Bu yıl Antalya Film Forum’a bir projemle başvurdum. Projem seçilmedi. Bunu yazının başında belirtmek istiyorum; çünkü eleştiriyi hangi konumdan yaptığımın bilinmesini önemsiyorum. Bir senarist ve yönetmen olarak, emeğimi teslim ettiğim değerlendirme sürecine ilişkin sorularım var.
Bir başvurunun kabul edilmeyebileceğini bilerek dosya gönderiyoruz. Her projenin seçilmesi mümkün değil. Jürilerin tercihleriyle aynı fikirde olmak zorunda da değiliz. Ancak başvurduğumuz kurumun, bu tercihlerin hangi yöntemle oluştuğunu açıklamasını bekleyebiliriz. Seçilmemiş olmak, bu beklentiyi geçersiz kılmaz.
Bir film projesi hazırlamak, formdaki boşlukları doldurmaktan ibaret değil. Hikâyenin yapısını kurmak, karakterlerin dünyasını anlamak, anlatım biçimini bulmak ve bunları bir dosyada ifade etmek uzun bir çalışma gerektiriyor. Değerlendiren kişinin önüne ulaşan birkaç sayfa, aylarca süren düşünmenin sonucu olabiliyor.
Bu emeği kabul eden kurumun da üstlendiği bir sorumluluk var.
bianet’in 20 Ekim 2026 tarihli haberinde, Film Forum’a başvuran 18 sinemacının değerlendirme sürecine ilişkin itirazları yer aldı. Başvuru materyallerinin incelenmesi, seçim ölçütlerinin açıklığı ve yönetmeliğe uygunluk konusunda sorular yönelttiler. Yönetim bazı aksaklıkları kabul ederken kayırma ve çıkar çatışması iddialarını reddetti.
Tartışmanın benim için en önemli noktası, değerlendirme yöntemine ilişkin açıklamalar. Haberde Hüseyin Kuzu sinopsisleri, Ertan Tunç ise senaryoyu esas aldığını belirtiyor. Festival Direktörü Deniz Yavuz, ön jüriye ortak bir değerlendirme kriteri sunmadıklarını söylüyor.
Değerlendirme sürecinin açıklığı
Başvuru dosyalarının hangi ortak ölçütlerle değerlendirildiği açıkça ortaya konmalı. Jürinin estetik tercihlerini önceden ilan etmesini beklemiyorum. Fakat hangi materyallerin inceleneceği, değerlendirmenin hangi aşamalardan oluşacağı ve platformun projelerde ne aradığı açıklanabilir. Sanatsal kararın öznel olması, değerlendirme usulünün belirsiz kalmasını gerektirmez.
Örneğin mood videoların izlenmediği yönündeki itirazlar var. Bu materyalin isteğe bağlı olduğu ve izlenme istatistiklerinin tek başına kesin kanıt oluşturmadığı da aynı haberde belirtiliyor.
Bir yönetmenin görsel yaklaşımını anlatmak için sunduğu materyalin değerlendirmedeki yeri nedir? Ön eleme yalnızca yazılı metin üzerinden yapılıyorsa, bu yöntem başvurudan önce açıkça duyurulmalıdır. İnsanlar zamanlarını ve imkânlarını buna göre kullanabilmelidir.
Bir geliştirme platformunun neyi geliştirmeyi amaçladığı da anlaşılır olmalı. Hikâyenin mevcut olgunluğunu mu, taşıdığı potansiyeli mi, yönetmenin sinemasal yaklaşımını mı değerlendiriyoruz? İlk filmini gerçekleştirmeye çalışan bir yönetmene hangi aşamada, nasıl bir katkı sunmak istiyoruz? Bunların cevabı, seçkinin düşünsel temelini oluşturur.
Yönetmelik ve uygunluk meselesi
Yönetmelik meselesi ise daha somut. Festivalin 23 Ekim tarihli resmî açıklamasında, finalist projelerden birinin yönetmeliğe uygun bulunmadığı ve yerine yedek listedeki “Tanrının Yükü” projesinin alındığı duyuruldu.
Bu düzeltme gerekliydi. Ancak başvuranlar açısından soru hâlâ geçerli: Yönetmeliğe aykırılık neden finalistler açıklanmadan önce tespit edilemedi? Başvuru sahiplerinden koşullara eksiksiz uymaları beklenirken kurumun kontrol mekanizması nasıl işledi? Aynı hatanın tekrarlanmaması için ne değiştirilecek?
Jüri görevleriyle proje ilişkileri konusunda da açıklığa ihtiyaç var. bianet, festivalin farklı yarışmalarında ön jüri üyeliği yapan dört kişinin Forum’da finalist projelerde yer aldığını aktarıyor. Yönetim, kategorilerin bağımsız olduğunu belirterek çıkar çatışması oluşmadığını savunuyor.
Bu durumdan hareketle kimse hakkında kayırma hükmü veremem. Fakat kurumun hangi ilişkileri nasıl değerlendirdiğini, hangi durumlarda değerlendirmeden çekilme gerektiğini ve tarafsızlığı hangi kurallarla koruduğunu sorabilirim. Festivalin güvenilirliği, bu sorulara açık cevaplar verebilmesine bağlı.
Eleştiri ve kurumsal sorumluluk
Yönetimin eleştiri karşısındaki tutumu da önem taşıyor. Başvuran bir sinemacı, kurumun işleyişini sorgularken bir sonraki başvurusunu düşünmek zorunda kalmamalı. Eleştirinin mesleki ilişkileri zedeleyeceği endişesi, insanların sorularını kendilerine saklamasına yol açabilir. Festival yönetiminin sorumluluklarından biri de insanların rahatça soru sorabildiği ve cevap alabildiği bir ilişki kurmaktır.
Beklentim açık: Başvuru öncesinde ilan edilmiş değerlendirme yöntemleri, sonuçlardan önce tamamlanan uygunluk kontrolleri, çıkar çatışmalarına ilişkin anlaşılır kurallar ve sorulara gerekçeli cevaplar. Bir hata yaşandığında da bunun nasıl giderildiğini ve tekrarının nasıl önleneceğini bilmek istiyorum.
Bunlar, jürilerin her kararını herkese beğendirmek zorunda olduğu anlamına gelmiyor. Açık bir süreçte de kararlar tartışılır. Ancak tartışmanın zemini belli olur; başvuranlar neye katıldıklarını, nasıl değerlendirildiklerini ve itirazlarını nereye yöneltebileceklerini bilir.
Antalya’nın taşıdığı tarih, yönetimin sorumluluğunu büyütüyor. Festivalin sinemacılarla kurduğu ilişki, gösterim haftasının çok öncesinde başlıyor; sonuçlar açıklandıktan sonra da devam ediyor. O ilişkinin temelinde güven olmalı.
Bir senarist ve yönetmen olarak kendi çalışmamı sorgulamaya açığım. Başvurduğum kurumun da kendi işleyişini aynı açıklıkla sorgulamasını bekliyorum.
Dosyamı teslim etmek benim sorumluluğumdu. Nasıl değerlendirildiğini açıklamak da festivalin sorumluluğu.
(EA/VC)



