Geçen yıl Kasım günlerini hatırlar mısınız? Daha doğrusu Dilan Karaman’ı hatırlar mısınız? Önce, “hayatını kaybetti” diye duyuldu, sonra “intihar”, ardından “intihara sürükleme” ve bir dolu soru işareti, bilinmezlik, sorumlular, sorumsuzluklar, suçlamalar, yazılan raporlar, yazılmayan raporlar, soruşturmalar, tanıklar…
Yüzlerce insan Dilan için adalet istedi, sorumlular açığa çıksın dedi, talepler sıralandı…
Bugün, 25 Ekim’de ise bütün bunların ötesinde bir şey oldu. Dilan’ın ablası Gönül Karaman, “Dünyanın En Güzel Dilan’ı / Dîlana Herî Xweşik a Cîhanê” isimli bir derleme kitap hazırladı. Güldünya Yayınları etiketiyle okurla buluşan kitapta yoldaşının anlattığı Dilan’ı da okuyorsunuz, ailesinin hafızasında yaşayan Dilan’ı da. Fotoğraflarıyla, anılarıyla, geride bıraktığı izlerle…
Kitabın tanıtımı bugün Avcılar’daki Barış Manço Kültür Merkezi’nde yapıldı. Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş, insan hakları savunucusu ve avukat Eren Keskin, Nimet Tanrıkulu, Kürt kadın siyasetçiler, arkadaşları ve ailesi Dilan’ı anmak için bir araya geldi.
Etkinlikte Dilan’ın yaşamından kesitler içeren kısa videolar da gösterildi. Onun ne kadar çalışkan olduğundan, yorulmak bilmediğinden, gülüşünden, yoldaşlarıyla kurduğu bağdan söz edildi.
Dilan’ı tanımayan biri olarak, anlatılanların çok daha ötesinde bir insan olduğunu hissettim. “Her ölüm erkendir” derler. Bu kez yalnızca bir ölümün erkenciliğini değil, ölümün ardından sorularla baş başa bırakılmanın, adalet arayışının ve bütün bunların içinde yalnız kalmanın ağırlığını da hissettim.
Peşimizi bırakmayan hisler
Ölenlerin ardından söylenen sözlerden biri de “Kel ölür, sırma saçlı olur”dur. İnsanlar öldükten sonra güzelleştirilir, eksikleri unutulur, anıları parlatılır. Ama Dilan için anlatılanlarda başka bir şey vardı. Onun yalnızca ölümünden sonra hatırlanan bir kadın olmadığını, yaşarken de bir mücadele yürüttüğünü, çalıştığını, ürettiğini, güldüğünü, sevdiğini ve hayatın içinde olduğunu görüyordunuz. Şüphesiz anlatılanlar, onu yalnızca kaybıyla tanımlamaya yetmiyordu.
Geçen yıl ölüm haberi duyulduktan sonra Dilan için ne kadar çok çaba gösterildi, neler yapıldı. Adalet talep edildi, sorular soruldu, açıklamalar yapıldı. Ancak Dilan’ın ve ailesinin yaşarken yalnız bırakıldığı hissi, bugün de peşimizi bırakmadı.
Salonda çok az insan vardı.
“Baro seçimi vardı”, “yer uzaktı” ve benzeri gerekçeler sıralanabilir. Elbette herkesin kendi koşulları var.
Dilan, içine düşürüldüğü duygulardan kurtulmak, sesini duyurmak için sesini yükseltmiş ama duyuramamıştı. Bugün, ölümünden sonra adını yaşatmak için bir araya gelenlerin önünde, kocaman konferans salonunun boş sıraları bana bu yalnızlık duygusunu yeniden hatırlattı. Gözyaşlarını tutmakta zorlanan kadınlar, ailesi, onu unutturmamak için emek verenler…
Gönül Karaman: Bu kitap, Dilan’ın yarım kalan 25 Kasım yürüyüşü
Dilan Karaman’ın ablası @GKaraman77252’ın bugün “Dünyanın en güzeli Dilan’ı” kitabının tanıtımında konuştu, dinlemenizi öneririm. https://t.co/wNiwlkXU6f
— Evrim Kepenek (@kepenekevrimm) October 25, 2026
Dilan’ın ablası Gönül Karaman, kitabın hazırlanma sürecini anlatırken Dilan’ın anısını yaşatmak için bir araya gelen herkese teşekkür etti. Kitabın onun için taşıdığı anlamı, dayanışma ve ortak mücadele üzerinden anlattı:
“Herkes onun anılarının şahidi olarak o kitabın tamamlanmasına katkıda bulundu. Bunun bizim için anlamı çok büyük. Çünkü bu denli korkunç bir karanlık yine ancak bu renklerle aydınlanır. Bu renkler ki bizim sahiplendiğimiz dünyanın yaşanılacak yanı, tutunacak dalı, mücadelenin ışığı ve umududur.
“Aslında bu durum onun adıyla da çok uyumlu. Bu yüzdendir ki dünyanın en güzel Dilan’ı odur. Biran, Türkçede halay demektir. Halay çekmek kolektif bir eylemdir. İnsanlar bütün renkleriyle, stranlarıyla el ele tutuşmasını bilir. Yüz yüze bakar, adımlarla birlikte atılır ve en güzel şarkılar, en güzel ritimlerle tek bir ses olup söylenir.
“Dilan isminin bütün özelliklerini gerçekten de ruhunda taşıyordu. Onun anısına dair herkesin kendi ritmi ve rengiyle kalem tuttuğu bu eser, tam da onun isteyeceği gibi koroların tuttuğu bir dayanışma içerisinde hayata geçiyor. Bu yolculukta kalemleriyle onun yürüyüşünü sürdüren bütün yoldaşlarıma yürekten teşekkür ederim.
“Bu eser, onun yarım kalan, aslında hiç kalmayacak 25 Kasım yürüyüşüdür.”
Gönül Karaman, kitabın gelirinin bir bölümünü Güldünya Yayınları’na, bir bölümünü ise kadına yönelik şiddetle mücadele eden Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı’na bağışlayacağını açıkladı. Projenin başından itibaren desteğini esirgemeyen Ayşe Düzkan’a da teşekkür etti.
Gönül Karaman, sözlerini Dilan’ın mücadelesini sürdürme kararlılığıyla tamamladı:
“Katledilen bütün kadınlar için isyan sesini yükseltirken, bir gün Dilan için de böyle bir durumla karşılaşacağımı bilmiyordum. Tek bir kadının daha hayattan koparılmasına tahammülümüz kalmadı. Dilan ve onun gibi kadınların mücadelesi her daim sürecek. Onun anısını her daim yaşatacağım.”
Eren Keskin: Dilan öğretmeye devam ediyor
Sevgili @ErennnnKeskinnn “Hep öğretidirdi giderken de öğretti” https://t.co/EMxOysqias
— Evrim Kepenek (@kepenekevrimm) October 25, 2026
Etkinlikte konuşan avukat ve insan hakları savunucusu Eren Keskin Dilan’ın ölümünün ardından kadın hareketinin ve kendi içlerinde kurdukları yapıların da sorgulanması gerektiğini söyledi.
Keskin, Dilan’ın ailesinin onu unutturmamak için verdiği mücadeleye duyduğu saygıyı dile getirirken, Dilan’ın yaşamının ve ardından bıraktığı soruların hepimize bir şey öğrettiğini anlattı.
“Öncelikle ailesini, kardeşlerini, ablalarını çok iyi anlıyorum ve yaptıkları şeye çok saygı duyuyorum. Çünkü Dilan’ı unutturmak istemiyorlar. Dilan zaten unutulmayacak bir insan.
“Ben ilk yaptığımız basın toplantısında da söylemiştim. Bazı insanlar ve bazı kadınlar dünyaya öğretmek için geliyorlar. Dilan öyle insanlardan biri. Ben Dilan’ı tanıdım. Daha önce de konuştuk. Medyascope’ta çalışırken söyleşi de yaptık. Ne kadar canlı, ne kadar cana yakın, ne kadar davasına bağlı ama bir yanıyla da dünyaya, yaşamaya bağlı bir insan olduğunu çok yakından tanıklık ederek gördüm.”
Keskin, Dilan’ın ardından geride kalan en önemli mirasın, kadın hareketi içinde uzun zamandır tartışılan ancak bazen yüzleşmekten kaçınılan meseleleri yeniden gündeme getirmesi olduğunu söyledi:
“Bazı insanlar giderken de, yokluklarında da öğretmeye devam ederler. Dilan böyle bir şey yaptı bence. Dilan’ın geride bıraktığı bu.
“Çünkü biz Dilan’ın gidişiyle birlikte çok önemli şeyler tartışıyoruz. Tabii ki kadın hareketi bunları her zaman tartışıyor ama sadece tartışmak yetmiyor. Bazen kendimize yakın olanların resmî politikalarla ne kadar iç içe geçtiğini, erkek egemen yapıyla ne kadar bütünleştiğini görmüyoruz, görmek istemiyoruz.
“Dilan’ın gidişiyle birlikte kendi kurduğumuz yapıların da o şikâyet ettiğimiz devlet aklına bazen ne kadar benzeyebildiğini, erkek egemen ve feodal değer yargılarının bizleri de nasıl biçimlediğini bir kez daha gördük.”
Keskin, uzun yıllardır kadın hareketinin içinde yer alan biri olarak Dilan’ın ardından kendi durduğu yeri ve birlikte mücadele ettiği insanları daha fazla sorgulamaya başladığını söyledi:
“Ben mesela kendi açımdan, çok uzun yıllardır bu hareketin içinde biri olarak Dilan’la birlikte daha çok sorgulamaya başladım. Kendi içinde bulunduğumuz hareketleri, kendi yoldaşlarımızı daha çok sorgulamaya başladım. Eminim birçok kadın için bu böyle geçerli.
Keskin son olarak şöyle seslendi: “Bu kitap da iyi ki yayımlandı. Herkes her gördüğünde bir kez daha hatırlayacaktır. Ben her şeyden önce Gönül’e çok büyük saygı duyuyorum. Sevdiğine bu kadar bağlı olmak, onun yaptıklarına, onun davasına bu kadar bağlı olmak, bu kadar sahip çıkmak çok önemli.
“İyi ki biz de Gönül ve kardeşlerinin yanındayız. Dilan’ı sevgiyle, saygıyla anıyorum. Bir kez daha ona sevgimi, saygımı, bütün iyi dileklerimi yolluyorum. İyi ki vardı. İyi ki bizim için hâlâ var olmaya devam ediyor.”
Meral Danış Beştaş: Dilan’ın bıraktığı izler bizimle
Sevgili @meraldanis Dilan Karaman için düzenlenen etkinliğe katıldı, içten ve samimi konuşmasını buradan izleyebilirsiniz. https://t.co/RrCSbe0AMP
— Evrim Kepenek (@kepenekevrimm) October 25, 2026
HDK Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş da konuşmasında Dilan Karaman’ın yaşamına, mücadelesine ve geride bıraktığı mirasa dikkat çekti. Bir insanın ardından kalan en önemli şeyin nasıl yaşadığı ve başkalarının hayatına ne kattığı olduğunu söyleyen Beştaş, Dilan’ın direnişi ve yaşam sevincini hatırlattı.
“Hepimiz bu hayata bir şekilde gelir ve gideriz. Önemli olan şey, nasıl bir yaşam bıraktığımızdır. Dilan hepimize direnişi ve yaşam sevincini bıraktı. Şöyle dedi:
“Gönül Karaman kardeşi Dilan için mücadele etti. Dilan; adalet, eşitlik, Kürt meselesi, kadın meselesi içinde hep doğru yerde durdu ve bu mücadeleye katkı sağladı. Yaptığı işlerle hep bunu daha ileriye götürmek için çalışıyordu. O hiç yorulmuyordu, hep çalışıyordu.
“Direngenliği, gülüşü, hayata bağlılığı ve inancı hepimize büyük bir güç verdi. O burada olmayabilir ama bize bıraktığı izler ve anıları hep bizimle olacak.”
Beştaş’ın sözlerinde de Dilan’ın yaşamını yalnızca kaybıyla hatırlamama çağrısı vardı. Dilan,
Dilan’ı anmak, soruları unutmamak
Ümit ediyorum ki kitap çok okura ulaşır, çok satılır. Kitabın başarısı olarak düşünmeyin lütfen, değil, Dilan’ın anısını yaşatmak için emek veren ailesine ve arkadaşlarına da bir dayanışma anlamına gelecek.
Eren Keskin’in bir sözü beni çok düşündürdü: Dilan öğretmeye devam ediyor. Haklıydı.
Dilan’la çok az temasım oldu. Belki birkaç kez sesini duydum, haberlerini okudum, meslekten biri olarak adını biliyordum. Onu yakından tanımadım. Ama bugün anlatılanlar, onun ardından yürütülen tartışmalar ve özellikle Keskin’in sözleri bana da bir şey öğretti.
İnsan, ne yaşadığını kendisi biliyor. Dışarıdan bakanların bilmediği, göremediği, anlayamadığı çok şey var. Bir insanın yaşadıklarını kendi doğrularımıza, kabullerimize ya da içinde bulunduğumuz yapıların sınırlarına göre açıklamaya çalışmak, şiddet uygulayanların manipülasyonlarına kapılmak, meselelerde güç dengelerini gözeterek hareket etmek, tercih etmek, bahanelere sığınmak, bazen o insanın sesini bir kez daha duyulmaz kılabiliyor.
Sanırım insanın yapabileceği tek şey, kendisini inciten, sesini duyuramadığı, kendisini anlatamadığı her türlü ilişkiden mesafelenmek. Ve ne olursa olsun yaşamaya devam etmek. Yaşamak. Bildiği gibi yaşamak!
İyi ki yaşadın Dilan. Seni unutturmayacağız!
(EMK)

















