Masalı tersyüz etmek: Babette Cole’un Kül Prensi üzerine
Çocuk edebiyatı uzun yıllar boyunca masalları yalnızca yeniden anlatmakla yetinmedi; onları sorguladı, dönüştürdü ve çağın ihtiyaçlarına göre yeniden kurdu. Özellikle 1970’lerden itibaren feminist çocuk edebiyatının yükselişiyle birlikte, klasik masalların görünürde masum ama derinlere yerleşmiş cinsiyet kodları eleştirel bir gözle okunmaya başlandı. İngiliz yazar ve illüstratör Babette Cole’un Kül Prensi (Prince Cinders) bu dönüşümün en eğlenceli ve en yaratıcı örneklerinden biri.
Cole, hepimizin yakından tanıdığı Sindirella masalını alıyor ve onu yalnızca cinsiyetleri değiştirerek yeniden anlatmıyor; masalın dayandığı bütün hiyerarşiyi ince bir mizahla yapıbozumuna uğratıyor. Hikâyenin merkezinde bu kez ev işlerini yapan, şömine temizleyen, ağabeylerinin gölgesinde yaşayan ve dış görünüşü nedeniyle küçümsenen genç bir prens var. Gösterişli kıyafetleriyle balolara gidenler ise kibirli ve yakışıklı ağabeyleri. Masalın en kritik anında ortaya çıkan peri de alışıldık anlamda kusursuz bir kurtarıcı değil; büyüleri sık sık ters giden, sakar ama sevimli bir karakter. Böylece Cole, yalnızca cinsiyet rollerini değil, masalların “mükemmel kurtarıcı” fikrini de mizah yoluyla sarsıyor.

Kül Prensi‘nin en önemli başarısı, toplumsal cinsiyet eşitsizliğini didaktik bir söyleme yaslanmadan görünür kılabilmesidir. Kitap hiçbir noktada “erkekler de ev işi yapabilir” ya da “kadınlar güçlü olabilir” gibi doğrudan mesajlar vermez. Bunun yerine okuru alışık olduğu düzenin tersine yerleştirir. Bir erkeğin sürekli küçümsenmesi, güzel olmadığı için alaya alınması ya da ev işlerine mahkûm edilmesi okura komik gelir; tam da bu kahkaha anı, yıllardır kadın karakterlerin benzer biçimde temsil edilmesini fark etmeye açılan kapıdır. Cole’un mizahı, tam da bu yabancılaştırıcı etki sayesinde politik bir işlev kazanır.
Ancak kitabın yaptığı şey yalnızca rollerin yerini değiştirmek değildir. Eğer metin yalnızca “erkek Sindirella” fikri üzerine kurulmuş olsaydı, kısa sürede etkisini yitirebilirdi. Cole bunun ötesine geçerek masalların güzellik, güç ve kahramanlık anlayışını da sorgular. Masal boyunca fiziksel görünüşün önemsendiği her an ironik bir dille boşa çıkarılır. Perinin büyüsünün kusurlu işlemesi, prensin kaslı ve gösterişli biri yerine küçük bir maymuna dönüşmesi ya da hikâyenin sonunda beklenen ihtişamın yerini absürt komediye bırakması, klasik masal estetiğini bilinçli biçimde parçalar. Bu yönüyle Kül Prensi, parodiyi yalnızca güldürmek için değil, eleştirel bir anlatım stratejisi olarak kullanır.
Babette Cole’un metni kadar illüstrasyonları da kitabın anlam dünyasının ayrılmaz bir parçasıdır. Kalın siyah konturlar, karikatürü andıran abartılı bedenler, büyük mimikler ve hareket duygusunu öne çıkaran çizgiler metindeki mizahı sürekli besler. Özellikle ağabeylerin narsistik tavırları, Kül Prensi’nin ezilmişliği ya da perinin beceriksizliği yalnızca sözcüklerle değil, çizimlerin ritmiyle de aktarılır. Çocuk okur, henüz ironiyi sözcük düzeyinde tam kavrayamasa bile görseller aracılığıyla bu mizahi tonu rahatlıkla hisseder. Bu nedenle Cole’un kitaplarında resimler anlatıyı süsleyen bir unsur değil, anlatının kendisini kuran temel bileşenlerden biridir.
Kül Prensi’ni değerli kılan bir başka özellik de çocuk okuru edilgen bir alıcı olarak görmemesidir. Kitap, çocukların toplumsal normları sorgulayabilecek eleştirel bir okuma becerisine sahip olduğunu varsayar. Mizahın içine yerleştirilmiş küçük ayrıntılar, tekrar okumalarında yeni anlamlar keşfetmeye olanak tanır. Böylece eser yalnızca okul öncesi ya da erken okuma dönemindeki çocuklara değil, yetişkin okurlara da farklı katmanlar sunar. Çocuğa eşlik eden yetişkin, kendi çocukluğunda doğal kabul ettiği pek çok masal kalıbını yeniden düşünme fırsatı bulur.
Babette Cole’un çocuk edebiyatındaki genel yaklaşımı düşünüldüğünde, Kül Prensi onun üretim çizgisinin doğal bir uzantısıdır. Cole, kariyeri boyunca aile, beden, cinsellik, doğum, ölüm ve toplumsal roller gibi çocuk edebiyatında uzun süre tabu sayılan konuları mizahın sağladığı özgürlük alanında ele almıştır. Bu nedenle Kül Prensi, yalnızca başarılı bir masal parodisi değil, çocuk edebiyatında normları sorgulayan daha geniş bir estetik ve politik tavrın da temsilcisidir.
Bugün, klasik masalların hâlâ büyük ölçüde benzer cinsiyet kodlarıyla dolaşımda olduğu düşünüldüğünde, Kül Prensi güncelliğini koruyan metinlerden biri olmayı sürdürüyor. Çünkü kitap, çocuklara “doğru” cevapları vermek yerine, alışılmış olanın neden alışılmış olduğunu sorgulatıyor. Belki de iyi çocuk edebiyatının en önemli işlevi tam olarak budur: Dünyayı açıklamak değil, ona başka türlü bakabilmenin mümkün olduğunu hissettirmek. Babette Cole da bunu, kahkahanın dönüştürücü gücünü kullanarak başarıyor.
(HÖ/HA)
Çocuk hakları masaları: Kimler içeride, kimler dışarıda?
Oyun oynama bozukluğu mu, ebeveyn tutumlarının görünür sonucu mu?
ÇATIŞMASIZLIK SÜREÇLERİNDE ÇOCUK HAKLARI
Savaş biter, travma kalır: Çocukların ruhunda devam eden savaş
2025 TBMM ÇOCUK HAKLARI GÜNDEMİ
"Görünen, görünmeyen ve geciken hakikatler"
Tiktok kuşağı: Çocukların dikkati, kimliği ve güvenliği nasıl değişiyor?