Homeros, dünya tarihinin akışını değiştirmedi belki ama İlyada (doğrusu İlias) ve Odysseia ile kültür tarihine yön verdi. Onun derlemeciliği ve hikâye anlatıcılığı sayesinde insanlık, hem Eski Yunan’a dair fikir edindi hem de hikâyeden bilgiye geçiş için aralanan kapıdan geçti. Dahası, söylenti ile hakikat arasındaki sınırın belirginleştirilmesinde önemli rol oynadı Homeros. Öyle ki o zamandan bugüne yaşayan destanlara (buna güçlü bir şiir de demek mümkün) imza attı. Başka bir deyişle kültürleri ve zamanları aşan, sözün gücünü yansıtan metinlerdi bunlar. Üstelik sadece felsefe değil, edebiyat tarihinde de önemli bir eşikti onlar.
Alberto Manguel, kaleme aldığı incelemede hem bu eşiğe atıf yapıyor hem de İlias’tan ve Odysseia’dan etkilenen, onlar üzerine düşünen isimlerin fikirlerini yorumluyor.
Çağları aşan bir ozan
İlias ve özellikle Odysseia ticaretinin ve pazarlamasının zirveye çıktığı zamanımızda Manguel, “Homeros kimdi?” ile “İlias ve Odysseia’nın anlamı neydi?” sorularından hareket ediyor. Yanıtı ise şöyle: “‘İnsanlığın Babası’ ifadesiyle insanlık tarihinin babalığı rolü ima ediliyordu. Homeros’un iki şiiri de onar yıllık zaman dilimlerinin ardından başlar: İlyada, Troya Kuşatması’nın başlangıcından, Odysseia ise kentin düşüşünden on yıl sonra. Yunanlar için bu on yıllık zaman dilimleri muhtemelen sihirli veya efsanevi bir nitelik taşıyor, tanrıların zamanıyla insanların zamanını ayıran çizgiyi belirliyordu; onlara göre Yunan tarihi Troya’nın yıkıldığı yıl başlamıştı.”
Homeros şiirinin Yunan tarihinin dönüm noktalarının başında geldiğini, daha da ötesi tarihyazımında önemli bir adım olduğunu hatırlatan Manguel, şair için bir başka yorumla çıkıyor karşımıza: “Homeros’un bir insan değil bir simge olarak doğmuşluğu mümkündür; Homeros belki de ozanların sanatlarına verdikleri, zamana ve mekâna meydan okuyan eylemlerini şanlı bir ortak atada, ataların ilk ve en büyüğünde kişileştirdikleri varlığın adıdır.”
Homeros’un kendisi de İlias ve Odysseia da gerçekler ile hikâyelerin iç içe geçmişliğini temsil ediyor Manguel’e göre. Tarihçilerin, felsefecilerin ve edebiyatçıların ilgisini çekme nedenlerinin başında bu geliyor. Tanrılar, kahramanlar, alegoriler, metaforlar ve soru(n)lar bir arada bu destanlarda. Tarihçilerin, filozofların, şairlerin ve yazarların bitmek tükenmek bilmez yorumlarının temel nedeni bu işte. Manguel de bu yolda ilerliyor.
Manguel; Antik Yunan felsefesinden Latin edebiyatına, Hıristiyan dünyasından modern döneme ve günümüze sıçramalar yaparak Homeros’un ve destanların farklı görünümleri ile yorumlarını karşımıza çıkarıyor. Diğer bir deyişle olduğundan farklı kimliklere büründürülen Homeros’u, zamanın ruhuna uygun biçimde yorumlanan İlias’ı ve Odysseia’yı hatırlatırken Vergilius’u, Aziz Hieronymus’u, Augustinus’u, Shakespeare’i, Joyce’u, Huneyn’i, Dante’yi ve başka pek çok ismi anıyor. Dante’ye açtığı parantez ise Homeros’un destanlarının, hem çağları aşmasına hem de yorumlanmasına dair önemli bir örnek: “Dante’nin İlahi Komedya’sının modeli, Homeros’tan (Vergilius eliyle), Hz. Muhammed’in öte dünyaya yolculuğuna dair Arapça anlatılara (Miraç) kadar birçok kaynaktan kurgulanmıştır belki. Miraç’ın bir sürümü X. Alfonso’nun emriyle Kastilya diline çevrilmiş, buradan Latinceye, Fransızca ve İtalyancaya aktarılmıştı ve Dante bunlardan İtalyanca olanı okumuş olabilirdi. Öte yaşam âleminin karmaşık mimarisi büyük ölçüde Dante’ye aittir ama temel taşı Homeros’undur.”

‘Bir kişi değil, bir fikir’
Yazarları ve şairleri etkileyip onlara ilham veren Homeros ve destanları, farklı dönemlerde metinler, şiirler ve tiyatro oyunları kaleme alınmasında hayatî bir role sahipti. Manguel’in atıf yaptığı isimler ve eserler, hem bu etkiyi gösteriyor hem de benzerlikleri ve çeşitli yorumları anımsatıyor.
Vico’nun “bir kişi değil, bir fikir” dediği Homeros’un betimleyen ve taklit eden, yüceleştiren, zihni yükselten ve ayağa kaldıran şiirinin farklı zaman dilimlerindeki yansımasını ortaya koyan Manguel, onun tarihsel ağırlığını ve edebî-felsefî değerini de yorumluyor. Hâl böyleyken yorumun yorumu da giriyor işin içine: “Vico, Homeros’un toplumun gelişimindeki kahramansal döngünün ürünü olduğunu öne sürmüştü; Diderot’ya göreyse Homeros ilkel, batıl inançlı bir çağa aitti. Wolf’a göre Homeros’un çağı, katman katman tarihimizi meydana getiren birçok çağdan biriydi yalnızca. Diderot’nun savları siyasiydi. Vico’yla aynı sonuca varmakla birlikte Wolf’un savlarıysa tamamen tarihsel ve Homeros’un İlyada ve Odysseia’sı dilbilimseldi. (...) Wolf için İlyada ve Odysseia, yapılarının farklı seviyelerinin dikkatle incelenebilmesi için kazılması gereken arkeolojik alanlardı.
Hâliyle Homeros, kendisine atfedilen kitapların yaratıcısı değil, nesiller dolusu ozan tarafından metne yetke ve tutarlılık katmak için oluşturulmuş bir künyeydi. Homeros, Wolf için de ‘bir fikir’di fakat yaratıcı süreci harekete geçirmek üzere değil, toparlamak, kapatmak üzere gelen bir fikirdi. (...) Goethe için Homeros, önce halkının hakikatini bedene getiren, ardından çok uzak ve kestirilemez çağlardaki erkek ve kadınların hakikatlerini bedene getirmeye girişen şairin ilk örneğiydi. İster kanlı canlı ister bir fikirden ibaret olsunlar, Homeros gibi sanatçılar göksellikleri, tanrılarla insanların aracıları olmalarından dolayı zamanın dışında yer alırdı.”
Manguel, Homeros’un modern edebiyatın ve şiirin biçimlenişindeki rolünü anlatırken başta Nietzsche olmak üzere, onun eleştirel okumalarına da gönderme yapıyor. Nietzsche’nin, Homeros’un tam manasıyla anlaşılmadan yorumlanmasına kafa yorduğunu hatırlatırken göz ardı edilmeye teşne bir noktaya dikkat çekiyor: “Nietzsche’ye göre Homeros, şiirlerini ‘bizleri yaşamaya devam etmeye ikna’ amacıyla yazan yaratıcı bir Apolloncu güçtür. Homeros’un tanrıları, hayatlarını biz ölümlülerle paylaşmak suretiyle insan yaşamını doğrular; hâliyle Homeros’un kahramanları için en büyük acı, özellikle genç yaşta hayattan ayrılmaktır.”
Manguel, incelemesiyle Homeros’un, İlias’ın ve Odysseia’nın uzak ve yakın geçmişten günümüze uzanan bir etkisi olduğunu ve bu etkinin hâlâ sürdüğünü gösteriyor. Dolayısıyla ozanın da destanlarının da yorum ve tartışmalarla yaşadığını, yaşamaya devam edeceğini metninin satır aralarına yerleştiriyor. Bu bağlamda edebiyattan felsefeye, şiirden politikaya uzanan bir çizgi çekerek bir imge, bir fikir, bir tarih ve bir şair olan Homeros’un mirasını yorumluyor. Söz konusu yorumlama sürecini de Herakleitos’un ona dair cümleleriyle sonlandırıyor: “Çocuklar ta küçüklüğünden itibaren Homeros öğretilerek büyür ve dizeleriyle sarmalanır. Bizler ruhlarımızı, sanki sütmüş gibi onlarla besleriz. Homeros, başladığımız andan itibaren her birimizin yanı başındadır ve peyderpey, biz büyüdükçe büyür ve bizler iyice yaşlanana dek ondan asla bıkmayız çünkü bir yana attığımız anda ona susarız. Homeros ve yaşam için aynı sınırların tayin edildiği bile söylenebilir.”
(AB/VC)







