Zeytin hasadının başlama dönemi olan Eylül sonu – Ekim başı uzun emek vererek yetiştirilen ürünlerin toplanmaya başladığı döneme işaret ediyor. Bugünlerde zeytin yetiştiricileri bin bir emekle yetiştirdikleri ürünlerini toplamaya başlıyor. Tarımın diğer alanları gibi zeytin yetiştiriciliği de birçok zorlukla karşı karşıya.
Ancak, Filistinli zeytin yetiştiricileri açısından zeytin yetiştiriciliği ve hasadı ekstra zorluklar anlamına geliyor. BM İnsani İşler Eşgüdüm Ofisi'nin (OCHA) verilerine göre, son iki hafta içerisinde zeytin hasadına yönelik İsrailli yerleşimciler 160 saldırı gerçekleştirdi. Bu saldırılar yaralanmalara, mülklere zarar verilmesine yol açtı. Saldırılarda yaşanan yıkımlar nedeniyle 96 Filistinli yerlerinden edildi.
Maalesef saldırılar bu son iki hafta ile sınırlı değil. Eylül ayından bu yana BM birimleri 200 saldırıyı belgeledi. Zeytin hasadını hedef alan bu saldırılar Batı Şeria’da gerçekleşiyor. Belgelenemeyen saldırıları da eklenince ortaya çıkan gerçek: Filistinli zeytin yetiştiricileri her gün saldırıya uğruyor.
Eylül ayının başından bu yana geçen 50 günlük sürede günde en az dört saldırı gerçekleşiyor.
Filistin zeytininin can suyu kalıcı barıştır

İsrail askerleri, Batı Şeria’da Filistinli çiftçilerin zeytin hasadını engelledi
Filistin zeytinin sofralara ulaşması için Filistin’e barışın ulaşması lazım. Filistinliler zeytin yetiştirmek için çaba sarf ediyor. Biz insan hakları savunucuları, barış yanlıları da Filistin’de, barışı inşa etmeliyiz.
Zeytin insanlığın tarım tarihinin en eski ürünlerinden birisidir. Bugün itibariyle bilinen en eski zeytin ağacının Ürdün vadisinde olmasının da sembolik bir anlamı var. Ürdün Vadisi Batı Şeria topraklarını bir bölümünü oluşturuyor. “Bir bölümü” gibi muğlak ifadenin nedenin İsrail’in Filistin topraklarındaki işgalini her gün genişletmesinden kaynaklanıyor.
Kırılan zeytin dalı
İsrail hükümetinin işgal politikaları barışın sembolü olan zeytin dallarını kırıyor, ağaçlarını kökünden söküyor. İsrailli güvenlik güçlerinin desteğiyle hareket eden İsrailli yerleşimcilerin söktüğü her bir zeytin ağacı toprakta bir boşluk oluşturuyor.
Topraktaki boşluk sofralarımızla zeytin arasındaki mesafe kadar Filistinliler ile hak ettikleri barış arasındaki mesafeyi de açıyor, derinleştiriyor.
İsrail hükümetinin işgal ve soykırım uygulaması ile zeytin hasadı saldırıları arasında paralel bir artış yaşanıyor.
7 Ekim 2023’ten bu yana İsrail ordusunun saldırılarında Gazze’de yaşamını yitiren Filistinlilerin sayısı 74.480’e ulaştı. Aynı saldırılarda 175.539 kişi de yaralandı. Filistin Haber Ajansı WAFA’nın bu verileri insanlığın gözleri önünde gerçekleştirilen soykırımın sadece tespit edilebilen kısmıdır.
Birleşmiş Milletler özel raportörleri “Palestinian farmers face renewed threats as olive harvest is underway” [Zeytin hasadı devam ederken Filistinli çiftçiler bir kez daha tehditlerle karşı karşıya] başlığıyla yaptığı açıklamada bu saldırıların planlı olduğunu ortaya koyuyor. 2025 yılında gerçekleşen zeytin ağaçlarına yönelik gerçekleştirilen 178 yönelik saldırının 88 Filistin köy ve kasabasını etkilediğini belirten uzmanlar bu oranın 2020 yılından bu yana tespit edilen yüksek oran olduğuna dikkat çekiyor. Benzer şekilde, 2024 yılı ile karşılaştırıldığında sökülen ağaçların sayısının iki katına çıkarak 6000 civarında olduğunu ekliyor.
İsrail askeri yetkililerinin 2026 yılı için ise 339.000 metre karelik alanın boşaltılması emri verdiği de ortak açıklama yer alıyor.
Ateşkes İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarını durdurmadı. Ayrıca, İsrailli yerleşimcilerin de Filistinlilerin topraklarına el koymasının önüne geçmedi.
Esasen buradaki saldırılar karşısında bir bütün olarak uluslararası toplum daha fazla gecikmeden harekete geçmeli. Bu konuda Uluslararası Af Örgütü de saldırıların tekil vakalar olmadığının altını çizerek artan saldırılar karşısında devletlerin harekete geçmesi gerektiğini belirten bir açıklama yayınladı.
Muhtemelen bu konuda en hızlı hareket etmesi gereken uluslararası kurum logosu etrafını zeytin dallarının çevrelediği dünya olan Birlemiş Milletlerdir.
BM’nin misyonu logosunun da belirttiği üzere dünyada barışı egemen kılmaktır. İsrail hükümetinin barışın sembolü olan zeytin dallarına yönelik saldırısı karşısında bir an önce harekete geçmesi gerekiyor. BM’nin bu konuda atacağı adımlar Filistinlilerin yanında durmak kadar kendi değerlerine ne kadar etkili sahip çıktığının da emaresi olacaktır.
Yerleşimcilerin saldırganlığı herkesi hedef alabiliyor

İsrailli yerleşimciler zeytin ağaçlarını yerlerini sökerken sadece Filistinlilere saldırmıyor. Bu saldırılar sırasında sahada görev yapan gazeteciler veya dayanışma amacıyla orada bulunan kişilere ve hatta diplomatları da hedef alıyor.
Washington Post Gazetesi foto muhabiri Heidi Levine’nin İsrailli yerleşimcilerin saldırısına maruz kaldığını duyurdu. İnsan hakları savunucuları olarak böylesi saldırıların ardından etkili, kapsamlı ve tarafsız soruşturma talep ediyoruz. Bu talebimizin ardındaki temel gerekçe böylesi organize saldırılar çoğunlukla iktidarın şiddete ve ihlale göz yummasıyla gerçekleşiyor. Tam bu noktada, Washington Post muhabirlerine yönelik saldırıyı görenlerin “İsrailli askerlerin şiddeti durdurmak için bir şey yapmadığını söylediğini” aktarıyor.
İsrail hükümetinin politikalarından güç aldığı aşikar olan yerleşimciler yine geçen hafta Batı Şeria’daki tek Hıristiyan kasabası olan Taybeh’de Katolik kilisesine saldırdı. İncil’de Efraim olarak geçen kasaba İsa peygamberin çarmıha gerilmeden önce dinlendiği yer olarak biliniyor.
Aynı günlerde Belçika, Fransa ve Polonyalı diplomatlar da maskeli yerleşimcilerin saldırılarına uğradı.
Müslüman veya Hıristiyan olmak İsrailli yerleşimcilerin saldırganlığının önüne geçmiyor. Benzer şekilde, gazeteci veya diplomat olmak da bu saldırıları önleyemiyor.
İsrailli yetkililer bu saldırılarla ilgili 10 kişinin gözaltına alındığını duyurdu.
Zeytin hasadında dayanışmaya giden İsrailliler

İsrail’de bu saldırılara hayır diyen insan hakları savunucuları, aktivistler var. Yürüttükleri çalışmalar çok kıymetli. Örneğin, İnsan Hakları İçin Hahamlar örgütü Tevrat’ın öğretileri doğrultusunda yerleşimcilerin Filistinlilerin zeytin ağaçlarına zarar vermesine, topraklarına el koymasına karşı çıkıyor.
İnsan hakları alanında uzun yıllardır birlikte çalıştığımız İsrailli hak savunucuları karşılaştıkları tüm zorluklara rağmen hükümetlerinin politikalarına hayır diyor.
Filistin zeytini zeytinden fazlasıdır
Filistin’de zeytin sadece zeytin değildir. Zeytin toprağına, köyüne, gelirine, yaşamına sahip çıkmaktır. Filistin’de zeytin direniştir, barıştır.
Zeytin bin yıllardır varlığını koruyor. Zeytin ağacı sağlam bir ağaçtır. Zorluklara direnen bir ağaçtır.
Özcesi, Filistin’de zeytin yaşam demektir.
Zeytin yaşamımızda önemli yer sahip. İsrail’in her an saldırısının devam ettiği Filistin’de bu önem daha da artıyor.
Zeytine sahip çıkmalıyız. Sahip çıktığımız zeytin aslında barış, insan hakları ve yaşam demektir.
(EMK)







