İfade özgürlüğü insan hak ve özgürlüklerinin korunması ve geliştirilmesi açısından kritiktir. İnsan hakları ilkeleri herkesin insan onuruna yakışır bir yaşam süreceği bir düzen için çaba sarf eder. İnsan İnsan onuruna yakışır bir yaşamın ne olduğunu veya olmadığı üzerine düşüncelerimizi belirtmemiz ifade özgürlüğü ile mümkündür.
Gerek insan onuru kavramı gerekse de fikirler konusunda 2 Ekim’de kaybettiğimiz Prof. Dr. İoanna Kuçuradi hocamızın yürüttüğü kıymetli tartışmalar bulunuyor.
İoanna hocamızın söylediği “fikirler saygı konusu değildir” sözü derindir. Esasen, bu ifade derinliği kadar insan hakları açısından da temel bir hususu ortaya koyuyor: Fikirler cezalandırılmaz. Yani ifade özgürlüğü suç değildir.
Fikirler, düşüncelere karşısında ancak ve ancak fikirler ve düşüncelerle mücadele edilir.
Erişime engellenen hesaplar ve ifade özgürlüğü
Son günlerde çok sayıda sosyal medya hesabının kapatılması ifade özgürlüğünün ne kadar kritik bir hak olduğunu tekrar gösterdi. Engellenenler arasında İfade Özgürlüğü Derneği, Engelli Web ve Prof. Dr. Yaman Akdeniz’in hesaplarının olması muhtemelen en ironik olanıdır. Çalışma alanı bu tür engellemeleri duyurmak olan hesapların kapatılması kamuoyunun ifade özgürlüğüne daha fazla dikkat kesilmesi gerektiğinin işaretidir.
Ayrıca, T24 internet sitesinin ve hesaplarına erişimin engellenmesi de bu bağlamda dikkat edilmesi gereken bir diğer işarettir.
İfade özgürlüğü karanlık yolların, zor anların yol arkadaşıdır
Bu hak yaşamımızı etkileyen politikalar ve uygulamalara dair görüşlerimizi açıklamamızı mümkün kılan bir anahtardır. Bu hak salt makro konular değil yaşadığımız evin, binanın, sokağın veya mahallenin durumu hakkında bilgi yayma ve almamızın güvencesidir.
Çatışma, şiddet, yoksulluk, ayrımcılık vb. sorunları tespit etmemizin teminatıdır.
Bu sorunların görünür kılınması. Sorunlara dair çözümü olanların sesinin duyulması da ifade özgürlüğü ile mümkündür. O anda çözümü olmayanların çözümü konuşması da ifade özgürlüğünün düzeyine bağlıdır.
İfade özgürlüğü en karanlık yolları aydınlatan ve zorlu yolları geçmeyi kolaylaştıran bir haktır. İnsanların ellerindeki en güçlü araç düşüncesi ve bunu yayabilmesidir. İfade özgürlüğü bunun güvencesidir.
İfade özgürlüğü;
Savaşa hayır diyenlerin, barış isteyenlerin,
Yoksulluğa hayır diyenlerin, gelirde adalet isteyenlerin,
Her türlü ayrımcılığa hayır diyenlerin, eşitlik isteyenlerin yol arkadaşıdır.
İfade özgürlüğüne ilişkin ihlallerin etkisi büyüktür
Esasen, ifade özgürlüğü alanındaki ihlaller hem doğrudan ilgili kişi veya kurumu etkilemekte hem de diğer hak alanlarına da olumsuz bir biçimde yansımaktadır. Güncel durum açısından erişimi engellenen hesaplara dair ihlaller diğer haklardan izole biçimde gerçekleşmiyor.
Örneğin, 1 Ekim 2024’ten devam eden ve biz insan hakları savunucularının desteklediği Kürt Meselesinin barış çözüm sürecine de olumsuz etki etme riskini gündeme getiriyor. Mevcut politikalardan farklı görüş bildirdiği için erişime engellenen hesapların diğer konularda da görüşlerini ifade etmesi engelleniyor. Benzer şekilde, başka kişilerin ve sosyal medya hesaplarının da Kürt Meselesi ve devam eden sürece dair görüşlerini ifade etmesine ket vurma ihtimali mevcut.
Devam eden sürecin başarıya ulaşması ile demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları alanındaki ilerlemeler arasında sıkı bir bağ bulunuyor. Bu bağı daha da güçlendirecek olan yol ve yöntemlerinde başında gelen insanların, kurumların bu konudaki görüşlerini ifade edebilmesidir.
Benzeri bir analiz diğer hak kategorileri için de yapılabilir.
İfade özgürlüğü güvence altına alınmış bir haktır
İfade özgürlüğü ulusalararası insan hakları belgeleri ve anayasanın güvencesi altındadır. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 19. Maddesi şu şekildedir: “Herkesin kanaat ve ifade özgürlüğüne hakkı vardır; bu hak, müdahale olmaksızın kanaat taşıma ve herhangi bir yoldan ve ülke sınırlarını gözetmeksizin bilgi ve fikirlere ulaşmaya çalışma, onları edinme ve yayma serbestliğini de kapsar.”
İHEB’in yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi de ifade özgürlüğünü güvence altına almıştır. AİHS’in 10. Maddesi, “Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak, kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın ve ülke sınırları gözetilmeksizin, kanaat özgürlüğünü ve haber ve görüş alma ve de verme özgürlüğünü de kapsar.” demektedir.
Kişinin bir görüşe sahip olması kadar o görüşünü ifade etmesi ve yaygınlaştırması da evrensel bir haktır. Benzer şekilde, paylaşılan bir görüşü öğrenme de güvence altındadır.
Bu bakımdan, engellenen sosyal medya hesaplarının hem hesabın sahipleri hem de hesabı takip edenlerin ifade özgürlüğünü ihlal etmesi söz konusudur.
Herkesin sahip olduğu ifade özgürlüğünün gerçek anlamda kullanılabilmesi ancak müdahale olmaksızın mümkündür.
İfade özgürlüğü sadece uluslararası belgelerde değil anayasa da güvence altına alınmıştır. Anayasanın 26. Maddesi de ifade özgürlüğü hakkını düzenlemektedir. Herkesin ifade özgürlüğüne sahip olduğunun vurgulandığı ilgili madde devamı kısıtlamaların çerçevesini sunuyor.
26. Maddenin kısıtlamaları ele aldığı bölüm çerçevesinin ziyadesiyle geniş olduğu ve yoruma imkan sunduğu göze çarpıyor.
İfade özgürlüğü ihlalleri caydırıcı etkiye yol açma riski içerir
Bir hak ihlalinin yol açacağı tek sonuç daha fazla hak ihlalidir. İfade özgürlüğüne ilişkin ihlaller de başka ihlallere yol açar. Hoşa gitmeyen görüşleri ifade edenlerin yargılanması, hapsedilmesi veya şiddet ortamının düzeyine bağlı olarak çeşitli fiziksel saldırılara maruz kalması mümkündür.
Hatta baskıcı hükümetler ve çatışmaların olduğu ortamlarda hoşa gitmeyen görüşleri ifade edenlerin öldürümesi de söz konusudur.
Tüm bu ihlaller sadece ifade özgürlüğünü kullananlar değil toplumun geri kalan kesimini de olumsuz etkileme riskini içerir. İnsanların görüşlerini ifade etmekten alıkoymak oto sansüre yol açabilir.
Mutlak sessizlik karşısında ifade özgürlüğü
Muhtemelen muktedirlerin tahayyül ettiği düzen mutlak sessizlikdir. Ancak, insanlar görüşlerini ifade etmekten geri durmaz.
“Fikirlerinize katılmıyorum. Ama fikirlerinizi ifade edebilmeniz için canımı bile veririm” sözü ifade özgürlüğünün ne kadar kritik olduğunu ortaya koyan bir ifadedir. Her ne kadar Voltaire’ye atfedilse de bu sözün gerçek sahibi İngiliz yazar Evelyn Beatrice Hall’dır.
Hall’ın geçtiğimiz yüzyılda ifade ettiği bu söz ifade özgürlüğünün kişi ve içinde yaşadığı toplum, dünya için ne kadar kritik önemde olduğunu ortaya koyuyor.
İfadeleri özgür kılmak için insan hakları mücadelesine devam...
(Oİ/EMK)







