“7 Ekim’den sonra her şey dramatik biçimde değişti. Ama dizinin ele aldığı temel meseleler aslında aynı kaldı. Sadece, olayların ölçeği korkunç bir seviyeye ulaştı. Aşırı politik bir söyleme girmek yerine, dizinin kendi kendini anlatmasına ve sanatın işini yapmasına izin verme fırsatımız vardı, biz de bunu yaptık.”
Filistinli-Amerikalı komedyen Mo Amer'ın hayatından esinlenen yarı otobiyografik komedi-drama dizisi “Mo”nun yürütücü yapımcılarından Harris Danow –aynı zamanda İsrail destekçisi bir ailede büyüyen bir Yahudi– LA Times’a verdiği demeçte böyle diyor.
Ocak 2025’te ikinci sezonu yayınlanan Netflix yapımı dizi, Amer’ın canlandırdığı Mo (Muhammed) Najjar ve ailesinin Teksas'ın Houston kentinde hem ABD’de hem de hayatta tutunma çabasını anlatıyor. Mo, ailesini geçindirmeye çalışıp her türlü işe el atarken iki kültür, iki dil ve süregelen iltica başvurusu arasında sıkışıp kalıyor.
Dizinin başrollerinde Amer’ın yanı sıra, Farah Bsieso (anne Yusra Najjar), Omar Elba (ağabey Sameer Najjar) ve Teresa Ruiz (Mo'nun partneri Maria) yer alıyor. Amer ile birlikte dizinin yaratıcılarından biri ise tanıdığımız ve İsrail protestolarında dünyaya meydan okuyan bir isim: Ramy Youssef.
Tıpkı “Mo” gibi yarı otobiyografik bir yapım olan “Ramy” (2019) de, New Jersey'de yaşayan Mısırlı-Amerikalı Müslüman Ramy Hassan’ın (Ramy Youssef) kimlik arayışını, ailesiyle ilişkisini ve inancı ile modern yaşam arasındaki sıkışmışlığını ele alıyordu. Bu bağlamda “Mo” ve “Ramy”nin pek çok ortak yanı olduğu söylenebilir; özellikle ırkçılığa zekâları ve dolayısıyla mizahlarıyla direnen iki karakteri ve güçlü anne figürleri ile.
Yazının bundan sonrası diziye dair sürpriz gelişmeler içerebilir.
Filistin, Kuveyt, ABD
Filistin'den Kuveyt'e, oradan da ABD'ye göç eden Najjar ailesi, baba Mustafa Najjar'ın vefatından sonra ondan kalan ev ve bir miktar para ile hayatını idame ettirir. Ailenin en küçük çocuğu olan Mo da ailesine destek olmak için bir telefoncuda çalışmaktadır. Ancak ABD'de vatandaşlık statüsü olmadığı için her an sınır dışı edilme riskiyle karşı karşıya kalan Mo, bir süre sonra işsiz kalır. Bu noktadan sonra farklı işlerle ailesine destek olmaya çalışırken, ABD'de kalabilmek için yasal bir süreç de başlatır. Buradaki Filistin komünitesinden büyük destek gören Mo, Filistinli avukatının yoğun iş yükü nedeniyle İsrailli bir avukatla çalışmaya başlar. Başlangıçta annesi Yusra, avukata karşı önyargılı olsa da avukat, işini özveriyle yapmanın yanı sıra politik olarak da Najjar ailesinin destekçisidir. Örneğin Mo, babasının gözaltında ağır işkencelere maruz kaldığını yeni avukatı aracılığıyla öğrenir. Mo'nun geçmişe dair anıları, Filistinli politik-mülteci bir ailenin karşılaştığı zorlukları adım adım izleyiciye anlatır. Ancak belki de dizinin en büyük başarısı şurada saklı: Sizi ağlatırken bir anda güldürebilir.
Dizinin ilk sezonu izleyiciyi neredeyse bir kâbusa hapseder. Annesinin “1947” (Filistinlilerin şiddet kullanılarak yerlerinden edildikleri Nakba’dan bir önceki yıl) adını verdiği zeytinyağını üretebilmesi için Mo, yine bir dizi işlere girişir ve bu esnada Meksika kartellerinin eline düşer ve kendini bir anda Meksika’da, falafelli taco yaparken bulur. Altı ay süren bu zorunlu göç, Mo’dan birçok şeyi eksiltir. Çok sevdiği Maria’dan ayrı düşmesi de buna dahildir.
7 Ekim
Dizinin ikinci sezonu ise bizi 7 Ekim 2023 Filistin-İsrail Savaşı’na doğru sürükler. Bu çerçevede, ikinci sezonun belki de en etkileyici anları, Yusra’nın Filistin'den gelen haberlerin döngüsüne kapılması. Yusra, İsrailli yerleşimcilerin halkına uyguladığı zulmü haberlerden takip etmeyi bir “borç” olarak görür ve bu trajediyi anbean takip etmeyi, halkının yaşadığı acıyı hissetmenin belki de tek yolu gibi düşünür. Kızı Nadia, bir müddet sonra annesine müdahale ederek “Yaşamak zorundayız. Biz Filistinliler, acımız ve ıstırabımızdan daha fazlasıyız. Filistin, bizim mutluluğumuzla da yaşar,” der. Bu müdahale sonrası görece daha sakin bir suda yüzmeye başlayan Yusra, çocuklarını da yanına alarak her zaman gururla bahsettiği topraklarına, Batı Şeria’da Nablus’a bağlı Burin köyüne gider. Burada büyük ailesiyle bir araya gelen Najjarlar, sömürgeciliğin şiddetinden ve yarattığı travmadan tarihlerine ve topraklarına sığınır.
Burada şu detaya yer vermek mühim: Amer, Variety’ye verdiği bir söyleşide, dizinin Burin bölümünün Mayıs 2024’te, yani savaşın yedinci ayında çekildiğini ve bu süreçte Batı Şeria’da bulunmanın neredeyse imkânsız hale geldiğini belirtiyor. Ancak Amer’ın deyimiyle, “çok fazla yaratıcılık kullanarak” Burin, Beytüllahim ve diğer Batı Şeria kasabalarında dış mekân çekimleri yapabilmek için yerel bir kamera ekibi tutularak uzaktan denetim sağlanmış. Filistin’deki sahnelerin iç mekânları Malta’da çekilmiş olsa da, çoğu manzara gerçek yerlerde kaydedilmiş: “Ailemizin geldiği köyü ve büyükbabamın evini gösterebilmek, asla unutulmayacak bir şey. Neyse ki, sonsuza kadar ölümsüzleşti.”
Öte yandan dizi, tüm bu ağır anlatının içinde de mizahı asla elden bırakmıyor. İsrailli yerleşimcilerin işgali ve izledikleri yöntemler bile aile içinde alay konusu oluyor. Ancak bir yandan da, aile zeytin hasadındayken gelen ağaç kesim sesleri, yerleşimcilerin yıkıcılığının boyutunun ne kadar büyük ve karmaşık olduğunu izleyiciye tekrar tekrar hatırlatıyor. İsrail askerlerinin gözetiminde her türlü şiddet eylemine başvuran yerleşimcilere rağmen, belki de yaşamları boyunca en güzel anlarını geçiren aile, ne yazık ki 6 Ekim 2023’te ABD'ye dönmek üzere havaalanına gidiyor ve burada çıplak aramaya varana dek kötü muameleye maruz kalıyor. Nihayetinde aklımızda kalan ise baba Mustafa Najjar’ın kırılmasına rağmen gülerek dans ettiği eski kaset ve Mo’nun dirençli gülümsemesi oluyor.
Filistinliler, dünya genelinde hüküm süren ambargo ve devletlerin riyakâr politikaları nedeniyle Batı medyasında yıllarca görünmez kılındı. Filistin’in varlığının dahi sorgulandığı Batı medyasına ve dizi-sinema sektörüne rağmen Amer, bir ilki gerçekleştirdi. Filistinli bir aileyi tüm insani boyutlarıyla anlatan ve bunu yaparken sömürgeci İsrail devletinin kültürlerini ve yemeklerini nasıl “çaldığını” güçlü ve komik bir şekilde ele alan bir dizi yaratarak, başrolünde yer alan ilk Filistinli-Amerikalı oldu. Şimdi DJ Khaled ve Gigi ve Bella Hadid'den sonra, şehirdeki en ünlü Filistinli!
İlgilisine notlar:
- Dizinin üçüncü sezonunun gelip gelmeyeceği belirsiz, çünkü Netflix 7 Ekim'den sonra dizinin finalini yaptığını ve bu kararı geri almayı düşünmediğini duyurdu.
- Dizi kadar konuşulan müziklerini dinlemek için aşağıdaki listeyi takip edebilirsiniz.
(TY)