İstanbul’da metrodayım. Haliç Durağı’nda bir bakıyorum ki kapıdan içeri sakallı, oduncu gömlekli, esmer, genç bir adam giriyor. Boğaç bu, diye bir an umutlanıyorum. O iki-üç saniye içinde kafamdan ölmediğine, her şeyin bir uydurma olduğuna dair senaryolar bile yazıyorum. Tam Boğaç diye seslenmek istiyorum ki, bana doğru dönüyor, yok, o değil.
Gene bir gün Osmanbey’den Taksim’e yürüyorum, karşıdan Boğaç geliyor. Yanında arkadaşları, gülüyorlar. Dikiyorum gözlerimi daha dikkatli görebilmek için. Kalbim çarpıyor. Yakınlaşıyorlar. Bunların hepsi bir-iki saniye içinde oluyor. Ama Boğaç değil. Hiçbir zaman da olmayacak.
Biliyorum bu insanlar Boğaç değil. Peki Boğaç nerede? Gökyüzünde bulut olup yağan yağmurda mı? Aldığım nefeste mi? Yazın kocaman gözlerini kırpan yıldızlarda mı? Yoksa birkaç aylık, henüz gülmeyi öğrenen ve kıkır kıkır kıkırdayan bir bebeğin ruhunda mı?
İnsanın bir yakınını ya da sevdiği bir insanı kaybetmesi çok zor. Ben hâlâ bunu nasıl yaşayacağımı bilmiyorum. Allah, evren, sevgi sistemi, artık neye inanıyorsanız, bu kaybı yaşayan herkese sabır diliyorum. Ama büyüklerin lafı var ya, ani ölüm, hele ki genç bir canın ani ölümünü sindirmek ve kabullenmek çok daha zormuş.
Boğaç’ı bilmeyenlere onu nasıl anlatırım? Boğaç neşe kaynağıydı, güneş ışığı gibi sıcaklık saçan, dost canlısı, çalışkan bir insan, sonra inanılmaz güzel öyküler yazan ve mizansenler kuran genç bir sinemacıydı. Ama her şeyin ötesinde, iyi bir kalpti. Hayata sonsuz meraklı, pozitif ve tüm canlılara saygılı bir ruhtu.
Boğaç benim öğrencimdi. Sonra asistanım oldu, sonra çalışma arkadaşım ve sonra da dostum. Aramıza yaş fark bizi dostluktan alıkoymadı. Birbirimize gerçekten sevgiyle bağlıydık biz. Kardeşlik, hayranlık, koruma, güven, kahkaha ve madilik arasında ufak bir çember çizdik kendimize. Çok gülerdik, çok konuşurduk, fikirler üretir, hayaller kurar ve oyun oynardık. Bir gün video art dersinde sandalye kapmaca oynamıştık mesela bütün sınıf, çocuklar gibi. Sonra başka bir gün, sevgililer günüydü sanırım, zamanında fırsat bulup konuşamadığımız kişilere aşk mektupları yazmıştık gene sınıfça. Bunlar hep yaratıcı oyunculuğumuzun parçasıydı. Anaokulu ve üniversite arasında gider gelirdi ruh halimiz ve bundan çok büyük keyif alırdık. Bazen ders sonrası Cihangir Parkı’na gider otururduk veya bir şeyler içerdik. Öyle bir aile olmuştuk işte. “Ayyy hocam var ya” diye gülen ve sonra gülmekten konuşamayan sesini hâlâ duyuyorum kulaklarımda. Altın kalpli çocuk insandı Boğaç.

2017 yılında ben Almanya’ya taşınırken benimle havaalanına geldi. Valizlerime yardım etti. Sarıldık, ağlaştık. Sonra telefon konuşmalarına, sesli mesajlara döndü ilişkimiz. Evimden ayrılırken sevdiklerime dağıttığım bitkilerimden biri de ondaydı. Arada arar nasıl büyüdüğünü, çiçek açtığını anlatırdı, sonra işiyle ilgili bir dedikodu, Almanya’da hayat, yeni filmi ve gitmeyi planladığı sanatçı misafirlik programının havadisleri, bana yakıştırdığı bir moda trendi derken bu konuşmalar akar giderdi. Ama hayatın akışıyla birlikte konuşmalarımız da seyrekleşti. Instagram hikâyelerine yorumlar ve ara ara İstanbul ziyaretlerimde “neredesin, seni çok özledim, i love youuuu”lu mesajlara döndü…Ama kalplerimiz hiç kopmadı. Taa ki…
22 Ocak 2024. İki yıl oluyor Boğaç buralardan gideli. Bugünlerde İstanbul’da fırtına var. Toprağın altında üşüyor musun, düşünmek istemiyorum. Toprağım canım Boğaç. Hâlâ gördüğüm insanları sen zannediyor, olmadık acıklı şarkılarda ağlıyor, ara ara açıp sesli mesajlarımızı dinliyor, fotoğraflarına bakıyorum. “Özlemesen de özlüyorum, hiç gelmesen de bekliyorum, rüyamda seni görüyorum," diye şarkılar mırıldanıyorum kendi kendime trende giderken. Gözlerimden birer damla yaş süzülüyor, yanımda oturan yabancı kadına çaktırmamaya çalışıyorum. Öyle işte bu acı. Ara ara bir bıçak saplayıveriyor kalbime. Hâlâ ne olduğunu zihnim almıyor. Nedenini arıyorum, bulamıyorum, açıklayamıyorum.
Şarkının son dizesini de yazayım da, bu aşk mektubu böyle bitsin Boğaç. Hâlâ seni çok seviyorum, nerede, ne şekilde olursan ol, hâlâ seni çok seviyorum. Fiziken ayrıldık belki, ama sen hep yanımda, kalbimdesin. Benimlesin.
Işıl hocan.
(IE/TY)


