Son dört beş aydır kadın öykülerini okuyorum. Bu öyküler üzerine düşünüyor, yazıyor, kadınların anlattıklarının izini sürüyorum. Bu süreçte Kültür Örüntüleri Kolektif Sanat Vakfı (KÖKSAV) ile tanıştım. KÖKSAV, biz kadınların yazma serüvenine cesaret veriyor, heyecanımıza heyecan katarak, kolektif çalışmayı büyütüyor.
Yazdıklarını yayımlama imkânı bulamamış kadınlar, belki de ilk kez öykülerinin somutlaşmış hâlini ellerinde tuttular. Bir zamanlar kâğıda döktükleri satırlar artık bir kitabın sayfalarında, okuruyla buluşuyordu
KÖKSAV, kadınların sesine ses, sözüne alan açıyordu.
Kolektif bir hafıza çalışmasının ürünü olan bu kitapların her biri, kapağından önsözüne kadar kadınların emeğiyle hazırlanıyor. TAR Yayınevi'nden çıkan Kadın Öyküleri Emek Serisi'nin ilk kitabı Pamuk Beyaz Kan Kırmızı, ardından, Boynumdaki Ağırlık ve geçtiğimiz günlerde yayımlanan üçüncü kitap Kirkit.
Üç kitapta da kadınların emeği ve yaşam mücadelesi ortak bir yerde buluşuyor. Erkek egemen düzenin içinde direnen, görünmeyen emeğiyle hayatı var eden, kimi zaman susmaya zorlanan ama anlatmaktan vazgeçmeyen kadınlar anlatılıyor. Üstelik bu öykülerin birçoğunu kaleme alan kadınlar, yazdıklarının bir gün kitap olup okurla buluşacağını belki de hiç düşünmemişti.
Bu kitaplar yalnızca öyküleri bir araya getirmiyor, kadınların kendi yaşamlarından yola çıkarak ortak bir hafıza da kuruyor.
Kirkit’in önsözünde de bu yaklaşım açıkça ortaya konuyor. Kitabın çıkış noktası, binlerce yıldır tarihin kurucu özneleri olmalarına rağmen çoğu zaman görünmez kılınan kadınların sesini duyurabilmek. Çünkü tarih yalnızca büyük olayların değil, gündelik yaşamın, emeğin, direncin ve umudun da kaydı.
Kitapta biyografik ve otobiyografik izler taşıyan anlatıların yanı sıra yaşam tanıklıkları ve ütopik denemeler de yer alıyor. Kurmaca ile gerçeğin zaman zaman iç içe geçtiği bu metinlerde kadınlar, sözcükleri yalnızca bir hikâye anlatmak için değil; yaşadıklarını kayda geçirmek ve umudu yeniden yeşertmek için kullanıyor.
Önsözdeki şu yaklaşım, kitapların taşıdığı anlamı özetliyor: Her kadının anlatılmayı bekleyen bir hikâyesi var.
Ben de okuduğum bu kitaplardan cesaret alarak kendi yazma serüvenimden bir öyküyü KÖKSAV'ın kadın emekçilerine gönderdim. Daha önce kaleme aldığım ama yayımlama olanağı bulamadığım öykümün kitapta yer alması beni çok sevindirdi.
“Kurbağalar ve Kitaplar” benim ilk kısa öyküm. Ve ilk kez yayımlanıyor.
Bir öykünün ilk kez okurla buluşması başlı başına heyecan verici. Ama bu heyecanın kadınların birbirine alan açtığı, birbirinin sesini duyduğu ve birbirine cesaret verdiği bir çalışmanın parçası olarak yaşanması benim için çok daha anlamlı.
Kadınların öykülerini buluşturan, kadınları da bir araya getiren Kültür Örüntüleri Kolektif Sanat Vakfı’nın kadın emekçilerine teşekkür ediyorum.
Çünkü kadınların hikâyeleri anlatıldıkça çoğalıyor, yazıldıkça görünür oluyor. Her bir öykü, yalnızca onu yazan kadının değil, benzer deneyimlerden geçmiş başka kadınların da sesi olabiliyor.
Pamuk Beyaz Kan Kırmızı, Boynumdaki Ağırlık ve Kirkit...
Birbirinden değerli kadın yazarların yaşadıklarından, düşlerinden, mücadelelerinden ve hafızalarından izler taşıyan bu kitapları okumanızı dilerim.
Emeğimizle, yaşam mücadelemizle ve umudumuzla kadınlar yeni bir dünya yaratacak. Ve o dünyanın hikâyesini yine kendileri yazacak.
Emeğimizle, yaşam mücadelemizle ve umudumuzla kadınlar yeni bir dünya yaratacak. Ve o dünyanın hikâyesini yine kendileri yazacak.
(AÇ/EMK)







