Matematik ile anlatalım bu defa derdimizi. Nedir Boğaziçi Üniversitesi’nin beş senedir çektiği? Beş senedir “ülkenin gözbebeği” denen kurum neden haince baltalanıyor? Uzaktan bakanlar Boğaziçi Üniversitesi’nin son beş senede yaşadıklarının nasıl bir yıkıcı zihniyet ile gerçekleştiğini anlamayabilirler. Üniversite, herkesin içselleştirmemiş olduğu bir özgürlük ortamıdır sonuçta.
Yalan ile propagandanın el ele doruğa eriştikleri bir dönemi yaşıyoruz. Susturmak ya da satın almak dışında yöntem bilmeyenlerin hâkim gözüktüğü tuhaf, zor bir dönem.

Boğaziçi Konuşuyor
Çalışma odalarımızı, araştırma merkezlerimizi elimizden alıp, yılbaşında hediye dolma kalem yollayan hasta bir dönem. Hastalık Boğaziçi’nde başlayıp, Boğaziçi’nde bitmiyor elbette. Koyun gibi yaşamayı reddeden her insan, sürüye dönüşmeyi reddeden her kurum bundan nasibini alıyor. Ama çare kelimenin içinde yine, dönem döner. Dönem dönecek.
Neden matematik? Özel bir konumu olduğundan. Okumuş okumamış her insan önemini bildiğinden. Anlasa da anlamasa da doğruluğu konusunda şüphe duymadığından. Gerçek ile ilişkisini bozmanın mümkün olmadığından. Yalan ve propagandanın ulaşamadığından. Susturulacak da satın alacak da bir tarafı olmadığından. Dolma kalem olmadan tebeşirle bile ilerleyebildiğinden. Sovyet döneminin en zorba zamanlarında, sosyal bilimlerin sanatın nefes alamadığı, beste yapmanın suç olabildiği dönemlerde aileler çocuklarını matematiğe yöneltmişler. Düşünmeye, nefes almaya devam edebilsinler diye. Dünyaya kapalı, oldukça kopuk yaşansa da matematik zorba dönemlerden en az zararla çıkmış.
Yalan ve propaganda üreticileri sabahtan akşama “yerli ve milli” kelimelerini ağızlarından düşürmüyor ama toplum olarak nesillerdir kıymet verdiğimiz değerleri çarçur ediyor. “Hocam” kelimesinin, “Sayın hâkim” kelimesinin anlamı olduğu zamanlar o kadar da uzak değil. Neden bu insanların toplumda özel bir itibarı vardı? Hukuk usulünü de esasını da anlaması öğrenmesi büyük zaman ve emek alan bir konuydu. Matematik gibi. Bu konularda ilerlemiş insanlara güvenilirdi. Bir üniversite hocasının gücü bilgisinden, bir hâkimin gücü hukuk ilkelerinden gelir, gerçek ve doğru ile ilişkilerinin satın alınamayacak değerler olduğuna inanılırdı. Ya bugün?
İktidarın kontrolü altındaki basın organlarını dinleyen bir insan, Boğaziçi Üniversitesi hakkında ne kadar bilgi sahibi olabilir? Hukuk Fakültesi kötü bir şey mi, niye açılmasın? Bu akademisyenler niye İletişim Fakültesi istemezler? Koca memleketi idare eden neden bir üniversite hakkında karar veremesin ki? En iyi üniversitenin başına getirilmiş kişi, neden işe kimin alınacağına karar vermesin ki?
Siyasi görüşlerini, kişisel zaaflarını dizginleyememiş bir yönetici, bir üniversiteye büyük zarar verebilir. Hele arkasına iktidar gücünü almışsa. Uzaktan bakan da siyasi görüşleri ve kişisel zaaflarının etkisi altındadır. Matematik, bu etkilerden arınmış olduğundan, Boğaziçi Üniversitesi’ne verilen büyük zararı, oynanan kirli oyunu görmeye yardımcı olur.

Örnek, İstanbul Matematik Bilimleri Merkezi (IMBM). 2006 yılında Boğaziçi Üniversitesi kampüsünde, İstanbul’un çeşitli matematik bölümlerinin işbirliğiyle, ülkenin en eski ve büyük inşaat şirketlerinden birinin şartlı bağışı ile yapılarak açıldı. Şartlı bağış kararı Üniversite Yönetim Kurulu’ndan oybirliği ile geçti; bağış sahibi ile rektör arasında protokol imzalanarak, tüm inşaat, üniversiteye en ufak bir mali yük getirmeden, şirketin elemanları tarafından yapıldı. İnşaat dediysem sakın bugünün boyutlarında anlamayın: 66 metrekare üzerine oturmuş, iki katlı, bir seminer odası, üç ofis ve çatı arasında iki misafir lojmanı olan bir evden bahsediyorum. Dedim ya, matematik fazla masraf istemez. Bir karatahta, tebeşir ve etrafında düşünen birkaç insan, insanlığın yarattığı en uzun hikâyeye katkıda bulunabilir.
16 yıl boyunca, IMBM binası Türkiye’nin dört bir yanından matematikçiler ve onların yabancı ziyaretçileri tarafından düzenlenen matematik etkinliklerine ev sahipliği yaptı. 16 yıl boyunca seminerler, temalı düzenli toplantılar, uluslararası çalıştaylar, konferanslar, özel konularda dersler, doktora ve ileri düzeyde yaz/kış okulları düzenlendi ve binden fazla konuşma yapıldı. IMBM, yerel/ulusal/uluslararası araştırmacıların mütevazı ama huzurlu bir ortamda bir araya gelip matematik tartışmaları ve araştırma yapmaları için kolay ulaşılabilen bürokrasisi basit ama net bir ortam sağladı. 15 üniversiteden 60 araştırmacı ve doktora öğrencisinin yer aldığı TÜBİTAK doktora ağına dört sene boyunca ev sahipliği yaptı, Türk Matematik Derneği (TMD), Avrupa Matematik Derneği (EMS) gibi matematik derneklerinin toplantı mekânı oldu.
Uluslararası seçkin beş matematikçiden oluşan bir Bilimsel Danışma Komitesi tarafından yıllık faaliyet raporlarıyla denetlendi. Bu raporlar Boğaziçi Üniversitesi Rektörlüğü başta olmak üzere IMBM’nin tüm bileşenleriyle sürekli olarak paylaşıldı. İçinde Avrupa’nın en önemli yirmi merkez ve enstitüsünün bulunduğu “Matematik Avrupa Altyapısı” projesinin bir parçası oldu ve bu kurumların oluşturduğu birliğin (ERCOM) üyesi kabul edildi.
Dünyanın her yerinde böyle merkezleri bünyelerinde ağırlamak üniversitelere prestij getirir, üniversitenin tanınmasını sağlar. IMBM binasının Boğaziçi Üniversitesi’nde bulunması da üniversiteye uluslararası görünürlük kazandırdı. Ve tüm bu tarihin, emeklerin ve başarıların sonunda ödül ya da teşekkür olarak 24 Mayıs 2022 sabahı IMBM’nin anahtarları değiştirilerek IMBM binası matematikçilerin elinden alındı.
Üniversitenin Yönetim Kurulu kararı hiçe sayılarak, şartlı bağış kenara itilerek ve Matematik hiçe sayılarak.

Matematikçiler tüm dünyada örgütlüdür, birbirlerinden haberdardır. IMBM’nin başına gelen tüm dünyada yankı buldu. Atanmış rektöre mektuplar yağdı. Budapeşte ve Tel Aviv arasında başka böyle bir merkez yok, yapmayın dendi! Yalan ve propaganda makinesi burada da çalıştı. 400 senelik Fransız Bilim Akademisi’nden gelen mektuba verilen cevap, bir karikatür gibi durumu anlatıyor: Atanmış rektör İngilizce ile yetinmemiş, son derece özenle yazılmış Fransızca bir mektup yazdırtmış. Ne diyor dersiniz mektup? Boğaziçi Üniversitesi içinde hiçbir merkezi kapatmamış, göreve geldiğinde “bazı matematikçilerin” 16 senedir bir binayı “işgal” ettiklerini keşfetmiş ve gerekli soruşturmaları yapıyormuş! Soruşturmalar daha bir türlü yapılamadı, kimbilir belki de binanın işgal edilmek şöyle dursun, matematikçilerin tebeşirinden tuvalet kağıdına kadar ilgilenerek yarattıkları bir mekân ve ortam olduğu anlaşıldı… Ve matematikçiler binalarını talep etmeye devam ediyor. Başarıyorlar mı? Şimdilik maalesef hayır. Kötülük ve zarara doymayanlar, IMBM binasıyla yetinmediler, şimdi de matematik bölümünün kendisine saldırdılar. Yıllardır zaten en az iki kişi paylaşılan ofislerimize göz koydular. Eğitim döneminin ortasında başlayan saldırı, bu yazıyı yazdığım sırada ikisi üniversitede kırk yılını tamamlamış hoca olmak üzere altı hocamızın çalışma mekanlarından zorla çıkarılmasıyla devam ediyor.
Haklılar! Yalan ve propagandanın hâkim olduğu yerde matematiği yok etmek lazımdır! Ama güneş balçıkla sıvanmaz! Matematik olmadan üniversite olmaz.
IMBM’nin kaderini merak etmeyin sakın! Nasıl ki hapse atmakla insanların düşünmesi engellenemezse, mekân çalmakla da matematik engellenemez. Topoloji günleri, mantık günleri, operatör cebirleri konferansı derken IMBM faaliyetlerine devam ediyor, nerede karatahta bulursa! Ama Boğaziçi kaybediyor, İstanbul kaybediyor, Türkiye kaybediyor!
Matematiği durduramayanlar, üniversiteyi de çökertemeyecekler. Gencecik çocuklar söyledi: “Her şey daha güzel olacak!” Her şey daha güzel olmak zorunda çünkü!
Boğaziçi Konuşuyor
- Kayyım yönetimi altında 5. yıl dolarken: Hakikati bulmak – Esra Mungan (21 Ocak 2026)
- İdari personel: Görünmeyen emek, ağır yıldırma ve emeksiz yükselenler - Filiz Demircan (22 Ocak 2026)
- Bir üniversite nasıl çökertilir? - Cem Ersoy (23 Ocak 2026)
- Haklı olmanın gücüyle, dayanışmayı büyütmek için buradayız! - Nuh Seler Cebecioğlu (26 Ocak 2026)
- Kayyım yönetim altındaki Boğaziçi Üniversitesi’nde yaşadıklarım - Can Candan (2 Şubat 2026)
- Boğaziçi, Naci İnci konuşanı sindirmeye çalışsa da inadına konuşuyor - Tuna Tuğcu (4 Şubat 2026)
- [Matematik de çökmez, Üniversite de!] - Betül Tanbay (5 Şubat 2026)
- Bir husumet rejiminin pervasız hukuksuzlukları - Ünal Zenginobuz (6 Şubat 2026)
- Boğaziçi Üniversitesi’nde 2021’den beri süregelen sinema özelinde kültür-sanat kıyımı - Özcan Vardar (7 Şubat 2026)
(BT/VC)

![[Matematik de çökmez, Üniversite de!]](https://static.bianet.org/yazi/2026/02/05/matematik-de-cokmez-universite-de.png)








![[Matematik de çökmez, Üniversite de!]](https://static.bianet.org/big-yazi/2026/02/05/matematik-de-cokmez-universite-de.png)