Bir tohum toprağa düştüğünde yalnızca bir bitkinin değil, bir besin zincirinin de başlangıcı. O tohumun geleceğini toprağın canlılığı, suyun varlığı ve mevsimlerin dengesi belirliyor. Ancak bu kadim döngü değişiyor. Artan sıcaklıklar, kuraklık ve düzensiz yağışlar yalnızca üretimin miktarını değil, gıdanın niteliğini de etkiliyor.
Başka bir deyişle iklim değişikliği tarladaki ürünü değil, sofradaki besin değerini de dönüştürüyor. Dolayısıyla geleceğin gıda meselesi yalnızca “Yeterince gıda üretebilecek miyiz?” sorusu olmayacak. Asıl soru: Ürettiğimiz gıda bizi ne kadar besleyecek?
Beslenme Uzmanı ve FAO Gıda Şampiyonu Dilara Koçak ve İç Hastalıkları ve Fonksiyonel Tıp Uzmanı Dr. Pınar Balcı Kaya bu bağın bir halk sağlığı meselesi olduğunu söylüyor. Dilara Koçak; “Toprak sağlıklı değilse yetişen bitki de sağlıklı olmuyor. Su kaynakları azalıyor ya da kirleniyorsa tarımsal üretim etkileniyor. İklim kaynaklı hava olayları ile birlikte bitkilerin büyüme döngüsü değişiyor. Sonuçta tüm bu değişimler soframıza kadar ulaşıyor” diyor.
Pınar Balcı Kaya ise; “Dünya genelinde milyarlarca insanın temel besin kaynaklarına dayalı beslendiği düşünüldüğünde, bu durum uzun vadede önemli bir halk sağlığı konusu haline gelebilir” diyerek düşüncelerini dile getiriyor.
Bunun nedenlerinden biri atmosferdeki karbondioksit artışı. CO₂ yükseldiğinde bazı bitkiler daha hızlı büyüyüp daha fazla ürün verebiliyor; ancak bu büyüme, besin yoğunluğunun da artacağı anlamına gelmiyor. Kaya, yüksek CO₂ ortamında yetiştirilen bitkilerdeki paradoksa dikkat çekiyor: “Bitkiler daha hızlı büyüyor, daha fazla ürün veriyor. Ama bu bolluğun bir bedeli var.”

Protein, demir, çinko ve bazı B vitaminleri için alarm!
Araştırmalar özellikle protein, demir, çinko ve bazı B vitaminleri açısından risklere işaret ediyor. Buğday ve pirinç gibi temel tahıllarda protein ve mineral kayıpları daha belirgin görülebilirken, sebze ve meyvelerde antioksidan bileşiklerde değişimler meydana gelebiliyor.
Burada karşımıza “gizli açlık” tanımı çıkıyor: Kişi gerektiği kadar hatta belki fazla kalori alıyor ama vücudunun ihtiyaç duyduğu vitamin ve mineralleri yeterince alamıyor. Koçak, “Daha düşük besin yoğunluğu, gizli açlık olarak tanımladığımız vitamin ve mineral yetersizliklerini artırabilir” diyor. Bu konuda özellikle çocuklar, hamileler ve yaşlılar daha hassas.
Toprağın sağlığı, tabağın sağlığı
Hikâyenin bir diğer önemli aktörü ise toprak. Toprak yalnızca bitkinin üzerinde durduğu bir zemin değil; milyarlarca mikroorganizmanın yaşadığı canlı bir ekosistem. Koçak’ın ifadesiyle, “Toprak yorulduğunda yalnızca verim değil, besin kalitesi de düşüyor.” Kuraklık ve aşırı sıcaklık da besin profilini değiştirebiliyor. Yani toprağın sağlığı ile bizim sağlığımız aynı zincirin halkaları.
Peki ne yapmalı?
İklim değişikliği mutfağımızı dönüştürecek. Kuraklığa dayanıklı çeşitler, baklagiller, ata tohumları ve yerel ürünler önem kazanabilir. Ayrıca çözüm yalnızca iklime dirençli ürünlerde değil, alışkanlıklarımızda saklı: Mevsiminde ve yerel ürünleri tercih etmek, sofradaki çeşitliliği artırmak, daha az işlenmiş gıda tüketmek, bitkisel proteinlere ve tam tahıllara daha fazla yer vermek ve gıda israfını azaltmak.
Bu yaklaşım, insan ve gezegen sağlığını birlikte ele alan “Gezegen Sağlığı Diyeti” ile de örtüşüyor. Bitkisel gıdaların ağırlıkta olduğu, baklagil ve yağlı tohumların düzenli tüketildiği, hayvansal ürünlerin dengeli tutulduğu bu model Türkiye için de yabancı değil. Zeytinyağı, baklagiller, mevsim sebzeleri, tam tahıllar ve fermente ürünler geleneksel mutfağımızın zaten vazgeçilmezleri.
Vitamin takviyesi almalı mıyım?
Gıda güvenliğini sadece yeterli kalori sağlamak olarak değil, besin güvenliği olarak yeniden tanımlamamız gerektiğini söyleyen Kaya, “Ben eksik miyim? sorusunu varsayımla değil, gerektiğinde bir uzmanla birlikte kan tahlilleriyle yanıtlayın” diyor ve takviyeyi körü körüne değil, bilgiyle yönetmenin önemine vurgu yapıyor. Kaya vitamin takviyesi konusunda ölçülü olunması gerektiğini söylüyor ve “Herkes her vitamini alsın demek doğru değil. Önce besinle, sonra gerekirse hedefe yönelik takviyeyle destekle” diyor. Yani ihtiyaç kan tahlilleri ve kişinin özelliklerine göre değerlendirilmeli.
(BÖ/Mİ)


