Bir tarafta ateşkes anlaşmasına rağmen İsrail ordusunun Gazze’ye saldırıları, diğer tarafta Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile geçici Suriye Hükümeti arasında imzalanan mutabakat metnine karşın Heyet-i Tahrir’uş Şam’ın (HTŞ)’ Rojava ablukası, başka bir tarafta sansür nedeniyle düzenli haber alınamıyor olsa da İran güvenlik güçlerinin “özgürlük” talep eden geniş halk kesimlerine uyguladığı silahlı müdahaleler. Tüm bunlar dünyanın gözü önünde devam ediyor. Yaşanmakta olan bu “yangınları” söndürmek için bir grup “karınca” dışında su taşıyan, taşımaya “cesaret eden” de yok. Hatta bu” karıncalar” bile engellenmeye çalışıyor. “Yangınlar” büyüyerek devam ediyor. Çünkü devam etsin isteniyor. Herkesin korkması, korkmayan kimsenin kalmaması, korkanların daha fazla korkması ve herkesin korkusuna teslim olması hedefleniyor…
Yukarıda sıralanan ve adını sayamadığım diğer savaş ve çatışmaların tümü engellenebilir olmakla birlikte, halen devam ediyor. Bu durum, günümüzde dünyadaki ölümlerin de sakatlanmaların da ilk sıralarda yer alan nedeninin savaş ve çatışmalar olmasına yol açıyor. Oysaki bu ölüm ve sakatlanmaların nedeni olan savaş ve çatışmalar engellen(ebil)se bir sonuç olan bu ölümler, sakatlanmalar da olmayacak. Buna karşın, halen devam ediyor. Hem de her yıl, aybeay, günbegün daha da artarak.
Savaş çocukları önceliyor
Dünyanın gözü önünde Gazze’de, Rojava’da, İran’da, Ukrayna’da ve pek çok ülkede ateşli silahlarla, açlık nedeniyle, soğuk nedeniyle, ilaç ve sağlık hizmeti vb. olmadığı için ölümler ve sakatlanmalar devam ediyor. Bugüne kadar yayımlanan çalışmalar ve bildirimler üzerinden; 1980’li yılardan yakın tarihlere kadar yaşanan savaş ve çatışmalarda dünya genelinde en az; 8-10 milyon çocuğun öldüğü, 20-25 milyon çocuğun sakat kaldığı, 60 milyon çocuğun evsiz ve 5 milyon çocuğun yetim kaldığı, 50 milyon çocuğun psikolojik travma yaşadığı, yüz binlerce çocuğun ise nitelikli cinsel saldırıya ve işkenceye uğradığı tahmin ediliyor. Bu sayıları abartılı bulmayalım, aksine en azı. Tabii ki tek bir çocuğun bunlara maruz kalması bile büyük bir sorun. Ve öyle de kabul edilmeli.
Daha büyüyemeden
Daha büyüyemeden ölüyor, öldürülüyor çocuklar. Milyonlarca ölü küçücük bedenden ancak “şanslı olan” bazılarının bir mezar taşı oluyor. Çocuk ölümlerinin çokluğu, yapılan araştırmalarla sağlanan bilimsel bilgilerle doğrudan ve/veya dolaylı olarak da gösterilebiliyor. Max Planck Demografik Araştırma Enstitüsü’nden bir grup araştırmacının 13 Ekim 2025 tarihinde “Population Health Metrics” dergisinde yayımlanan makalesinde, Gazze’de İsrail saldırılarından önce kadınlar için 77 yaş, erkekler için 74 yaş olan doğuşta yaşam beklentisinin 2024 yılı sonu itibarıyla kadınlar için 31 yıl azalarak 46 yaşa, erkekler için 38 yıl azalarak 36 yaşa düştüğü hesaplanmış.
Çocuk Haklarına Dair Sözleşme
İnsan haklarıyla ilgili anlaşmalar arasında en fazla sayıda ülke tarafından imzalanan anlaşmalardan bir tanesi olduğu bilinen “Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme” Birleşmiş Milletler’in 20 Kasım 1989 tarihindeki Genel Kurulu’nda kabul edilmiştir. Toplam 55 maddeden oluşan bu sözleşmenin sahip olduğu dört temel ilke tanımlanabilir; çocuklara ayrımcılık yapılmaması (yasağı), çocukların yaşama, hayatta kalma ve gelişme-büyüme hakkı, çocukların yüksek yararı ilkesi ile çocukların katılım hakkı. Savaş ve çatışmalar bu temel ilkelerin dördününün de ihlal edilmesine neden oluyor. Ancak, yaşama, hayatta kalma ve gelişme-büyüme hakkı ihlallerinin geri dönüşü ol(a)madığının altı özellikle çizilmelidir. İnsanlığın yüz binlerce yıla ait birikimleri üzerinden ulaştığı değerler günümüzde “yok sayılıyor.” Sorunun yalnızca ihlali yaşayanlarla sınırlı olduğu yanlışına düşmemeliyiz. Yaşanmakta olan, kişiler ve devletler düzeyindeki hak ihlallerinin, vahşetlerin, katliamların yakın gelecekte daha da artacağı yönünde belirtiler mevcut. Günümüzde henüz çok sayıda olmasalar da ABD öncülüğünde, “Gazze Barış Kurulu”na üyelikle sayılarının hızla artmakta olduğunu gözlemlediğimiz “haydut devletler” tarafından oluşturulmakta olan “benim gereksinimim neyse kural da hukuk da o’dur” dayatmasını-hukukunu, daha karanlık bir dünyanın habercisi olarak da görmeliyiz.
“Korku pandemisi”ne karşı
Sözünü ettiğimiz savaşların, çatışmaların, ablukaların neden olduğu kıyametlere üzülmek bugüne kadar yetmedi. Yetmeyecek olduğunu tarihe dayalı tecrübelerimizle de biliyoruz. Bu kıyametleri ve daha da büyüyüp yayılmasını engelleyebilmek için haydut devletlerin yaratıp, pandemiye dönüştürmeye çalıştığı “korkunun bulaşıcılığı”nı önleyebilmeliyiz. Bunun için korkuya karşı bağışıklık sağlayacak “aşı(lar)ya” gereksinim var. Bu bağışıklığı yaratıp, “korku pandemisi”ni engelleyebilecek en önemli aşılardan biri “umut” olabilir.
Günümüzde bu umudu-aşılamayı çocuklara yaşatılanlara engel olmaya çalışarak, bu yangınlara su taşımaya çalışan “karıncalar”a sahip çıkarak, onlardan birisi olarak yangınlara karşı su taşımakla başlatabiliriz. O zaman bu aşı tutar. “Korku pandemisi” önlenebilir. İnsanlık bir daha kazanır. İnsan kalabilmemiz ve insanlık için.
Seslenişe kulak verelim
Ekim 2023’ten bu yana İsrail tarafından öldüren 20 bin çocuktan birisi olan 5 yaşındaki Hind Rajab’ın annesinin dünyaya, “karıncalara” seslenişini yazının içeriğiyle genişleterek paylaşmak istiyorum:
Gazze'nin (Rojava’nın, İran’ın) çocukları acımanızı istemezler.
Yaşama haklarını istiyorlar,
Korkmadan uyumak,
Bombalar olmadan oynamak.
Büyümek-yalnızca büyümek için.
... Gazze'yi (Rojava’yı, İran’ı) unutmayın.
Çocuklarını terk etmeyin.
Kaynakça:
- “Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme”. https://www.unicef.org/turkiye/çocuk-haklarına-dair-sözleşme Erişim tarihi: 6 Şubat 2026.
- Gómez Ugarte Valerio, A. C., Chen, I., Acosta, E., Basellini, U., Alburez-Gutierrez, D. (2025). Accounting for uncertainty in conflict mortality estimation: an application to the Gaza War in 2023-2024. Population Health Metrics, 23:55, 1–15.
- https://www.demogr.mpg.de/en/publications_databases_6118/publications_1904/journal_articles/accounting_for_uncertainty_in_conflict_mortality_estimation_an_application_to_the_gaza_war_in_2023_2024_8575/ Erişim tarihi: 6 Şubat 2026
- Hind Rajab’ın annesinin seslenişi. AVAAZ Foundation tarafından 4 Şubat 2026 tarihinde paylaşılan e-posta aracılığıyla ulaşıldı.
(TY)








