Seğmenler Parkı’nın ağaçları arasında gezinmeyi bir keyif bilen herkes, bu papağan ile mutlaka karşılaşmıştır. Açık, fıstık yeşili tüyleri ile ağaçların koyu yeşilinin arasında sanki bambaşka bir renkmişçesine parlayarak bize görünürler. Ama bugün yağmur altında yürüyüş yaptığım parkta yer alan bir tabeladaki bilgilendirmeyi okuyana kadar, bu türün hikâyesini bilmiyordum. Aktarıyorum:
“Yeşil Papağan (Psittacula krameri) doğal olarak Hindistan alt kıtasında yayılış gösterir. Uluslararası evcil hayvan ticareti nedeniyle dünyanın her yerine götürülmüş ve kafes kaçkını olan bireyler 40’dan fazla ülkede doğal yaşama uyum sağlayarak istilacı yabancı tür konumuna geçmişlerdir.
Ankara’da ilk kez 1975 yılında görülmüştür. Ülkemizde 1990’lı yıllardan itibaren sayısı hızla artan tür, özellikle büyük şehirlerdeki yeşil alanlarda ve parklarda yüksek sayılarla üremiştir. Yeşil Papağan bu alanlarda yaşayan sincapların yanı sıra ağaçkakanlar, sığırcıklar, sıvacı kuşları gibi yerli türleri ile yuva ve besin rekabetine girerek bu türlerin sayısını azaltmak yoluyla ekolojik tahribata yol açmaktadır.”
Bak sen şu kuşun ettiğine… Gelmiş, görmüş, kalmış, bir de istila etmiş.
“İstilacı yabancı tür.” İhtiyacın zorunlu kılmadığı hiçbir göç yoluna düşmeyen, yollarının mesafesini güçlerinin belirlediği türler; insanların para hırsı nedeni ile istilacı türlere dönüşüyor. Gelmeyi hiç denemeyecekleri, dahası gelemeyecekleri topraklarda yaşamak zorunda bırakılan ve yerlileri tehdit eder hale gelen türler.
Sincap argümanı (!)
“Ekolojik tahribat ve Yeşil Papağanlar”ı aynı cümlede kullanmak; insanları, doğaya karşı işlenen suçlarda masum gösterme çabasının, ironik bir yansıması. Ve bizi, Seğmenler Parkı’nın sincapları –o minik elleri ile palamut meşesinin meyvelerini yuvalarına götürmek için etrafta koşturup duran o masal kahramanı tür– ile sınıyorlar. Yeşil Papağanlar yüzünden aç kalan sincaplar. Ne zor bir seçim… Ama ille de yerli ve milliyiz ya, tarafımız belli. Tabeladaki dil o kadar yönlendirici ki, bir sonraki paragrafta “görüldüğü yerde yakalanması veya yetkili mercilere haber verilmesi” denilmiş olabileceğini düşünüyorsunuz. Hayır, o kadarına henüz kalkışmamışlar. Ama ülkemizde, “istilacı türlere (!)” karşı genel yaklaşımı düşününce: “İnsanları tehdit eden sokak hayvanları”, “Türkiyelileri işsiz bırakan Suriyeli göçmenler…”
Bugünden sonra senin için de korkacağım Yeşil Papağan. (ÖA/TY)


