Bazen bir çocuğun kahkahası sadece kahkaha değildir. O kahkahanın içinde kendini var etme duygusu vardır. Kahkaha aynı zamanda özgürlüktür. Fakat ne yazık ki büyürken sadece kahkahalarımıza değil, oyunlarımıza, kıyafetlerimize, hatta hayallerimize bile sınırlar konulur.
Henüz bir çocukken katıla katıla kahkaha attığım zaman bana, “Sen bir kızsın, o kadar gülme, ayıp!” denildiği daha dün gibi aklımda. Bu sadece bir uyarı değildi, çocukluk dünyama çizilen keskin bir sınırdı. Bazı şeyler kızlara yasaktı, bazıları da oğlanlara… Sınır tanımayan çocukluk dünyamıza böyle böyle ket vuruldu. Bu sadece bir örnek, aslında etrafımız cinsiyetçi tabularla örülü. Ama bir o kadar da bunları ortadan kaldıracak, dalga dalga büyüyen kocaman bir umut var her yanımızda.
İşte bu dayatmaları alaşağı edecek kitaplardan biri var elimde. Elisabeth Brami ve Estelle Billlon-Spagnol’un yazıp resimledikleri, Burcu Uğuz’un çevirdiği Kız Çocuk Hakları Bildirgesi.
“Kız çocukların da erkek çocuklar gibi üstü başı pasaklı, saçları dağınık, yara bere içinde, kıpır kıpır olma, istedikleri mesleği seçme, her gün prenses olmak istememe, istedikleri kişiyi sevme hakkı vardır.”
Kitap, kız çocuklarının karşılaştığı cinsiyetçi kalıpları ve özgür ifade alanlarının önemini duygusal bir arka planla vurguluyor. Mizahi dili ve toplumsal cinsiyet odaklı yaklaşımıyla dayatmacı ataerkil zihniyeti yıkmaya aday bir metin. Kız çocuklarının oyun oynama, düşüncelerini özgürce ifade etme, seçim yapabilme ve eşit bir yaşam sürme haklarını eğlenceli ve yalın bir dille ele alıyor. 15 madde şeklinde kurgulanmış metin sadece çocuklara seslenmiyor, aynı zamanda yetişkinlere de çocukların dünyasını sınırlandıran toplumsal yargıları yeniden düşünme çağrısında bulunuyor.

Kitaplarda ısrarla yeniden üretilen cinsiyetçi algıya inat, böylesi toplumsal cinsiyet odaklı metinlerle karşılaşmak umut verici. Kız Çocuk Hakları Bildirgesi, tam da bu noktada bizler için güçlü bir eşlikçi oluyor.
Kitabın bir dönem “muzır neşriyat” olarak etiketlenmesi bile bu basmakalıplığa karşı olduğunun bir göstergesi. Varsın böyle değerlendirilmiş olsun, kitap sözünü söyledi ve söz yerine ulaştı.
“Özgür bir kadın, Irena Milewska”ya şeklinde bir ithafla başlayan Kız Çocuk Hakları Bildirgesi bir kez daha gösteriyor ki kadınların, çocukların sesi bir şekilde duyulacak. Ne kadar çok bastırılsa bir o kadar güçlü çıkacak. Bazen bir saç örgüsünde buluşacağız, bazen sessiz bir çığlıkta…
“Susturulanlar duyulmak için yaygara koparacaklardır, sessizce de olsa.”
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü arifesindeyken; evde, sokakta, işte, savaş meydanlarında sesini duyuran, duyuramayan tüm kız kardeşlerime de bir selam olsun bu satırlar…
Buradayız, eksilmiyoruz, boyun eğmiyoruz.
Her daim eşlikçiniz, çocuk kitapları olsun…
(GE/NÖ)






