Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, ilk toplantısını 5 Ağustos 2025 tarihinde yaptı. O günden bu yana komisyon 20 toplantıdan 16’sında 178 kişiyi dinledi. Artık gözler komisyonun hazırlayacağı raporda, hazırlanan taslak Meclis’te grubu bulunan partilerin temsilcileri tarafından değerlendirildi. Komisyon raporunun 17 Şubat günü yapılacak oturumda oylanması ve son halini alması bekleniyor.
Kulislerden sızan bilgiye göre rapor, 7 temel başlık ve eklerin yer aldığı 60 sayfadan oluşuyor. İlk beş bölümde komisyonun çalışmaları kronolojik olarak aktarılıyor. Raporun özünü oluşturan bölümler ilk 37 sayfada toparlanmış durumda. İlerleyen sayfalarda ise komisyon çalışmaları, kimlerin dinlendiği ve partilerin sunduğu raporlar yer alıyor.
Raporda 7 temel başlığın yanı sıra ek bölümler var. Rapor altmış sayfadan oluşsa da önemli kısmı ilk 37 sayfada yer alıyor. Devam eden sayfalarda komisyon neler yaptığı, kimleri dinlediği, partilerin sunduğu raporlar vb gibi teknik anlatılar var.
Ana başlıkların ilk 5 bölümü sürecin başlangıcından günümüze kadar kronolojik çerçeveden oluşuyor.
İlk bölümde komisyonun kuruluşu, Meclis açılışında Bahçeli’nin el sıkışması ve Erdoğan’ın konuşmaları ile atılan adımlar sonucu komisyonun kuruluşu, çalışma prensipleri, ilkeler yer alıyor.
İkinci bölümde komisyonun “Terörsüz Türkiye” hedefi, demokrasinin güçlenmesi hedefi, kalkınma ve ekonomik refah artışı hedefi gibi başlıklar yer alıyor.
Üçüncü bölümde "Türk-Kürt kardeşliğinin tarihi kökleri ve kardeşlik hukuku" başlığında bir anlatı var. Bu başlık altında dikkat çeken Kürt sözcüğünün sadece beş kez kullanılmış olması. Bunların bir kısmı da “Türk-Kürt kardeşliği” şeklinde ifadeler içinde yer alıyor. ‘Terör’, ‘terörist’, ‘terör örgütü’ ifadeleri ise sıkça karşımıza çıkıyor. Dinlenen 178 kişiye rağmen raporda Kürt sorunu konusunda herhangi bir özeleştiri yer almıyor.
Dördüncü bölüm ise komisyon dinlemelerinin analizi, dinlenen kişilerin ve partilerin ortaklaştığı konulardan oluşuyor.
Beşinci bölümde örgütün kendini feshetmesi ve silah bırakma sürecine yer verilmiş.
Çarşamba günü oylanacak olan taslak raporda, yapılacak yasal düzenlemelerin PKK’nin silah bırakmasının pratikte kesinleşmesi ve devletin yürütme kurulu tarafından bunun tespiti gibi bir şarta bağlanıyor. Bu noktada silah bırakma ile yasal düzenlemelerin karşılıklı bir süreç olarak ilerlemesi bekleniyor.
Altıncı ve yedinci bölümler raporun en önemli kısmı. Altıncı bölüm, “Sürece ilişkin yasal düzenleme önerileri” başlığını taşıyor. Örgütün silah bırakması, örgüt üyelerinin durumu, toplumsal bütünleşme, izleme/raporlama mekanizmasına dair yapılacaklar sıralanmış. Ayrıca süreçte görev alanlara dair yasal güvence sağlanması önerisi yer alıyor.
Yedinci bölümde ise demokratikleşme için öneriler var. Yargının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarına uyması tavsiyesi, infaz eşitliğine dair öneriler, temel hak ve özgürlüklere düşünce, ifade, basın hürriyeti, toplantı gösteri yürüyüşleri önündeki engellemelerin kalkması, şiddet içermeyen eylemlerin terör tanımı içinde yer almaması dile getirilmiş.
Raporda ana dili ve eşit vatandaşlık konularına girilmemiş, “doğuştan gelen haklar” tanımı adı altında mevcut düzenlemelerde iyileştirmeler öngörülmüş. Raporda iki sayfalık bir final bölümü yer alıyor.

DEM Parti: Taslak metinde kabul etmeyeceğimiz yaklaşımlar var
Raporun partilerin üzerinde uzlaştığı bir metin olduğunu söylemek zor. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, düzenlediği basın toplantısında "Bizim mevcut taslağa yönelik eleştirilerimiz, aynı zamanda önerilerimiz de var. Kabul etmeyeceğimiz yaklaşımların da olduğunu ifade edelim. Bütün bu sorunlu başlıkların aşılacağına inanıyoruz, beklentimiz bu yönde" demişti.
Koçyiğit, pürüzlerin aşılıp aşılamayacağına dair soruya "Bazı konularda uzlaşılabilir, bu konuda bir sorun yok çünkü biz neye itiraz ettiğimizi söylemekle beraber aynı zamanda neyi önerdiğimizi de söylüyoruz" yanıtını verdi.
(Mİ)






