Uluslararası siyaset denilince akla Trump, Hamaney, Erdoğan, Aliyev, Putin geliyor. Aynı konuda yazılmış kitapların kapaklarında da çoğunlukla bu erkeklerin fotoğraflarını görüyoruz. Peki, uluslararası siyasete feminist gözlükle bakmak mümkün mü? Hatta şöyle sorayım: Feminist bir bakışla baktığımızda neler görürüz?
Cynthia Enloe’nun “Muzlar, Plajlar ve Askeri Üsler: Feminist Bakışla Uluslararası Siyaseti Anlamak” kitabı, bu sorulara kapsamlı yanıtlar veriyor. Berna Kurt ve Ece Aydın’ın çevirisiyle Türkçeye kazandırılan kitap, Güldünya Yayınları etiketi ile yayımlandı.
Enloe bana göre kitabın temel yaklaşımını şu cümleyle özetliyor: “Özel olan küreseldir; küresel olan toplumsal olarak cinsiyetlendirilmiştir.”
Kitabın Türkçe baskısının önsözünde Enloe, Türkiye’de yayımlanacağı haberini aldıktan sonra mahallesindeki GAP mağazasına yaptığı ziyareti anlatıyor. Dünyanın nasıl göründüğünü anlamak için mağazanın vitrinine bakmaya karar veriyor.
Çünkü Enloe’ya göre küresel siyaseti anlamak için yalnızca devlet başkanlarına, diplomatik görüşmelere ya da savaşlara bakmak yeterli değil. Bir mağazanın vitrini, üretim ilişkileri, kadın emeği ve tüketim alışkanlıkları da uluslararası siyasetin bir parçası.
Enloe, uluslararası ilişkiler alanında çalışan pek çok akademisyenin kadınları ve feminist bakış açısını göz ardı ettiğini söylüyor. Oysa küresel siyasetin arka planında kadınların emeği, bedenleri ve gündelik hayatları var. Bunları görmeden uluslararası ilişkileri ne kadar anlayabiliriz?
Kadınlar nerede?

Kitabın bence en ilginç bölümlerinden biri, “diplomasinin evcilleştirilmesi”. Enloe bu bölümde "diplomatların eşleri"nin, özellikle de kadınların, uluslararası ilişkilerde üstlendiği görünmeyen rolleri anlatıyor. Bu kadınlar bir araya geliyor, örgütleniyor, ilişkiler kuruyor kimi zaman lobi faaliyetlerinde bulunuyor. "Askerlerin eşleri" de benzer ağların parçası oluyor. Evler, mutfaklar, davetler ve gündelik ilişkiler, devletler arasındaki diplomatik temaslardan ayrı düşünülemiyor.
Burada toplumsal cinsiyet odaklı habercilik yaparken sorduğumuz soruyla karşılaşıyoruz: Kadınlar nerede?
Uluslararası siyaset haberlerinde liderleri, bakanları, generalleri ve diplomatları görüyoruz. Peki, onların arkasında kalan emeği kim üstleniyor? Savaşların, askeri üslerin, turizmin ve küresel ekonominin kadınların hayatında nasıl karşılık bulduğunu ne kadar anlatıyoruz?
Kitabın adındaki üç kelime de bu soruların peşinden gitmemizi sağlıyor.
Muzlar, küresel kapitalizmin tarım işçilerinin hayatına nasıl dokunduğunu, kadın emeğinin üretim ilişkileri içinde nasıl görünmezleştiğini düşündürüyor.
Plajlar, turizm sektörünü, güvencesiz çalışmayı, seks işçiliğini ve kadın bedeninin metalaştırılmasını tartışmaya açıyor.
Askeri üsler ise militarizmin yalnızca ordular ve silahlar üzerinden anlaşılamayacağını gösteriyor. Askeri üslerin çevresinde yaşayan kadınların hayatları, askerlerin ihtiyaçlarını karşılayan emek ve savaş ekonomisi de bu tablonun bir parçası.
Enloe, kitabında özellikle ABD, Filipinler, Japonya ve Güney Kore gibi ülkelerden örneklerle askeri üslerin, militarizmin ve savaş ekonomisinin kadınların hayatını nasıl etkilediğini anlatıyor.
Okinawa’daki ABD askeri üslerinden Filipinler’deki seks işçiliği ve turizme, asker ailelerinin görünmeyen emeğinden küresel şirketlerin muz üretiminde çalışan kadınlar üzerindeki etkisine kadar uzanan örnekler veriyor. İngiltere ve diğer Avrupa ülkeleri üzerinden de diplomasi, milliyetçilik ve uluslararası siyasetin toplumsal cinsiyet boyutunu ele alıyor.
Peki Ortadoğu
Enloe’nun yaptığı, uluslararası siyaseti yalnızca devletler, liderler ve savaşlar üzerinden okumak yerine, bütün bu ilişkilerin arka planında kalan kadınların emeğini ve deneyimlerini görünür kılmak.
Bu açıdan, Enloe’nun feminist merceğinden bugünün Ortadoğu’suna nasıl bakacağını ve bu merceğin bölgede süren savaşlar, militarizm, yerinden edilme ve kadınların yaşamları hakkında neleri görünür kılacağını da açıkçası çok merak ediyorum.
Enloe’nun merceği bunlarla sınırlı değil. Milliyetçiliğin kuruluşunda kadınlara biçilen rolleri, "diplomat eşlerinin" görünmeyen emeğini, tekstil işçilerini ve hizmet sektöründe çalışan kadınları da uluslararası siyasetin bir parçası olarak ele alıyor.
Kitabın gazetecilik açısından benim için en önemli tarafı da burada başlıyor. Bu yaklaşım, haberin öznesini değiştirmekten çok daha fazlasını öneriyor. Olayın kendisine başka sorularla bakmayı.
Uluslararası ilişkiler bölümlerinde, feminist yaklaşımları ele alan dersler olsa da siyaset tarihinin çoğunlukla erkekler üzerinden anlatıldığı bir gerçek. Devletlerin, savaşların ve diplomatik ilişkilerin tarihini okurken kadınların bu süreçlerdeki rolü çoğu zaman arka planda kalıyor.
“Muzlar, Plajlar ve Askeri Üsler”, bu nedenle özellikle üniversite öğrencileri için önemli bir okuma önerisi. Uluslararası ilişkiler ve siyaset bilimi öğrencilerinin yanı sıra gazetecilik öğrencilerinin de okuması gereken kitaplardan biri. Kadınların ve LGBTİ+’ların dünyayı, siyaseti ve kendi yaşamlarını başka bir yerden düşünmelerine alan açabilir.
(EMK/NÖ)







