Cezaevlerinde unutulanlar…
Mahkûmiyetleri hak ihlali olduğu halde hapiste tutulanlar…
Bir yanda umutlar ve adalet, diğer yanda adaletini yitirmişlerin adaletsizliği…
Bir kaya parçası gibi özgürlük umutlarını dağın zirvesine kadar çıkarmayı başaranlar…
Öte yanda adaleti zirveye taşıyanları cezalandıran ve kaya parçasını dağın eteklerine geri itekleyenler!
Adaletin kötülüklerini yaratmayı hukuk zannedenler!
İnsan haklarını adalet yolu kabul edenlerin direnişi ve umutları…
Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurunun 14. yılını kutladı.
23 Eylül 2012’de başlayan bireysel başvuru yolu insanların adalet arayışlarında önemli bir role sahiptir, eğer Anayasa Mahkemesinin verdiği kararlar uygulanırsa…
Eğer tek bir hak ihlali kararı uygulanmıyorsa; Türkiye’de bireysel başvuru hakkı yoktur.
Anayasa Mahkemesi 23 Eylül 2026 tarihinde “Türk Anayasa Mahkemesinin Norm Denetimi Kararlarının Bireysel Başvuruya Etkisi” temalı sempozyum düzenledi.
Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya yaptığı açış konuşmasında “bireysel başvurunun” on dört yıllık geçmişini ve adaletin ulaştığı noktayı rakamlarla ortaya koydu.
23 Eylül 2012 tarihinden 23 Eylül 2026 tarihine kadar Anayasa Mahkemesine 756 bin 726 bireysel başvuru yapılmış. Mahkeme tarafından 648 bin 410’u sonuçlandırılmış ve başvuruların yaklaşık yüzde 85,7’si karara bağlanmış. 8 Haziran 2026 tarihinde derdest başvuru sayısı 102 bin 143’tü. 26 Eylül tarihinde 40 bin 769 ve yaklaşık 30 bin bireysel başvuru sonuçlandırılmış.
İhlal kararlarının yerine getirilmesinin Anayasa Mahkemesince yakından takip edildiğini ileri süren Başkanın anlatımına göre; bireysel başvuru “Anayasa’da güvence altına alınan bir hakkın kamu gücü tarafından ihlal edildiğini ileri süren bir insanın adalet arayışını” ifade etmektedir.
Gerçekten Anayasa Mahkemesi uygulanmayan kararlarını takip ediyor mu?
Kaç kararının uygulanmadığını tespit etmiş midir?
Uygulanmayan kararlar hak ihlali midir?
Daha ilginci ise AYM Başkanı diyor ki; “AYM istatistiklerine göre bugüne kadar verilen 86 bin 849 ihlal kararının yüzde 99,9’u uygulanmıştır. Uygulama konusunda yaşanan sorunlar ise çok sınırlı sayıdaki somut olay ve bazı teknik hususlarla sınırlı kalmıştır. Bu yüksek uygulama oranı, bireysel başvurunun on dört yıllık tecrübesi bakımından son derece anlamlıdır. Zira bireysel başvurunun gerçek etkisi, verilen ihlal kararlarının hayata geçirilmesiyle ortaya çıkmaktadır. Bir ihlalin tespit edilmesi kadar, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması da temel hakların etkili biçimde korunmasının vazgeçilmez bir unsurudur.”
Uygulanmayan sınırlı sayı kaçtır? Neden uygulanmadı? Kimler uygulamadı?
Deniyor ki; ihlal kararlarının %99,9 uygulanmıştır… Acaba?
Yaşanan sorunların nedeni çok sınırlı sayıda “somut olay ve teknik hususlar” mıdır?
İnsan hakkı ihlalinin tespiti kadar ortadan kaldırılması da temel hakların korunmasında vazgeçilmez bir unsur mudur acaba?
Bireysel başvurularda verilen ihlal kararlarından birinin uygulanmamış olması hak ihlalidir!
Adana’da 8 Haziran 2026 tarihinde yapılan konuşmasında AYM Başkanı; “Esasen anayasa yargısının nihai amacı yalnızca ihlal tespiti yapmak değildir. Daha önemlisi, ihlallerin tekrarını önleyecek anayasal bir bilinç ve uygulama kültürü oluşturmaktır.”
İlginç bir söz….
Acaba böyle bir yargı kültürü oluştu mu?
Böyle bir yargı kültürü var mı?
Bireysel başvuru kararları ihlallerin tekrarını önleyecek yargı kültürünü oluşturdu mu?
Cezaevlerinde hak ihlaline uğratılmış olduğu halde unutulanlar yok mu?
Yargı kültüründen yoksunluk yüzünden hapis yatırılanlar yok mu?
Sadece aklınıza gelenleri bir çırpıda sayacak olursanız eğer hak ihlali kararlarının uygulanmama oranı % 0.01 bile olsa “somut hak ihlali” demek değil midir?
Adaletiniz böyle bir kültür yaratırsa insan haklarının güvencesi kalmamıştır.
Uygulanmayan anayasa mahkemesi kararlarının “uygulanmaması” kararını verenlerin ve bu kararlara karşı ses çıkarmayanların zihniyetleri, nasıl bir yargı kültürüdür?
Yargı kültürü olmayanların insan haklarına aykırılıkları nasıl bir anlayıştır?
Anayasa Mahkemesi Başkanlığına 2015, 2019 ve 2023 yıllarında üç kez seçilen Prof. Zühtü Arslan demişti. Bireysel başvuru hakkının kabul edilmesiyle başlayan süreçte anayasa mahkemesi bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin korunmasını esas alan “hak eksenli” bir paradigmayla karar vermeye başlamıştır. Böylece Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmak demek adalet için umut olmuştur.
Sayın Arslan bireysel başvuruların getirdiği değişimin sonuçları için şöyle yazdı:
“Son olarak belirtmek gerekir ki Türkiye’de bireysel başvuru yolu devletin üzerine bina edildiği evrensel değerlerden bir olan temel hak ve özgürlükleri daha iyi korumak için getirilmiştir. Bu hak arama yolunu etkili ve başarılı kılan önemli unsurlardan biri, ihlal kararlarının geciktirilmeksizin yerine getirilmesidir.
Esasen Anayasa Mahkemesinin, Anayasa’nın ve kanunların kendisine tanıdığı yetkilerini kullanarak verdiği kararlar, herkesi ve her kurumu bağlamaktadır. Bu nedenle tarihsel sınavımızı hak ve adalet eksenli bir medeniyetin inşası ve idamesidir: Bu sınavı verenlerin başında yargı kurumlarının ve mensuplarının geldiği ise izahtan varestedir. Zira hak ve özgürlüklerin en büyük güvencesi hemen her medeniyette bağımsız ve tarafsız yargı olmuştur.(…)”
Tarihsel sınavdan geçtiğini görmezden gelenlerin adalet terazisini tutarken eli titriyordu, artık tutamıyor bile!
Terazi kimin elinde? Adaleti kim tartıyor?
Bireysel başvuru kararları sonucunda verilen Anayasa Mahkemesi kararları uygulanmazsa; bu uygulamama hali hak ihlallerinin süreklilik kazanmasının “idari pratik” haline gelmesidir.
O nedenle bireysel başvurular uygulanmazsa; hak ihlalleri süreklilik kazanır.
Adaleti adaletsizliğe dönüştürmeye yarar!
Uygulanmayan Anayasa Mahkemesi kararları insan haklarının utancına dönüşür.
Utanç sürüyor!
Yargıda insan haklarına aykırılık yaratan yokluk ve kültürsüzlüktür.
Bireysel başvuru ile hak arayışı kalmaz ve Anayasa Mahkemesi ikincillik görevini yapamaz hale gelir. Adalet yoktur, yargı kültürü yok demektir.
Bireysel başvuru hakkı ve Anayasa Mahkemesinin hak ihlali kararları; hak ihlallerine karşı yaşamın ve insan haklarının muhalefet şerhidir.
(Fİ/FY)







