Neden hukuk?
Neden vicdan?
Hukuk ve vicdan…Biri olmazsa, biri olur mu? Birbirlerinin mayası mıdırlar?
Kim ne zaman hukuk ve vicdandan söz ederse, artık hukuk ve vicdan beklenendir.
Vicdanımız olan biteni yargılar. Aslında çok iyi bir yargıçtır, genellikle yanılmaz.
Hukuk ve vicdan sahibi olmak iyi bir şeydir.
Bu söz ve sözün yerine getirilmesi hukuktur, haktır…
Ama beklenin tersi olursa; vicdan ve hukuk ölür.
Vicdan yarasıdır artık. İçinizde yaşar gider…
Ve bir gün hukuk duvarına çarpar, tuz buz olur. İşte o zaman vicdan ölmüştür.
Bir yargıç davada “hukuk ve vicdanla karar verilecektir” derse, dediğini yapması beklenir!
Bir savcı söylerse; sözlerinde hukuk ve vicdanın anlamı yoktur. Onun işi cezalandırmaktır.
Bir avukat söylerse; savunmadır. Talep ettiği hukuk ve vicdandır, beklenendir.
İnsanların hukuku ve vicdanı yaşanılan toprakların hukuku ve vicdanını yaratır.
Hukuk vardır, vicdan vardır. Ama hukuk yoktur ve vicdansızlar sarmıştır toprakları! Her hukuk devleti, hukuku yaratır ve uygular. Ama hukuk sahibi olan her devlet hukuk devleti değildir.
Acaba hukuk devletinde aranan nedir?
Anayasa Mahkemesi 1988/45 ve 1999/15 sayılı kararlarında “hukuk devletinin taşıması gereken özellikleri göstermiştir:
“Hukuk devleti, insan haklarına saygılı ve bu hakları koruyan, adaletli bir hukuk düzeni kuran ve bunu sürdürmekle kendini yükümlü sayan, bütün işlem ve eylemleri yargı denetimine bağlı olan devlettir. Böyle bir düzen kurulması, yasama, yürütme ve yargı alanına giren tüm işlem ve eylemlerin hukuk kuralları içinde kalması, temel hak ve özgürlüklerin, Anayasal güvenceye bağlanmasıyla olanaklıdır (AYM. E.1966/74 1988/45 K. Tarih 1.7.1988).”
“Hukuk devletinde, yasama organını da kapsayacak biçimde devletin bütün organları üzerinde hukukun ve Anayasanın mutlak egemenliği vardır. Yasa koyucu her zaman hukukun ve Anayasanın üstün kuralları ile bağlıdır (AYM. E.1998/58 K. 1999/15. Tarih 27.5.1999).
Mahkemelerde söylenen sözler, insanların hukuku ve vicdanı oluyor…
İnsan hakları hukuk üretirse; hukuk insan haklarına dayanırsa hukuktur.
Peki vicdan nedir? İç ses midir? Beklenti midir?
İşte vicdan ne zaman karşınıza çıkar bilinmez. Kim vicdanlıdır, kim vicdansız?
Hukuk ve vicdan kelimelerini Silivri cezaevinde kurulu 4 numaralı duruşma salonunda görülen davada davacıdan, avukatlarından, jandarmalar nezaretinde çok duyduk…
Davacıdan, davacı avukatlarından hukuk ve vicdan kelimelerini duruşmada duymak şaşırtıcı değil…
Olan bitenler hukuksuz…
Hukuk ve vicdan yok denilen bir davadan gelen sözler, hukuku ve vicdanı yargılıyor!
Hukuka ve vicdana dayalı karar vereceğiz denirse… Bu sözleri yargıç söylerse dikkat kesilirsiniz? O zaman hukuk ve vicdan beklenir olur!
Nasıl tarif edilmelidir? Hukukla yan yana getirilince vicdana ne oluyor?
“Vicdan Kullanma Kılavuzu” başlıklı yazısına Oktay Şılar şu cümlelerle başlamış: “ Bu kılavuz siz okuyuculara, nereye koyacağınızı bilemediğiniz vicdanınızı nasıl kullanabileceğiz yönünde, kimi zaman hiç de uygun olmayan, kısmen uygun olan ve tartışmasız uygun olan hazır formüller sunma amacıyla hazırlanmıştır”
Yazıda vicdan kılavuzunun nasıl kullanılacağına dair tavsiyeler sıralanıyor!
“1. Vicdan yoksunuysanız; bu kılavuzun bir kenara bırakınız ya da temizlik ihtiyaçlarınız için klozete yakın bir yere koyunuz”
“4. Sizin adınıza vicdan üreten odaklara fazla bağımlıysanız, genel toplumsal, kültürel ilişkileri kullanarak, suçluluk ya da cezalandırma pompalayarak vicdanla ilişi kuranlardansanız, bu kılavuzu bölücü-yıkıcı neşriyat olarak en yakın devlet kurumuna ihbar ediniz”
İki öneri yazıdan alıntılanmıştır. En iyisi vicdanı mayalandıktan sonra kullanmak galiba…
Çünkü yazı şöyle bitiyor:
“Vicdanı Mayalamak :
Önce bir miktar insanlık tarihi ve gelecek düşü alınarak , temiz bir zihin kabında karılır. İçine maya niyetine süzgeçten geçmiş toplumsal değerler, bireysel açıdan yürek taşıyan yollar, risk ve sorumluluk konur. Bu malzeme iyice karıştırıldıktan sonra, telaşsızlık örtüsüyle sarılır ve demleneceği sıcak bir yere konur. Zamanı geldiğinde, sofraya oturan herkese, hiçbir ayrım yapmaksızın servis edilmek suretiyle tüketilir. Formül bir kısım sonraki kuşaklara aktarılır ve fazlaca abartmadan dünyadan göçülür."
(Fİ/EMK)
1 Hukuk Devleti. 2003 Arş. Gör. Abdullah Sezer, Emrah Kırıt, Oya Boyar. Toplumsal Katılım ve Gelişim Vakfı
2 Oktay Şılar. Vicdan Kullanma Kılavuzu. Psikeart. Ocak -Şubat 2013. Sayı 25 Sayfa 65-67







