HABER / İZLENİM
Dersim'de Gülistan Doku soruşturması kadınları nasıl etkiliyor?
“Kendimizi güvende hissetmiyoruz. Kamu binalarını üniversitenin kampüsüne taşıdılar. Biz mezun olacağız fakat arkadaşlarımız geride kalacak. Okulun içindeki askeri personel her geçen gün artıyor. Okul içinde arkadaşlarımız bu duruma tepki gösterdi, açıklama yaptı ancak onlara soruşturma açıldı, bazılarına dava açıldı. Okulun güvenliği ise arkadaşlarımıza müdahale etti ve olaylar yaşandı.”
“Özdemir A. adlı kişinin Gülistan Doku dosyasıyla ilişkilendirilen faillerden biri olduğu iddia ediliyor. Onun yeğeni Barış D., TÜGVA’nın başkanı. Okulun TÜGVA ile protokol imzaladığı, bu kapsamda öğrencilerin AKP’li etkinliklere götürüldüğü öne sürülüyor. Kendisiyle ilgili öğrencilerle yazışmalar bulunduğu iddiaları da var. Bu erkek zaman zaman öğrencilerle de birlikte oluyor. Öğrencilerin iletişim bilgilerini askeri personelle paylaşıyor.”
“Çocuk gelişimi bölümünde yıllardır taciz iddialarıyla gündeme gelen ve kamuoyunda bilinen Ahmet S. T. hâlen aktif. Ayrıca Aygül Doku’yu mezuniyet töreninde yaka paça indiren Eğitim Bir-Sen başkanı Bülent K. var. Onun baldızı Seher M. isimli kişinin de bölümde taciz iddialarıyla gündeme gelen kız öğrencilerle ilgili yönlendirme ve susturma süreçlerinde yer aldığı öne sürülüyor. Ayrıca İbrahim Ö. isimli bir hocanın taciz iddiasıyla tutuklandığı ifade ediliyor. Bir diğer isim olarak Cem T.’nin de bu yapı içinde olduğu yönünde iddialar bulunuyor.”
Dersim’de kadın öğrencilerin tanıklıkları böyle. Bu anlatımların çok daha fazlası olduğu, çok sayıda benzer hak ihlali iddiası bulunduğu ortada.
Dersim’de Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü 2. sınıf öğrencisi Gülistan Doku’nun 5 Ocak 2020’den bu yana kayıp olmasıyla ilgili soruşturmada yeni gelişmeler yaşanıyor. Ancak bölge halkı ve kadın örgütleri tüm bu soruşturmaların yetersiz olduğu görüşünde. Çünkü onlara göre, kadın öğrencileri seks işçiliğine zorlayan bir çebeke var bu şebekenins adece bir kısmı açığa çıkarıldı.
Tunceli Cumhuriyet Başsavcısı olarak göreve başlamasının ardından özel bir birim kuran ve Gülistan Doku soruşturması dosyasını yeniden açan Ebru C., bölgeye gelir gelmez ilk olarak gazetecilerle bir araya geldi. Görüşmede, “Gülistan Doku’yu anlatıyorum; buraya gelmeden önce de meseleyi takip ediyordum, bu meselenin üzerine gideceğim” dediği aktarıldı. Gazeteciler ise savcıyı samimi bulduklarını ve sürecin bu aşamaya gelmesinde katkısının olduğunu ifade ediyor.
Peki Gülistan Doku’nun kaybolmasının ardından geçen süreçte kentte yaşayanlar, özellikle üniversite öğrencileri ne hissediyor? Kentte hangi iddialar konuşuluyor?
Hafta sonu “Barışa İhtiyacım Var İnisiyatifi” çağrısıyla on kentten kadınlar Dersim’de bir araya geldi. Görüşmelerde üniversite öğrencileri, Dersim Kadın Platformu üyeleri ve sendika temsilcileriyle temas kuruldu.

Bir öğrenci, Gülistan Doku’nun kaybolması ve sonrasındaki süreçte en yoğun hislerinin “tehlike altında olmak” olduğunu söylüyor:
“En üst düzey kamu görevlilerinin bile bu şiddet iddialarıyla anıldığı, başka görevlilerin de buna dahil olduğu söyleniyor. Birçok arkadaşımızın ailesi onları okuldan almak istiyor. Kenti güvenli bulmuyorlar. Güven duygusu tamamen azaldı.”
Bir başka öğrenci ise şunları aktarıyor:
“Deprem riski nedeniyle yaklaşık beş ay önce kentteki bazı kamu binaları ve askeri birimlerin üniversite kampüsüne taşındığı söyleniyor. Kampüse girişin çok kolay olduğu, özellikle kız yurtlarının çevresinde akşam saatlerinde uzman çavuşların görüldüğü ifade ediliyor.”
Gülistan Doku dosyasıyla ilgili konuşan öğrencilere üniversite içinde baskı uygulandığı, bazı öğrenciler hakkında soruşturmalar açıldığı da iddialar arasında yer alıyor.
Kentte yaşayan kadınlar ne diyor?
İnsan hakları savunucusu Gönül S. şu değerlendirmeyi yapıyor:
“Kadınlar ilk başta kendilerini güvende hissettiklerini söylüyordu. Ancak sonrasında üniversiteli kadınlardan gelen anlatımlarda bir ‘seks işçiliği çetesi’ iddiası dile getirildi. Tehdit edildiklerini, fotoğraflar üzerinden şantaja maruz kaldıklarını anlatıyorlar. Bize gelen öğrenciler ‘ne yapacağımızı bilmiyoruz’ diyordu. Biz yanlarında olmaya çalışıyoruz ama korku devam ediyor.”
Bir başka anlatımda ise, Gülistan Doku ile ilgili bir etkinliğin iptal edildiği, güvenlik baskısı yaşandığı ve şüpheli kişilere dair uzun süreli şüphelerin olduğu ifade ediliyor.
Mutlaka araştırılması gereken iddialar
İddia 1: Munzur Üniversitesi’ne gelen öğrencilerin sosyalleşme alanlarının kısıtlı olduğu, TÜGVA ile bağlantılı olduğu iddia edilen Barış D.’nin WhatsApp grubu kurarak öğrencilerin iletişim bilgilerinin bazı kişi ve yapılara aktarıldığı öne sürülüyor.
İddia 2: Bazı kamu personellerinin dahil olduğu bir ağın, öğrenciler üzerinde taciz ve tehdit iddialarına konu olduğu özellikle “ilişkiyi ailenize söyleriz” gibi tehditlerle öğrencilerin susturulduğu iddia ediliyor.
İddia 3: Gülistan Doku soruşturmasında yalnızca sınırlı tutuklamaların yapıldığı, emniyet ve yargı içinde yer alan bazı kişilerin de soruşturma kapsamına alınması gerektiği, aksi halde dosyanın ilerlemeyeceği öne sürülüyor.
İddia 4: Bir yurtta çalışan kişinin aktardığına göre, Gülistan Doku’nun kaybolmadan önce bazı ifşa hazırlıkları yaptığı, Cem T. hakkında öğrencilerden gelen “not karşılığı baskı” iddiaları olduğu ileri sürülüyor.
İddia 5: Gülistan Doku’nun cenazesine ulaşılmamasının nedenine ilişkin olarak farklı şüpheler dile getiriliyor yeni binaların altı, kampüs içi alanlar gibi yerlerde gizlenmiş olabileceğine dair iddialar bulunuyor.
İddia 6: Kızılay Tunceli İl Başkanı olan Dr. Öğr. Üyesi İlksen O. “Gönüllülük” dersi kapsamında üniversitede görev yapıyor. Bu akademisyenin öğrencilere sosyal sorumluluk projesi kapsamında ödev verdiği, öğrencilerin ise “Alevilerin kutsal mekânlarını temizleyelim” şeklinde bir öneri sunduğu iddia ediliyor. Bunun üzerine akademisyenin öğrencilere ve Alevilerin kutsal mekânlarına yönelik “kime göre kutsal, ne kutsalı” gibi ifadeler kullandığı öne sürülüyor.
Öğrencilerin derslerde yoğun şekilde zorlandığı, bazı öğrencilerin ise akademisyenin kendi çocuğunun ya da kentteki uzman çavuşların çocuklarının doğum günlerine götürülerek orada çalıştırıldığı iddia ediliyor. Öğrencilerin dersten geçebilmek için bu süreçlere dahil olmak zorunda kaldığı belirtiliyor. Ayrıca söz konusu akademisyen hakkında CİMER’e şikâyet başvuruları yapıldığı ifade ediliyor.
İddia 7: Özellikle Çocuk Gelişimi Bölümü’nde ciddi bir yapılanma olduğu iddia ediliyor. Öğrencilerin bazı subaylara yönlendirildiği ve bu kişiler tarafından taciz edildiği öne sürülüyor. Bunun bölgede özel olarak yürütülen bir süreç olduğu iddia ediliyor.
Bu kişilerden bazılarının tutuklu olduğu belirtilse de, dönemin yetkililerinin hâlâ dışarıda olduğu ve soruşturmaya dahil edilmemesi halinde sürecin devam edeceği yönünde endişeler dile getiriliyor.
(EMK)
Göçmen Dayanışma Ağı: AB’nin Yeni Göç ve İltica Paktı daha fazla hak ihlali ve ölüm riski doğuracak
“CUMHURİYETİN DEMOKRATİK DÖNÜŞÜMÜ” KONFERANSI
“Demokratik bir Türkiye ihtiyacı her zamankinden daha yakıcı”
10 ilden gelen kadınlar Dersim'den seslendi: Gerçek bir barış için erkek-devlet şiddeti son bulsun
KADINLARIN GÜNDEMİ
Sevgili devletimiz, siz himpathy yapıyor olabilir misiniz?
Ya “Çınlayanlar"ı duyacağız, ya şarkılar söyleyeceğiz