı. Aynı kollara akşama aynı zincirler takıldı. Neydi; bu kollarına zincir takılan insanların suçları neydi? SOSYALİST OLMAK. Evet suçları sosyalist olmaktı!...
Çözün bu zincirleri; Türkiye, demokratik devletler yanındaki yerini alsın. (…)”
Alp Abi, 1 Mayıs 1975'te kurulan Türkiye İşçi Partisi Kurucular Kurulundaydı. Merkez Yönetim Kuruluna seçildi. 26-27 Şubat 1977 tarihinde yapılan ilk Kongrede ve sonra sürekli Merkez Yönetim Kuruluna seçildi.
12 Eylül’de TİP davasından mahkûm oldu, bu davadan uzun yıllar hapis yattı. 12 Mart döneminde 11 Eylül 1972 tarihli “Savunmada” imzası olan Av. Alp Selek; 12 Eylül yargılamalarında İstanbul Sıkıyönetim 2 Nolu Askeri Mahkemesinin 26.01.1984 tarihli 1984/33 Esas, 1984/14 karar sayılı ilamı ile sekiz arkadaşıyla birlikte TİP davasından 8 sene ağır hapis cezasına mahkûm edildi. Askeri Yargıtay 5 Dairesi’nin 22.5.1985 gün ve 1985/115-128 sayılı ilamıyla ONAMA kararı verildi ve hakkındaki karar kesinleşti. TİP davası sanıklarının 12.04.1991 kabul tarihli 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun kabulünden sonra verilmiş mahkûmiyet cezaları bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırıldı.
Geçmiş gün… Bir gün yargılandıkları davaya TİP üyelerini birbirlerine zincirlerle bağlayarak getirmek istediler. Adalete zincirlerle gelmeyi, zincirli adaleti reddettiler. Gelmediler!
Hapisteydi! Kaç yılbaşı geçti! Dışarıdaki dostlarına patatesten yaptığı patates baskılı yılbaşı tebrik kartları gönderdi. Sağlamcılar Cezaevinden C-16 koğuşundan bizlere “patates baskılı” tebrik kartları gelmişti.

Eskiden mektup yazılırdı, tebrik kartları gönderilirdi… Hele cezaevi mektupları ve kartları içeriden dışarıya, dışarıdan içeriye bambaşka bir sıcaklık, umut, sevgi taşır; gülümsetir.
Alp Abi, cezaevinden patates baskılı yılbaşı kartı göndermişti.
Saklamıştım çünkü çok güzel, sıcacıktı! Hala öyle! Keşke bazı yaşamlar da saklanabilse!
Cezaevinden gönderdiği patates baskılı tebrik kartı, unutulmazdır ve çok güzeldir!
Yaşamda sürekli yeri kalacak olan onun öğretisidir, çok kıymetlidir!
Artık teksir kağıdına basılı savunmalar kalmadı!
Artık cezaevinde patates baskılı tebrik kartları yapan ve gönderen kimse de kalmadı!
Avukat Alp Selek ömrünü bu topraklara bıraktı.
Düşündüğü gibi yaşadı! Ne eylediyse düşündüğü gibiydi!
Yaşamına ve dünyaya sığdırdığı sosyalist olmanın onurunu yanına aldı ve gitti!
Onu uğurladık!
Yasını tutalım ama vedalaşmayalım…
(Fİ/HA)







