Türkiye’nin en çok okunan gazetesi Resmi Gazete malum. O kadar ki arada sırada yoğunluktan sayfaya girilemiyor.
Yazın son günü olan 31 Ağustos’ta bir karar yayımlandı. https://bianet.org/haber/eskisehirde-nadir-elementler-icin-2-milyon-metrekare-acele-kamulastirildi-322988 Eskişehir’in Sivrihisar ve Beylikova ilçelerindeki nadir elementlerin acele kamulaştırılmasına karar verilmiş.
Bu işlemin başındaki “acele” vurgusu aklıma Kemal Tahir’in karakterlerinin “Amanı bildin mi amanı? Aman hemen olsun, aman şimdi olsun” diyerek koşturmalarını getiriyor.
Kamu idaresi “amanı bildin mi amanı? Hemencecik kamulaştıralım, aman bir saniye geç kalmayalım” diye bağırıyor sanki. Eskiden birinin arazisi kamulaştırılınca genelde üstünden yol geçerdi, okul veya hastane yapılırdı. Artık bu devir bitti.
Sen köyünde oturuyorsun, diyelim. Önce çok büyük siyah arabaları olanlar geliyor. Tozlanmaya gelemeyen ayakkabıları, havalı güneş gözlükleri, pahalı takım elbiseleriyle boy gösteriyorlar. Keskin bakışlarla etrafı bir güzel inceliyorlar. Sonra o meşhur kararlar geliyor. Acilen kamulaştırılan yerler o siyah arabalıların şirketlerine hop diye gidiyor.
Şimdi şirkete vermek için kamulaştırılanların yanında bir de kamu eliyle yapılanlar özelleştiriliyor. E o da zaten şirkete gidiyor. Benim anlamadığım sonuç aynı ise neden bu işlere iki ayrı isim koyuyorlar?
Neyse biz gelelim benim şahsi meseleme. Nadir elementler nerede çıktı? Benim kütüğün olduğu köyde! Rahmetli babam da kendince nadir rastlanır insanlardandı. Hem ezbere uzun şiirler okuyup hem güreşte madalyalar kazanabilen biriydi. Şimdi anlıyorum ki yetiştiği topraktan olmuş.
Konu bu denli kişiselleşince ben de araştırmalarımı derinleştirdim tabii. Bu kamulaştırmanın önü arkası nerelere varıyor, bize de bir faydası var mı anlamak istedim.
Öyle kamulaştırmadan para alır mıyız, benim hisseme kaç para düşer merakı değil tabii. Kamulaştırılan alan epey büyük, nadir elementler gün yüzü görecek. Memlekette nadiren bulunan kıymetlerin kıymetini bilenler de buralara gelecek elbette.
İşte bu gelecek olanlar, bizlerin de kıymetini bilir mi, bizimle ilgili bir düşünceleri var mı diye meraklandım. Elbette varmış!
Epey gizli kapaklı toplantıyı çaktırmadan izlemek için elimden geleni yaptım. Köy kahvelerinde zaman geçirdim, tarlaların derelerin etrafında etrafa kulak kabarttım, günbatımı izliyorum diyerek boş arazilerde gezdim, Aşağı Kepen, Yukarı Kepen bırakmadım dolaştım. Öğrendiklerimi sizlerle paylaşıyorum.
Efendim, bu kamulaştırmaymış gibi yapılan özelleştirmelerin sonunda şirketler kendilerine bırakılan alanlarda bir tür beylik kuracaklarmış.
Evet, yanlış duymadınız. Her şirketin etrafı çitle çevrili, kapısında güvenliği olan beylikleri olacakmış. Bundan böyle beylikler kendi aralarında ticarete de başlayacakmış.
Eh bunca beyin, beyliğin olduğu yerde getir götüre, kazıya, çifte çubuğa, toz almaya, yemek yapmaya eleman gerekecekmiş.
Kamulaştırma kararlarının paylaşılmayan ekinde deniliyormuş ki “İşbu karar ekinde gösterilen arazide yaşayanlar ile nüfus kütüğü burada bulunanlar da gerekli hizmetlerin temini maksadıyla esas işi yapacak şirketin istifadesine sunulmak amacıyla kamulaştırılmıştır”.
Ben de o arada kamulaştırılmışım haberim yok!
(ÖE/EMK)







