Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında çeşitli kitap, dergi, gazete ve broşürler hakkında verilen toplatma, basım, çoğaltma, dağıtım ve satış yasağı kararlarına ilişkin bir Anayasa Mahkemesi (AYM) kararı yayımlandı.
Yüksek Mahkeme, halkı kin ve düşmanlığa tahrik ile terör örgütü propagandası iddiasıyla sansüre uğratılan Hasan Cemal, Tuğçe Tatari, Rojvin Perişan ve Yavuz Ekinci, Aram, Gelenek, İmera, Payiz, Avesta, CHP ve HDP’nin ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine hükmetti.
AYM’nin kararda atıf yaptığı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarından biri bugün açısından dikkat çekici: Kaos GL/Türkiye.

AYM: Yayın toplatma kararları “kalıcı yasağa” dönüştü
Çünkü AİHM’in 22 Kasım 2016’da Kaos GL'nin dergisinin toplantılmasına ilişkin verdiği kararın üzerinden yaklaşık 10 yıl geçmişken dernek yeniden bir “müstehcenlik” gibi muğlak bir soruşturmasının merkezinde. Üstelik sadece Kaos GL değil, tüm LGBTİ+’lar, aktivistler, hak savunucuları, sivil toplum ve yaşananları protesto edenler yargı ve polis tacizinin hedefinde.

“Müstehcenlik” soruşturmaları “ahlak polisliğine dönüştü”
Türkiye genelindeki operasyonlarda şu ana kadar en az 81 kişi tutuklandı. 7'si Kaos GL Derneği'nin yönetim ya da denetleme kurulu üyesi. Biri de Kaos GL'ye haber yapan bir gazeteci.

Kaos GL’ye bir haber yazdı, “Instagram yetkilisi” diye tutuklandı
Suçlamalar TCK’nin 226. maddesinde düzenlenen “müstehcenlik” ile Dernekler Kanunu’na muhalefet. Savcılık derneğin sosyal medya paylaşımlarının “genel ahlak anlayışını ihlal edecek” ve “toplumun ar ve haya duygularını rencide edebilecek” nitelikte olduğunu iddia ediyor.
2006’da dergileri toplatıldı
Bu iddia ya da suçlamalar yeni değil. Kaos GL çok eskiden beri yargı ve polis baskısıyla mücadele ediyor. AYM'nin atıf yaptığı AİHM kararının hikayesi de 2006’ya uzanıyor.
Bu tarihte, Kaos GL çıkarttığı derginin “Cinselliğin görselliği, görselliğin cinselliği: Pornografi” dosyasını içeren 28. sayısı, yayımlanmadan önce Ankara Cumhuriyet Savcılığı tarafından incelemeye alındı.
Ankara Sulh Ceza Mahkemesi, sayıda bulunan bazı yazı ve görsellerin “genel ahlakın korunması ilkesine aykırı” olduğu gerekçesiyle derginin bütün nüshalarının toplatılmasına karar verdi. 375 nüshaya el konuldu.
Aynı süreçte Kaos GL Derneği Başkanı ve derginin yazı işleri müdürü Umut Güner hakkında TCK’nin bugün de yürürlükte bulunan 226. maddesi kapsamında dava açıldı. Savcılık, dergideki bir görselin “müstehcen ve pornografik” olduğunu ileri sürdü.
Güner yargılandı ve Şubat 2007’de Güner’in beraat etti. Mahkeme ayrıca karar kesinleştiğinde el konulan nüshaların iadesini kararlaştırdı. Beraat kararı Yargıtay tarafından ancak Şubat 2012’de onandı.
Kaos GL ise derginin bütün nüshalarının yıllarca alıkonulması nedeniyle AİHM’e başvurdu. Karar 10 yıl önce çıktı.
AİHM: Hangi içerik, neden "genel ahlaka" aykırı?
AİHM’in 2016’da verdiği kararın bugünkü tartışmayla en güçlü bağı, “genel ahlak” gerekçesinin nasıl kullanıldığına ilişkin değerlendirmesinde ortaya çıkıyor.
Strasbourg Mahkemesi önce yerel mahkemelerin gerekçelerine baktı.
Toplatma kararında, derginin hangi yazısının ya da hangi görselinin neden genel ahlaka zarar verdiğinin belirtilmediğini tespit etti. İlk kararı veren mahkemenin derginin içeriğini ayrıntılı biçimde incelediğini gösteren bir unsur bulunmadığını, itirazı reddeden mahkemenin de buna ilişkin herhangi bir ayrıntı veya gerekçe sunmadığını kaydetti.
AİHM’e göre, bu durumda “genel ahlakın korunması” gerekçesinin genel ve gerekçesiz biçimde ileri sürülmesi, derginin bütün nüshalarının 5 yıldan uzun süre alıkonulmasını haklı göstermeye yetmiyordu.
AYM de bugün yayımlanan kararında Kaos GL/Türkiye kararını tam bu noktadan özetledi.
Dergi toplatma "orantılı değil" dedi
AİHM, cinsel içerik söz konusu olduğunda çocukların erişimini sınırlandırmayı başlı başına hukuka aykırı saymadı.
Mahkeme, dergide açık cinsel içerikli bazı görseller bulunduğunu kabul etti ve özellikle reşit olmayanların bunlara erişmesini engelleyecek önlemlerin “zorunlu bir sosyal ihtiyaca” karşılık gelebileceğini belirtti.
Ancak inceleme bununla bitmedi. Mahkeme, çocukları korumak için toplumun tamamının yayına erişimini engellemenin neden gerekli olduğunu sorguladı.
Yetkililerin bütün nüshaları toplatmak yerine daha hafif tedbirleri denemediğine dikkat çekti. Derginin 18 yaşından küçüklere satışının yasaklanması, uyarı içeren özel bir ambalajla satılması ya da yalnızca büfelerden çekilmesi AİHM’in sıraladığı alternatifler arasındaydı.
Sonuçta derginin 5 yıl 7 ay yayımlanamamasını izlenen amaçla orantılı bulmadı.
AİHM oybirliğiyle Türkiye’nin Kaos GL’nin ifade özgürlüğünü güvence altına alan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesinin ihlal edildiğine hükmetti.
Dergi toplatmadan tutuklamaya
Aradan yaklaşık 10 yıl geçti.
Kaos GL bu kez basılı bir derginin tek sayısı nedeniyle değil, internet sitesinde ve sosyal medya hesaplarında yayımlanan içerikler nedeniyle aynı suçlamalayla soruşturuluyor.
Polis dernek binasına baskın yapıyor, üyelerini, yöneticilerini tutukluyor. Hatta Kaos GL’ye haber yapanları da hapsediyor.
Kaos GL yöneticileri hakkında alınan tedbir doğrudan kişisel özgürlüğe uzanıyor.
2006’da söz konusu olan bir derginin özgürlüğüydü, bugün ise aynı kavramlarla insanların özgürlüğü sınırlanıyor.
LGBTİ+ olmak suç değil. LGBTİ+ hakları için örgütlenmek, bu konuda yayın yapmak ya da eşcinsel ilişkileri görünür kılmak da suç değil. Kaldı ki Kaos GL yasal zeminde faaliyetlerine devam eden bir dernek.
Buna rağmen 2006’dan bugüne uzanan hikayenin temel sorusu hala aynı: Suçlanan somut bir fiil mi, yoksa LGBTİ+’ların varlığı ve görünürlüğü mü?
Söz konusu AYM kararına buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.
AİHM'in kararına da buraya tıklayarak erişebilirsiniz.

Yıldız Tar: LGBTİ+’lara sahip çıkmak insanlığımıza, vicdanımıza sahip çıkmaktır
(HA)












