3 Ocak’tan bu yana dünya, Venezuela’da olanları konuşuyor. Gerçekten de siyasi literatüre geçecek bir vaka ile karşı karşıyayız. Yaşananların önü-arkası bu yazının konusu değil; fakat beraberindeki tartışmaların tekrar Makyavel’e dönmesi de tesadüf değildir. “Çıkarlar söz konusu ise siyasette her şey caizdir” söylemi etrafında dönenler, ABD ve Trump’ı mimliyor. Bununla birlikte her türlü gücün kullanımı da 15. yüzyıla referansla dolaşıma sokuluyor. Öyle görünüyor ki herkesin kendisine göre bir Makyavel yaratıp ve onu konuşturma süreci bitecek gibi değil.
Bu bağlamda, geride bıraktığımız son beş yıl ve 2026’nın daha başından bakınca Makyavel, popülist siyasetin yükselişi ve kurumsal krizler bağlamında hâlâ günceldir diyebiliriz. Bugünün dünyasında Makyavel’i okumak, siyasal iktidarın kutsal ve ahlaki maskelerini yırtıp atan birinin rehberliğine başvurmak demektir. Makyavel, 2026 perspektifinden bakıldığında hem bir “tehdit analisti” hem de kriz anlarının kaçınılmaz “stratejisti” olarak güncelliğini korumaktadır. Çünkü kendisi, popülist liderliğin özündeki rıza ve güç dengesini yüzyıllar önce formüle etti. Popülist liderler, halkın “ezilmeme” arzusu ile “elitlerin” yönetme hırsı arasındaki çatışmayı kullanarak iktidarlarını kurarlar. Modern popülist liderler, içinden geçtiğimiz sosyal medya ve algı yönetimi çağında ikna ve rızayı, baskı ve otorite ile birleştirerek esnek bir mizaç sergilerler. Yine “nasıl göründüğü” meselesi hakeza günceldir.
Cemal Bâli Akal’ın perspektifiyle Makyavel, modern devletin “meşruiyet masallarını” sarsan bir düşünürdür. Otoriter rejimler, Makyavel’i genellikle bir “tiranlık el kitabı” olarak araçsallaştırsa da o aslında gücün meşrulaştırılmamış çıplaklığını ifşa eder. Makyavel, gücü egemenlik veya ulusal irade gibi modern soyutlamalarla örtmez; iktidarın arkasındaki çıplak şiddeti gösterir.

Makyavel: Canlı, tozlu ve entrika dolu bir doktrin
Siyasetin trajik karakteri
Toparlarsak bu başlığı, Makyavel’in güncelliği, modern dünyanın “istikrarsızlık ve kriz” karakterinden kaynaklanır. Bu düzensizlik hali oldukça Makyavel de güncel kalacaktır. Modern devletlerin siber savaş, dezenformasyon ve psikolojik harekâtları, ahlaki kaygıların ötesinde devletin bekasını (raison d'état) önceleyen Makyavelist bir stratejik aklı yansıtır. Isaiah Berlin’e göre Makyavel’i, Hıristiyan ahlakı ile devlet insanı erdeminin asla uzlaşamayacağını göstererek, değerlerin çatışmalı doğasını keşfetmiştir. Bugünün çok kutuplu ve çatışan ideolojiler dünyasında bu keşif, siyasetin trajik karakterini anlamamızı sağlar.
Ve evet, popülist liderlerin kitleleri nasıl büyülediğini, otoriter rejimlerin korkuyu nasıl kurumsallaştırdığını ve küresel çatışmaların neden kaçınılmaz olduğunu anlamak için Makyavel, iktidarın kutsal giysilerini soyan en dürüst aynadır. “Siyaset, ahlakın bittiği yerde başlar” deyişi doğru kabul edilecekse; Makyavel bize bu sınırın coğrafyasını çizen kişidir.
Bu yazının ikinci bir başlığı da Cemal Bâli Akal, “Görünmeyen Machiavelli” adlı eseri üzerine kısa bir tartışmadır. Önemli bir eser olduğunu düşünüyorum. Çünkü Makyavel üzerine inşa edilmiş asırlık tozlu rafları ve yerleşik akademik ezberlere esastan karşı gelmektedir. Akal’ın kitaptaki temel amacı, Makyavel’i modern siyaset düşüncesinin içine sıkıştıran veya onu sadece “kötülüğün öğretmeni” olarak yaftalayan sığ yaklaşımlardan kurtarıp, onun “görünmeyen" veya “az görünen" özgün yanını ortaya çıkarmaktır. Kitap adının “Görünmeyen Makyaveli” olmasının nedeni de bu.
Kitapta nelere değinildiğine bakalım.
Akal’a göre kurtulmamız gereken ilk ve en büyük engel “Makyavelizm” saplantısıdır. Yaygın kanaatin aksine, Makyavel “amaca giden yolda her şey mubahtır” parolasının yaratıcısı değildir; o sadece tarihteki eşitsiz güç ilişkilerinin zaman dışı mantığını okumuş ve anlatmıştır. Akal, yöneticilerin nasıl yöneteceklerini veya nasıl “kötü” olacaklarını Makyavel’den öğrenmeye ihtiyaç duymadıklarını, zaten tarih boyunca güç sahiplerinin kendi çıkarları doğrultusunda hareket ettiklerini vurgular. Dolayısıyla Makyavel kimseye ders vermemekte, sadece gücün çıplak mantığını ifşa etmektedir. Fakat kendisi bu kötülüğün rasyonalize edilmesinde araçsallaştırılmıştır.
Siyasetin gökyüzünden yeryüzüne inişi
İkinci bir durum modern devlete ilişkindir.
Akal’a göre Makyavel’in bir “modern devlet” kuramcısı olduğu yönündeki genel kanı yanlıştır. Yazara göre Makyavel, modern siyasi kuramın vazgeçilmez kavramları olan egemenlik, sosyal sözleşme, ulus iradesi ve süreklilik gibi soyutlamaları asla düşünmemiş ve düşünmemiştir. Modern devlet kuramı (Hobbes ve Suarez gibi isimlerle), devlete ölümsüz bir “ruh” ve süreklilik kazandırır. Oysa Makyavel, dünyadaki hiçbir şeyin sonsuz olmadığını, her şeyin dağılmaya ve ölmeye mahkûm olduğunu bilen bir gerçekçidir.
Üçüncüsü; Akal, Makyavel’i anlamak için onun Lucretius’un De Rerum Natura eserini bizzat kopyaladığını ve sadık bir izleyicisi olduğunu hatırlamamız gerektiğini söyler. (Lucretius için bkz: 3 Ocaktaki yazı) Bu bağlamda Makyavel, idealist-teleolojik gelenek yerine; Epikuros, Lucretius, Spinoza ve Marx hattında duran bir maddeci, belirlenimci ve kuşkucudur. O, olayları ilahi veya ulusal bir “irade” ile değil, “Fortuna” (talih/zorunluluk) ve “Virtù” (beceri) arasındaki bitmeyen çatışma üzerinden okur der Akal.
Sonuç olarak, Cemal Bâli Akal için Makyavel, siyaseti gökyüzünden yeryüzüne indiren; iktidarın kutsal giysilerini soyarak onu her türlü teolojik ve modern kutsaldan arındıran bir çıplaklıkla karşımıza diken kişidir. O, yöneticileri değil, yöneticilerin halkı nasıl kandırdığını gösteren, perdenin arkasını işaret eden bir ustadır.
Bir dipnot olarak, Louis Althusser’in “Makyavel’in Yalnızlığı” metnine de değinmek isterim.
Althusser’e göre Makyavel sürekli bir tartışılma hali var ve Makyavel onu okuyan herkesi yandaş/hasım olmak üzere ikiye böler. Bu bölünme her şart ve dönemde mevcuttur. Makyavel’i açıklayan uzmanların sürekli onu bir çizgiye çektiklerini ve bunun sürdüğünü ima eder. Althusser de Makyavel’in derdinin “monarşi mi cumhuriyet mi” gibi rejim tercihi olmadığını söyler.
***
Bu yazı dizisi boyunca, özetle şunu gördük; Makyavel, 16. yüzyılın çalkantılarından süzülüp gelen sesiyle, 21. yüzyılın karmaşasına ışık tutmaya devam etmektedir. O, siyaseti hayallerden arındırıp, insan iradesinin, stratejinin ve gücün somut dünyasına indirmiştir. Onun felsefesi, “amaca giden her yol mübahtır” diyen kaba bir pragmatizm değil, zorlu koşullarda ayakta kalmanın ve "ortak iyiliği" korumanın trajik ama rasyonel bir analizidir.
2026 yılından bakıldığında, Prens’in artık tek bir birey değil, bazen bir algoritma, bazen bir siyasi organizasyon, bazen de demokratik bir dayanışma bilinci olduğunu görüyoruz. Ancak değişmeyen tek şey, Makyavel’in vurguladığı Virtù ve Fortuna arasındaki o ebedi savaştır. Talih (Fortuna) hâlâ öngörülemez fırtınalarıyla devletleri ve toplumları sarsarken; beceri, akıl ve cesaret (Virtù) bu fırtınaları yönetmenin yegâne yolu olarak durmaktadır.
Kaynakça
- Louis Althusser - Makyavel'in Yalnızlığı ve Başka Metinler
- Cemal Bâli Akal - Görünmeyen Machiavelli
(SB/TY)




