550 sayfalık belgesel roman Kudüs’te Hayal’in* okunması, doğrusu benim için zaman aldı. Üç ayrı yerde yanımda taşınarak okundu kitap. Yukarıdaki alıntı paragrafı üç kez peş peşe okuyunca sanki bu roman ulaşılması hedeflenen menzil Kudüs’ün zorlanılarak çıkılan bir yükseltisinden şehre bakılınca hayal değil de, gerçeklik olduğunun ifadesi gibi geldi bana.
Ali Kemal Şahin bir yanıyla hedefini çok iyi belirlemiş bir “nişancı” ve çiçeği burnunda yazar. Ama bir başka yanıyla da sahici bir seyyah / gezgin.
Öyle ki daha çocuk yaşta okuduğu bir kitap olan Jules Verne’in “İnatçı Keraban”ı tetikleyici rehber olmuş kendisine. Nitekim Keraban’ın inadını da işlemiş romana. Başka birçok belgeyi titizlikle işlediği gibi.
Alışıldık bir roman değil Kudüs’te Hayal. Dünyalığını sağladıktan sonra elini eteğini “dünyalık” işlerinden çekerek, çocukluk hayalinin gerçeğe dönüşümünün serüveni bir anlamda.
Önüne hedef olarak koyduğu on ve daha ötesi yıl içinde aynı oylumda 7 cilt daha yazıp yayımlatacağı 8 ciltlik bir nehir destansı romanın ilk kitabı diyor yazar Kudüs’te Hayal için.
Malatya’dan yola düşerek, doğu şehirlerinin kadirbilir yol boyu dostlarının yarenliği ve ev sahipliği üzerinden detaylara, hem de ince detaylara, ama sıkmadan yormadan yer yer ders verir gibi bir anlatı romanı olmuş Kudüs’te Hayal.
Kitabın sonunda çok uzun ve detaylı bir kaynakça bölümü de var. Üşenmeyip saydım 200’ü aşan kitap ve bu sayıdan çok çok daha fazla dergi, makale, web sitesi taranmış notlar alınıp dosyalar oluşturulmuş. Ve romanda adı geçen tüm yerlere / mekânlara turist değil araştıran gezgin gibi gidilmiş, görülmüş, notlar alınmış.
Sadece Kürdün değil, coğrafyanın sakinleri olan diğer tüm halkların da şahsiyetleri üzerinden bir anlatı olmuş. Selahaddin-i Eyyubî ziyadesiyle kaftanından sıyrılarak okurun gözünde adeta “kendinden biri” misali arzı endam ediyor uzun sayfalar boyunca.
Çokça özlü sözler, kitapların damıtılmış iz bırakan bölümleri, halkların tarihsel süreç içinden akıp gelen alışkanlıkları ve birbirleriyle ilişkileri, okuyanı bir kez daha; önceden biliyorsa bilgisinin pekişmesini, bilmiyorsa da adeta şaşırarak öğrenmesini sağlıyor uzun sayfalar boyunca…
Kudüs’te Hayal elbette upuzun bir yola düşüş ve yolda olma hali. Ama bunun mutlulukla varılan / varılacak olan yer değil, gidilen yol ve elbette önce yol arkadaşı sonra yol olduğunun bilinciyle.
Romanın ana karakteri Malatyalı bir Kürt Alevi olan Mazlum. Öyle bir roman kahramanı ki; Kürtlerde çok önemli arka planı olan Dengbêjliğe de göndermelerle adeta çağının “hikaye anlatıcısı” gibi roman boyunca kendini de odağa oturtarak hikâye anlatıyor, ya da diğer karakterlere anlattırıyor.
Kudüs’te Hayal romanı 1800’lerin hemen sonu ile başlayıp 1900’lerin ilk çeyreğinde biten bir zaman dilimine hapsedilmiş.
“Kudüs” ve “Hayal” romanın kahramanı, aslında yer yer de yazarın bizzat kendisi olarak “Mazlum” kişiliğinde Malatya’dan başlayan bir “Hayal…” gibi görünse de! Menzil olan Kudüs’e ulaşılınca üçlü bir gerçekliğe dönüşüyor.
Biri, adına “milli hissiyat” denmesi gerekli bir ölümsüz ve tüm zamanlardan azade hayalden gerçekliğe dönüşen Selahaddin sahici karakteri. Selahaddin’in bir zamanların Kudüs’ünü fetheden ve orada iz bırakan bir şahsiyetinin şehri olması!
İkincisi; inançsaldır ama, İsa’nın o şehrin sokaklarında çarmıhla ve çıplak ayakla yürütülürken inancından taviz vermemesi ve ruhunun o şehrin göğünde yücelip yükseldiğine olan inancın gerçekliği!
Üçüncüsü ise; aşk, Şira’ya olan kudretli aşk. Ve finale bırakılan mektuptaki şiirin dizeleri;
“Bu şiir bir kişiye yazıldıysa da
Söylenmiş hiçbir söz kaybolmazmış evrende
Sözlerimiz aşka dairdir, aşka dair
Özümüz bir, sözümüz bir, duygumuz birdir
Fırat, Dicle gibi ummana karışır sözlerimiz
Eriyip harman olur, okyanusta birleşir özlerimiz…”
Peki Kudüs’te Hayal’in okunması sonrası önerin ne diye sorulacak soruya ise şöyle derim: Yazarın Ehmedê Xanê’den referansla Nubara Biçûkan kitabının dizelerindeki gibi;
“Ne ji bo sahîb revacan
Belkî ji bo biçûkê kurmancan”dan yola çıkarak tercihten öte bir “zorunluluk” olarak bu romanı yazdığını ve okunmasını isteğidir sanki aslolan.
Ben tabii ki sadece okumakla kalmayıp kitabın yayımlanmasından hemen sonra bir etkinlikte yazarı ve editörünü dinledim sonra da epeyce kitap üzerine sohbetler ettim kendisiyle. Sonuç itibarıyla okuyun derim. Sevdim bu kitabı, okuyun pişman olmazsınız…
*Kudüs’te Hayal, Ali Kemal Şahin, Belge Yayınları
(ŞD/HA)







