“Bir lisan bir insan, iki lisan iki insan” sözünü çocukken bilhassa okulda çok duyardım. Her duyduğumda ise içim anlam veremediğim bir biçimde burkulurdu. İçimi burkan o yaşta ikinci bir dili bilememek değil kendi anadilim olan Kürtçeyi konuşamamaktan kaynaklanıyordu. Üniversitede İngiliz Dili ve Edebiyatı okuyarak sadece İngilizce değil bölümümüzün gerekliliği ve kişisel uğraş olarak farklı düzeylerde başka dilleri de öğrenmeme karşın halen anadilim dilim olan Kürtçeyi gerektiği gibi konuşamamak yüreğimin en derin sızısıdır. Bu coğrafyadaki yüzbinlerce, milyonlarca insanın da benimle aynı iç burukluğunu, yürek sızısını paylaştığı bir gerçek.
Dil, anadili
Yazılı veya sözlü olarak kelimeler, cümleler veya işaret, hareketlere dayanır temel olarak da iletişim kurmamızı sağlar. Ayrıca, dil düşünce dünyamızın şekillenmesinde de asli bir role sahiptir. Ancak, tüm bunların ötesinde de anlam taşır zira kişinin ait olduğu kültürü yansıtan bir kimliktir. Tabi ki, kimliği yansıtan kişinin anadilidir.
Dil becerisi insanın eğitim ve çalışma yaşamında son derece kritik önemde olduğundan toplumsal, kültürel, siyasal yaşama katılım düzeyini olumlu veya olumsuz etkileme kapasitesine sahiptir.
Anadili bir insan hakkıdır ve bu hak 10 Aralık 1948’de kabul edilen İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 19. Maddesinde düşünce ve ifade özgürlüğü bağlamında güvence altına alınmıştır. 19. Madde herkesin düşünce ve ifade özgürlüğü hakkının olduğunu, bu hakka müdahale edilemeyeceğini, bu hakkı kullanmanın ülke sınırlarını aşan bir biçimde serbestçe kullanılması gerektiğini vurguluyor.
Anadili ve anadili eğitimine ilişkin başka insan hakları belgeleri olsa da Evrensel Bildirge’nin bu hak alanı için özel bir yeri var. Zira, Bildirge’ye bugün itibariyle 577 dilde ulaşılabiliyor. Bildirge’nin bu kadar dile tercüme edilmesi insan hakları ilkeleri ile anadili arasındaki sıkı bağı ortaya koyuyor. Benzer şekilde, anadilinin öneminin Evrensel Bildirge’nin insan onuru, ayrımcılık karşıtı, eşitlik, barış, çoğulculuk vb. ilkelerinde gözlemlenebilir.
21 Şubat Anadili Günü
Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Genel Konferansı tarafından 1999 yılı Kasım ayında 21 Şubat'ı Uluslararası Anadil Günü olarak ilan etti. Böylesi bir günü kutlama fikri Bangladeş’in inisiyatifiyle ortaya çıktı. BM Genel Kurulu da 15 Şubat 2002 tarihli toplantısında A/RES/56/262 sayılı kararı ile uluslararası anadili günü ilanını memnuniyetle karşılayarak kabul etti.
Bu konudaki çalışmalar 2002’de kabul edildikten sonra da devam etti çünkü dil yaşayan bir varlıktır. Örneğin, BM 16 Mayıs 2007’deki Genel Kurulunda kabul ettiği A/RES/61/266 sayılı karar önergesiyle üye devletlere dünya halklarının kullandığı dillerin korunması ve geliştirilmesi çağrısında bulundu. Maalesef, bu çağrı yeterince yanıt bulmadı.
Diller tehdit altında ve yok oluyor
Bir haktan bahsedilmesinin nedeni o alanda ihlallerin yaşanmasıyla ilgilidir. Dillere yönelik en büyük tehdit tekçi bir zihniyete sahip baskıcı rejimlerdir. Ayrıca, insanların sahip olduğu dili konuşamamasının temel nedenleri arasında savaşlar, silahlı çatışmalar ve şiddet yer alıyor. Savaşlar nedeniyle zorla yerlerinden edilen insanların anadillerini hak ettikleri gibi konuşmaları daha da zorlaşır. Yaşamlarını sürmek için yeni yerleştikleri coğrafyanın dilini öğrenmek durumunda kalırlar.
Savaşlar çocukları anne, babalarından ayırdığında, onları eğitim ortamından, okuldan kopardığında çocukların hem anadillerini öğrenmeleri hem de anadillerinde eğitim almaları zorlaşır.
Anadiline yönelik saldırılar, baskıcı politikalar hem bugünkü kuşakların dillerini kullanmasını engelliyor hem de gelecek kuşakların da haklarına bugünden zarar veriyor.
Türkiye’de de maalesef diller baskı altında. Kürtçe, Ermenice, Lazça, Çerkezce, Abhazca vb. dillerin gerektiği biçimde gelişmesine imkan veren politikalardan hala yoksunuz. Resmi politikalar farklı dillerin gelişmesinin önünde ciddi engeller teşkil ediyor ve hak ihlallerine yol açıyor. Bu bağlamda, 1 Ekim 2024’te kamuoyuna duyurulan Kürt Meselesine ilişkin barış sürecinin başarıyla nihayete ermesinin Kürtçe ve diğer dillerin korunmasına, geliştirilmesine ciddi katkıları olacaktır.
Anadilinin önemine dair birçok konuyu Eğitim Sen’in 21 Şubat’ta Ankara’da Litai Konferans Salonunda düzenleyeceği 3. Uluslararası Anadili Sempozyumunda ele alacağız. Anadilini ve anadilinde eğitimi savunduğu için birçok baskıya maruz kalan Eğitim Sen’in bu konudaki görüşlerine Anadilinin Önemi, Anadilinde Eğitim broşüründen ulaşmak mümkün. Bu yayında anadiline yönelik baskılar, çok dilli eğitim modelleri vb. konulara dair kıymetli bilgiler yer alıyor.
Zenginlikten tam olarak yararlanılmıyor
Dünya dil çeşitliliği bakımdan ziyadesiyle zengin ve şanslı. Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) tahminlerine göre 8324 dil bulunuyor. Bu dillerden yaklaşık 7000’i hala kullanıyor. Ancak, burada bahsedilen eğitimde, kültürde, çalışma yaşamında, sosyal ve siyasal alanda hak ettiği değeri gören bir kullanım olmaktan uzak. UNESCO bu alanlarda hak ettiği nitelikte kullanılan dil sayısının birkaç yüz olduğunu değerlendiriyor.
Varlığından yararlanılmayan diller sadece o dilleri konuşanların haklarını ihlal etmiyor aynı zamanda bu dillerin dünyanın ve insanlığın gelişimine katkı sunmaları da engelleniyor. Dünyadaki baskın tekçi zihniyet dilleri baskılıyor. Bugünlerde bakımda ama UNESCO’nun tehlike altındaki dilleri gösteren atlasının yer aldığı internet sayfasında dünya dillerine dair güncel bilgilere ulaşmak mümkün. Dillerin baskı altında olması insanlığın potansiyelini tam olarak açığa çıkaramamasına, insanların kendisini tam olarak gerçekleştirememesine yol açıyor.
Kendimi tam olarak gerçekleştirmek istiyorum
21 Şubat anadili günü sıradan bir gün değildir. İnsan haklarının en önemli günlerinden birisidir. Anadili günü kişinin varlığı ile doğrudan ilgili bir gündür.
Varlığımı gerçekleştirmek istiyorum. Anadilimde rüya görmek, hayal kurmak, ağlamak, gülmek istiyorum. Eminim, anadilini hak ettiği ve istediği gibi kullanamayan milyonlarca kişinin de böylesi istekleri olacaktır.
Bu ağır hak ihlallerini gidermek için hak temelli bir rejime gerekiyor. İnsanların diline, kimliğine saygı duyan bir rejim. Saygı duyduğu dilin ve kimliğin gelişimine uygun politikalara sahip bir rejim. İnsan hakları savunucularının mücadelesi de böylesi rejimlerin inşa edilmesi için sürüyor.
Ara sıra kendi aramızda “hedeflediğimiz insan hakları rejimine ulaşmak vakit alır” diye sohbet ettiğimizde bazı arkadaşlarımız sihir güçlerin yardımımıza gelmesi gerektiğini söylüyor. Normalde sihirli güçlere pek inanmasam da bir sihirli değneğim olsa başta kendim olmak üzere herkesin anadilini tam yetkinlikle konuşabilmesini sağlamak için kullanırdım.
(Oİ/EMK)







