İhtiyacımız ve talebimiz: Barış
1 Eylül Dünya Barış Gününde barışa olan ihtiyacımız her saniye artıyor.
İnsan hakları sistemi barış üzerine kuruludur. İnsan hakları sisteminin barış üzerine kurulu olması İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi vb. temel insan hakları belgelerini onaylayan devletlerin savaşların yıkıcılığını fark edip tamamen barış yanlısı olmasından kaynaklanmıyor. Kapitalist sistemdeki devletlerin böylesi bir düşünsel dönüşüm geçirmesi pek olası değil.
İnsan hakları sisteminin barış ilkesi üzerine kurulması barış yanlılılarının, insan hakları savunucularının uzun ve yoğun mücadelesi, kararlı duruşlarıyla mümkün olmuştur.
1 Ekim 2024’ten bu yana daha umutluyuz
Hak savunucuları olarak, 1 Ekim 2024’ten bu yana devam Kürt Meselesi’nin barışçıl çözümü için sürdürülen süreçten heyecan duyuyoruz ve umutluyuz.
Yürütülen barış sürecinin devam etmesi ve insan hakları temelinde ilerlemesi ihtiyacı aşikar. Bizlerin de talebi bu yönde.
Mevcut sürecin evrensel insan hakları ilkeleri doğrultusunda ve daha hızlı, kapsayıcı bir biçimde ilerlemesi için atılması gereken adımlar var.
Bu yazıda Kürt Meselesine ilişkin devam eden barış sürecinden ziyade barış hakkına olan ihtiyaca odaklanmaya gayret edeceğim.
İhtiyacımız olan barış mutlak ve kapsayıcı barış
Biz insanların yaşadığı sorunların boyutu ve hak ihlallerinin ağırlığını dikkate alınca mutlak ve kapsayıcı bir barışa ihtiyacımız var.
Mutlak ve kapsayıcı barış dünyanın herhangi bir yerinde silahlı çatışmanın veya savaşın bir daha olmaması demektir.
Mutlak ve kapsayıcı barış sadece çatışan veya aralarında ihtilaf bulunan tarafların yaşadığı sorunlara çözüm bulunması demektir.
Ancak bununla sınırlı değildir.
Mutlak ve kapsayıcı barış işçilerin sömürülmediği bir düzendir. Bu düzen emeğimizi her saniye ve vahşice sömüren kapitalizm değildir.
Mutlak ve kapsayıcı barış hiç kimsenin etnik veya inanç mensubiyeti nedeniyle baskı görmediği veya ayrımcılığa uğramadığı bir düzendir.
Mutlak ve kapsayıcı barış cinsiyetin ve cinsel yönelimin şiddet gerekçesi olmadığı bir toplumsal yapıdır.
Mutlak ve kapsayıcı barış hiç kimsenin engellilik, yaş, medeni statü vb. herhangi bir özelliğinden dolayından sorun yaşamadığı bir sistemdir.
Böylesi bir barış sadece biz insanlar için olduğu kadar hayvanlar, ekoloji yani bir bütün olarak dünya için de gereklidir. Zira savaşlar insanlar kadar hayvanlara ve ekolojiye yani dünyaya zarar veriyor.
Savaşların, çatışmaların ve yıkımın egemen olduğu dünya
Dünyanın içinde bulunduğu koşullarda barış ihtiyacı ve talebinin dile getirilmesi daha aşikar hale gelmiştir.
2026 yılında dünyanın birçok coğrafyasında farklı ölçekte devam eden silahlı çatışmalar, savaşlardan kaynaklı şiddet ortamı hakim.
Cenevre Akademisinin verilerine göre Ağustos 2026 itibariyle dünyanın çeşitli yerlerinde farklı ölçekte 102 silahlı çatışma ve savaş yaşanıyor. Bu çatışmaların büyük çoğunluğu Ortadoğu, Asya, Afrika ve Latin Amerika coğrafyalarında görülüyor.
102 silahlı çatışmanın son yıllarda hem sayı hem de yıkıcılık düzeyi bakımından arttığının not edilmesi gerekiyor.
Kapsamı itibariyle dünyanın neredeyse silahlı çatışmadan etkilenmeyen bir alanı kalmıyor. Esasen, savaşlar ve silahlı çatışmaların etkileri yol açtıkları birçok ağır hak ihlalleri nedeniyle yaşandığı coğrafyaların ötesinde hissediliyor.
Savaşlar yaşam hakkını ihlal ediyor
Savaşlar herkes bakımından yıkıcıdır. Başta kadınlar ve çocuklar olmak üzere en çok sivillerin etkilendiği şiddet ve çatışma ortamı birçok hak ihlaline yol açıyor.
Uppsala Üniversitesi Çatışma Veri Programına göre 2025 yılında çatışmalarda yaşamını yitiren kişi sayısında keskin bir artış yaşandı. Bu alanda veri toplamaya 1946 yılında başlayan Uppsala Üniversitesinin yerleşik bir veri toplama metodolojisi bulunuyor.
Veri programı ölüm oranı İkinci Dünya Savaşından bu yana en yüksek seviyeye ulaştığına da dikkat çekiyor.
Yalnızca 2025 yılında organize şiddet sonucunda 244.600 kişinin öldürüldüğünü kayıtlara geçiriyor.
Esasen, sadece bu program verisi dahi barışa olan ihtiyacın ne kadar aşikar olduğunu ortaya koyuyor.
En fazla ölüm Gazze, Ukrayna, Myanmar, Sudan’daki saldırılar ve çatışmalarda yaşanıyor. Ayrıca, ABD’nin İran’a yönelik başlattığı saldırılar ile İran’ın Körfez ülkelerine yönelik misillemeleri de can kayıplarına yol açıyor.
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Ofisi Şubat 2022’den bu yana Ukrayna’da 820’si çocuk en az 16,874 sivilin yaşamını yitirdiğini tespit etti. Ayrıca, yine 3.126’sı çocuk olmak üzere 51.273 sivil de yaralandı.
Maalesef, Ukrayna’daki saldırılara paralel olarak sivil ölümlerinde de son aylarda artış yaşanıyor.
Gazze’de Ekim 2023’ten bu yana yaşamını yitiren kişi sayısı 73,456 kişi.
Savaşlar sadece silah tüccarlarını zengin ediyor
Savaşlarda yaşamını yitiren siviller genelde toplumun yoksul kesimleri oluyor. Ayrıca, savaşlar yoksulların yaşamını tehdit ediyor, işçileri, emekçileri ve bir bütün olarak toplumları yoksulluğa mahkum ediyor.
Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI) tarafından hazırlanan 2025 yılı askeri harcamalar verileri savaşın ekonomik boyutunu gözler önüne seriyor. 11 yıldır kesintisiz bir biçimde artan askeri harcamalar 2025 yılında neredeyse 3 trilyon ABD doları seviyesine ulaşmış. SIPRI 2016-2025 dönemini kapsayan 10 yıllık karşılaştırmasında küresel düzeydeki harcamaların %41 oranında artış gösterdiğine de dikkat çekiyor.
Bu askeri harcamaların bir insan hakkı olan eğitim, sağlık, konut, ulaşım vb. kamu hizmetlerinden kısılarak karşılanıyor. İşçiler, emekçiler insan onuruna yakışır bir ücret alamıyor.
Savaşlar sadece silah tüccarlarını zengin ederken işçileri, emekçileri sömürüyor, yoksullaştırıyor.
Savaşlar, bombalar, şiddet insanın potansiyeline zarar verir
Savaşlar, silahlı çatışmalar ve şiddet ağır hak ihlallerinin yaşanmasına yol açıyor. İnsanların yaşamlarını elinden alıyor. Evlerinden, yerlerinden ediyor. Okuldan ve çalışma yaşamından ediyor.
Böylesi ağır hak ihlallerinin yanı sıra savaşlar, silahlı çatışmalar ve şiddet insanların kendilerini gerçekleştirmesinin de önüne geçiyor. Silahların kullanıldığı, bombaların patladığı ve yıkımların yaşandığı bir ortamnda sanat ve spor gibi faaliyetleri yürütmek çok daha zorlaşıyor.
Örneğin, 7 Ekim 2023’ten bu yana İsrail ordusunun Gazze’de gerçekleştirdiği soykırım operasyonlarında yaşamını yitirenler arasında onlarca şair, ressam, yazar ve sporcu bulunuyor.
Gerçekleştirilen saldırıda kendisi gibi sanatçı olan İsmail Ebu Hatab ile birlikte öldürülen Filistinli sanatçılardan Amine Salmi yaşamının son anına kadar üretti. İsrail ordusunun hedefi olmadan 10 gün önce öldürülen kadınların resmettiği bir tabloyu bitirmişti.
Filistin Spor Medyası Birliği Genel Sekreteri Mustafa Siyam’ın Anadolu Ajansına verdiği bilgiye göre İsrail’in 8 Ekim 2023'ten bu yana Gazze’ye saldırılarında 1014 Filistinli sporcu hayatını kaybetti.
Tabi ki, çatışmalı ortam sanatçılar ve sporcular etkilediği kadar kültür, sanat merkezlerini ve spor tesisleri gibi altyapıyı da yok etmese dahi tahrip ediyor.
Sadece bu iki örnek dahi savaşların spor, kültür ve sanat açısından ne kadar yıkıcı olduğunu ortaya koyuyor.
Barış insanın potansiyelini ortaya çıkarır
Barış ortamında ise insanların sanat, spor, kültür vb. alanlardaki yeteneklerini daha rahat ortaya koyması mümkün.
Barışın suküneti farklı seslerin duyulmasına ve yeteneklerin ortaya çıkmasına ve gelişmesine imkan sunar. Savaşın yol açtığı yıkımın koşullarında dahi üretmeye devam eden şairler, yazarlar, ressamlar, sporcular. Barış koşullarında üretkenliklerini daha fazla ortaya koyabilir.
Savaşların panzehiri olan barış sadece temel insan hakları açısından değil sanatın, kültürün ve sporun gelişmesi için de kritik önemde.
Barış mücadelesinde son söz yine barıştır
Yaşanan savaşlar ve çatışmalar karşısında söyleyeceğimiz tek ve son sözümüz: Barış.
Zira, bu çatışma ve şiddeti ortamının gösterdiği gibi barış ihtiyacımız baki.
Hak savunucuları ve barış yanlıları olarak barış mücadelesinde kararlıyız..
Barışa giden yolda insan hakları ilkeleri doğrultusunda yürümeye devam.
(Oİ/EMK)
Sandıktan mahkemeye, sokaktan kampüse: Hak ihlallerini kayda geçirmek
Barışa giden yolda bir durak: Çerçeve Yasa – II
Barışa giden yolda bir durak: Çerçeve Yasa
BTK, İHD'nin kadın hakları raporlarının kaldırılmasını talep etti
Gazze’deki ölümleri durdurabiliriz