Venezuela’nın Mars’ın ve Jüpiter’in dik açılarına denk gelmesi nedeniyle devlet başkanının kaçırılmasının astrologlarca çok önceden öngörüldüğünü öğrenmiştik. Bu sayede bizler de uluslararası hukukta çokça tartışılan egemenlik meselesinin kaynağını anlamış olduk. Bu öngörünün kuvvetinin etkisiyle ben de bu alana dair araştırma yaptım. Astroloji öyle dallanıp budaklanmış ki finansman astrolojisi, değerli maden astrolojisi, iklim astrolojisi diye alt dallara ayrılıyor. Bizim günlük burç yorumları dünyanın dertleri arasında kaynayıp gitmiş.
Fark ettiyseniz astrologlar, ellerinde temizlik sopası sapıyla coğrafya haritası yorumlayıcılarının cazibesini de biraz söndürdü. Gerçi her iki grubun ortak noktası yorumlarında insan unsuruna pek yer vermiyor olmaları. O nedenle “Mars’ın dikine gelirsem bana neler olur acaba?” sorusunun yanıtını alabilmek için “kişiye özel yorumlar için tıklayınız, ödeme yapınız” sekmesine bir uğramak gerekiyor sanırım.
Eh para yok, dünya karışık, geveze canavarlar çağına denk geldik, kendimizden geçtik gezegene bakıyoruz tabii. Temizlik sopasının ucuna bakarak “Jüpiter’in tersine gelmesek inşallah” diye heyecan içinde izliyoruz yorumlayıcıları.
Yorumları izlerken aklıma bir soru takıldı. Kişilerin olduğu gibi ülkelerin de haritaları var. Bu haritalara bakarak şimdiki durum ve gelmekte olan yorumlanıyor. Astrologların yorumlarından anladığım kadarıyla Türkiye’nin haritasına bakarken kerteriz aldıkları tarih 29 Ekim 1923. Buna göre Türkiye akrep burcunda. Haritaları buna göre okunuyor.
Peki Türkiye’nin “doğumu” veya “kuruluşu” olarak bu tarihin alınması acaba astrologların yorumlarında bir sapmaya neden oluyor mu? Derdimi açıklayayım ki durum netleşsin. Doğru soruyu sormak için gerekli araştırmayı da yaptım, arz ederim.
Malum “cumhuriyet ilan edildi” diyerek anlatageldiğimiz aslında anayasa değişikliğine ilişkin kanunun Meclis tarafından kabul edilmesi. Kanunun adı tutanağa göre şöyle: “Teşkilat-ı esasiye kanununun bazı mevaddının tavzihan tadiline dair kanun”. Bugünkü söyleyişe çevirirsek anayasanın kimi hükümlerinin açıklığa kavuşturularak değiştirilmesi. Metne bakınca ortada doğum veya kuruluş yok, doğmuş çocuğa isim konulmuş sanki değil mi? Ortada doğum yoksa harita meselesi de karıştı bence.
Peki bu değişikliğin yapıldığı asıl metin yani anayasa “doğum” sayılacaksa onun kabul tarihi 20 Ocak 1921. Bu durumda Türkiye oğlak burcunda. Haritası da ona göre okunacak. Bununla bitiyor mu? Bence bitmez. Çünkü bütün bu metinleri kabul eden yani doğuran Meclis’in kuruluşu esas alınırsa 23 Nisan 1920’ye göre inceleme yapmak gerekir. Bu durumda Türkiye boğa burcunda olup tüm haritaların buna göre okunması gerekir.
Rahmetli Bülent Tanör hocamıza bakarsak işler iyice karışabilir. Çünkü Bülent Hoca’ya göre 23 Nisan’da bir Meclis mi kuruldu, yoksa İstanbul’daki Meclis basılıp kapatıldığından toplantı yeri Ankara’ya mı alındı konusu biraz tartışmalı. Astroloji hukuka benzemez, netlik ister dersek belki de Lozan Anlaşması’nı esas almak gerekebilir. Bu durumda 24 Temmuz 1923’e göre haritaları okumak zorunlu olur ve eğer öyleyse Türkiye’nin burcu da aslan olur.
Gördüğünüz gibi kafam son derece karışık. Bir netlik olsun istiyorum; geleceğe bakarken ne olur ne olmaz bilmek istiyorum. Eli sopalı yorumlayıcılardan aradığımı bulamadım. Coğrafya haritalarına bakıp insanı görmediklerinden yorumlarının biraz kısa kaldığını fark ettim nihayet. Sopanın ucuna bakıyorum, hangi dağ hangi nehir kime ne olmuş anlayamıyorum. Çareyi öngörüleriyle gözümüzü kamaştıran astrologlarda arıyorum. Ama saydığım sorularıma açık, net, anlaşılır bir yanıt vermelerini rica ediyorum. Üstelik bu, ülkemizin burcunun netleşmesini de sağlayacak. Akrep miyiz, oğlak mıyız, aslan mıyız? Neyiz biz? Kaderimiz, haritamız hangi gezegenin, hangi yıldızın hakimiyetinde bilmek hakkımız! Durumun acilen netleştirilmesini talep ediyorum. Arz ederim.
(ÖE/NÖ)







