21. yüzyılın ilk çeyreğini devirdik, biraz daha ilerleyebiliriz, derken şu haberle kendimizi bir anda geçen yüzyılın ortasında bulduk.

Tamamı erkeklerden oluşan AYM, kadınlar için ‘iddet müddeti’ Anayasa’ya uygun dedi
Eski adıyla iddet müddeti yeni adıyla bekleme süresi kadınların yeniden evlenmek için kanun namına gebe olmadığını ispat zorunluluğu demek.
İddet, Aramice-Süryanice “iddan” kelimesinden türetilmiş. Muayyen günler, periyot, ay hali, renkli olmak, regl, menstrüasyon, adet görmek, artık ne derseniz o. Memleketimizde tümüyle biyolojiyle ilgili bu minik döngü, devletin, kanunun, mahkemelerin ilgi alanına girmektedir. Yani kadınların rahim iç yüzeylerinin dökülüp dökülmediği bir devlet meselesidir.
Olayımıza dönersek, İstanbul’da bir kadın eski eşiyle yeniden evlenmek istemiş. Ne var bunda, evlenirse evlensin, bize ne, diyebilirsiniz. Ama öyle değil o işler. Bir kere kadın gebe mi değil mi bilmemiz lazım. Bunun için kanunda hüküm var efendim! Siz kişisel olarak ilgilenmeyebilirsiniz tabii, ama devlet ilgilenir.
Devletin bu merakı nereden kaynaklanıyor derseniz, ailenin ve özel mülkiyetin kökenleriyle biraz daha meşgul olmak gerekebilir. Pek düşkünüymüş gibi yapmaktan kendimizi alamadığımız “namus” da eski Yunanca “nomos” kelimesinden gelir, pay etmek, üleştirmek demektir.
Biz, özel hayatı Resmi Gazete’de ilan edilen karara konu olan arkadaşımızın meselesine dönelim. Eski eşi gözüne yeniden güzel görünen kadın mahkemeye başvurmuş 300 günlük bekleme süresini ortadan kaldırmak istemiş. İstanbul 8. Aile Mahkemesinin hakimi de çok fiyakalı bir iş yapıp mealen “Bu ne bilimsizliktir, genetik bilimi fezaya varmış, biz burada ne ile uğraşıyoruz” demiş ve Anayasa Mahkemesine başvurmuş ki kanun hükmü iptal edilsin.
Anayasa Mahkemesinin yılbaşı hediyesi niyetine 31 Aralık günü Resmi Gazete’de yayımlanan kararında kadınların döngüsü neden devlet meselesidir ve öyle kalmalıdır, açıklanmış. Mesele gelmiş soybağına, eski tabirle nesebin sahih olmasına dayanmış. Elbette “bu bebenin babası kim, bilmesin mi bu yavru babasının kim olduğunu” örtüsünün altından cin gibi gözlerle bakınan ve adı anılmayan gizli özne miras.
Eh devletin merakının kökenini anladık diyelim de Anayasa Mahkemesi kararında yanıtlanmayan soru şu: Genetik testi diye bir şey var, neden o yolu denemiyoruz? Meşru amaç demiş, demokratik toplumda gereklilik demiş, toplumsal yarar demiş ama şuncacık soruya bir yanıt vermemiş yüksek mahkeme. Oyçokluğuyla alınan kararın ana gerekçesi birkaç bin yıllık kabule dayanmış, 20. yüzyılın ortasına gelememiş.
Karara muhalif kalan Engin Yıldırım, Yusuf Şevki Hakyemez, Selahaddin Menteş ve Kenan Yaşar karşıoylarında, "Bilimsel bir yol var iken kadınlar neden mahkemelere hallerini arz etsinler, böyle bir kanun maddesi neden olsun" demişler. Engin Yıldırım olayı bambaşka bir boyuta getirip rasyonel bir aktör olan devlet nasıl davranabilir sorusunu John Nash’in Oyun Teorisi ile açıklamış ve uzun gerekçesinin bir bölümünde şöyle demiş:
“7. Alternatif Oyun: Devlet D3'ü Seçerse (DNA Testini Esas Alırsa):
D3 Stratejisi: Kanun Koyucu, bekleme süresini kaldırır ve soybağını kesinleştirmek için DNA testi/uzman raporu gibi teknik kanıtları esas alır.
Kadın Stratejisi (K): Bekleme süresi kalktığı için K1 ve K2 stratejileri ortadan kalkar.
K: Serbestçe Evlenmek (Hemen evlenmek için)
Devlet Faydası: UD = Pyüksek - Rdüşük - Mdüşük (Soybağı kesinleşti, anayasaya aykırılık riski azaldı).
Kadın Faydası: UK = Hyüksek (Maliyet B ve C ortadan kalktı). Alternatif Denge: (D3, K)
Alternatif Denge: Bu denge, Pareto İyileşmesini sağlar, çünkü her iki oyuncunun da faydası artmaktadır. Mevcut hukuki düzenleme (D1) yüksek bir maliyet içermektedir. Modelin Nash Dengesi, kadının eski eşle evlenme istisnası dışlanarak kurulduğunda, (Mevcut Kuralı Korumak, Dava Açmak) olarak ortaya çıkmakla birlikte, bu denge noktasının (DNA testi gibi teknik bir aracı esas almak, serbestçe evlenmek) dengesine göre daha verimsiz/maliyetli olduğu görülmektedir”.
Anlaşılan o ki karşımızda rasyonel bir özne bulana kadar bu çile bitmeyecek. Bizim döngünün ulaştığı yerlere bak!
(ÖE/HA)







