Dostumuz, yoldaşımız Ali Aydın’ı unutmayacağız.
Bir hak savunucusunu daha kaybettiğimiz için çok üzgünüz.
14 Ocak sabahı İHD Merkez Yönetim Kurulu grubumuza hepimizi şok eden bir mesaj geldi: “Ali Aydın hocanın öldürüldüğü haberini aldık şimdi, yoldayız oraya geçiyoruz.”
Derneğimizin mücadele tarihinde yaşamını yitiren ve her daim aklımızda, yüreğimizde olan 26 arkadaşımızın acısı nedeniyle bu kısa mesaj bizim için sıradan bir mesaj değildi. Gelen mesaj yüreğimizi acıyla doldurdu. Gözlerimiz doldu, ağladık. Bir mücadele arkadaşımızı, dostumuzu, yoldaşımızı kaybetmenin ağırlığı üzerimize çöktü. Yitirdiğimiz her mücadele arkadaşımızla ne kadar eksildiğimizi bildiğimizden yüreğimiz daraldı.
Buna karşın, yapmamız gerekenlerin farkındaydık. Organize olduk, Ali hocanın katledilmesine dair bilgi almaya çalıştık. Zira hepimizin ilk aklına gelen soru İzmir şube başkanlığımızı, Ege bölge temsilciliğimizi, merkez yönetim kurulu üyeliği ama tüm bunların ötesinde İHD üyesi, aktivisti olarak yıllardır birlikte çalıştığımız Ali hocanın öldürülmesinin ardındaki motivasyonun ne olduğuna ilişkindi.
Esasen, bu vahim cinayet duyulduğu andan itibaren bize ulaşan hak savunucusu dostlarımız, gazeteciler, siyasetçiler, hukukçuların taziye dileklerinin ardından sordukları sorular da bu temeldeydi.
Derneğimizi arayan, kamuoyuna açıklama yapanlar arasında CHP, DEM Parti, TİP, TÖP yer alıyor. Ayrıca, Ali hocanın üyesi olduğu İzmir Barosuna ek olarak, İstanbul, Sakarya, Antep vb. barolar da açıklama yaptı. Hukuk örgütlerine ek olarak, Ali hocanın öğretmen olarak mücadele yürüttüğü Eğitim Sen ve KESK de mesaj yayınladı.
Normal bir cinayet değil
Şubemiz ile birlikte İzmir Barosu, ÇHD ve ÖHD’de bu cinayetin aydınlatılması için eksik bir husus kalmaması için çok yoğun çaba sarf ediyor. Örneğin, İzmir Barosu başkanı Avukat Sefa Yılmaz ilk andan itibaren savcılıkla yakın temas halinde.
İzmir Emniyet Müdürlüğü açıklamasında şu bilgiler yer alıyor: “Şüpheli şahsın, olayla ilgili yapılan ilk görüşmede suçu işlediğini kabul ettiği, olayın uyuşturucu/uyarıcı madde etkisi altında gerçekleştiğini beyan ettiği öğrenilmiştir. Olayla ilgili adli tahkikat çok yönlü olarak devam etmektedir.”
Ancak insan hakları savunucuları olarak diyoruz ki, Ali hocanın öldürülmesi normal bir cinayet değil. Olayda bir dizi soru işareti var. Bu dört kurumla yaptığımız ortak açıklamamızda belirttiğimiz üzere:
Ali Aydın uzun yıllar boyunca çeşitli kurumlarda insan hakları mücadelesi vermiş, hayatını hak savunuculuğuna adamış bir isimdi. Kendisinin Kürt Alevi kimliği ve yıllardır sürdürdüğü hak mücadelesi de göz önüne alındığında, bu saldırının münferit bir “rastlantı” sonucu olmadığına dair endişelerimiz derindir. Olayın bazı yönleri, soruşturmanın seyrine ilişkin kaygıları artırmakta ve farklı ihtimallerin değerlendirilmesini gerektirmektedir. Dolayısıyla henüz kesin bir yargıya varmak mümkün olmasa da, cinayetin ardında “birçok soru işareti” bulunduğu açıktır.
Talebimiz bu cinayetin tüm yönleriyle bir an önce aydınlatılması. Ancak şunun farkındayız, aydınlatılması için de rutin prosedürlerin işletilmesi yetmez.
İzmir özelinde daha önce Evrensel Gazetesinin bürosuna yapılan saldırı, Deniz Poyraz’ın öldürülmesinin de yaşandığını not etmek gerekiyor. Meczup olarak gösterilmeye çalışarak basitleştirilmesinin, sıradan bir adli vaka gibi gösterilmesinin cinayetin ardındaki soruların gerçek yanıtlarını bulmamızın önüne geçme riski bulunuyor. İHD ve diğer insan haklar, hukuk örgütleri bu riskin farkında olduğumuzdan etkili bir soruşturma talep ediyoruz.
Cinayetin adli bir vaka olup olmadığı ancak etkili soruşturulmasıyla mümkündür. Bu soruşturmanın hızlı, şeffaf ve kapsayıcı yürütülmesi gerekiyor.
Sıradan bir cinayet değil
İnsan haklarını savunmak bir haktır. Bu nedenle, bir hak savunucusunun öldürülmesi ağır bir ihlaldir.
İnsan haklarına riayet edilen, demokrasi standartlarının yüksek olduğu bir ülkede böylesi bir cinayet işlense muhtemelen o ülkedeki tüm kamu otoriteleri ayağa kalkar, iktidar temsilcileri açıklamalar yaparak kamuoyuna bilgi verip, bu cinayetin aydınlatılacağı sözünü verirdi.
Hele de böyle bir cinayette yitirilen kişi ülkenin en eski ve en büyük insan hakları derneğinin üyesi, yöneticisi ise muhtemelen İçişleri Bakanı ilk gün o derneği ziyaret eder, aileyi, ilgili derneğin başkanını veya yöneticilerini arar taziye dileklerinde bulunurdu. Soruşturmanın etkili bir biçimde yürütülmesi için tüm imkanları seferber edeceğini belirtirdi.
Benzer şekilde, Adalet Bakanı da yargı süreçlerinin etkili bir biçimde yürütüleceğini taahhüt ederdi.
O ülkenin parlamentosu bünyesindeki ihtisas komisyonları arasında insan haklarını inceleme komisyonu varsa, o komisyonun başkanının birinci gündemi böylesi bir vahim cinayet olurdu.
Cinayetin etkili bir biçimde soruşturulacağına dair siyasi iradeyi ortaya koyan böylesi açıklamalar insan hakları savunucularının ve daha kamuoyunun diğer kesimlerinin faaliyetlerini yürütürken kendilerini güvende hissetmelerine katkı sunardı. Böylesi vahim bir cinayetin yarattığı şok edici iklimin hak savunucularına karşı hamle yapmak isteyen başka kişilerin hareket geçmesini kolaylaştırma riski de bertaraf edilirdi.
Maalesef, Ali hocanın cinayeti bir başka ülkede değil bizim topraklarda işlendi. Bu nedenle, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç veya TBMM bünyesindeki İnsan Haklarını İncele Komisyonu başkanı Derya Yanık’ın -bildiğim kadarıyla-böylesi açıklamaları, girişimleri olmadı. İnsan Haklarını İnceleme Komisyonunun 22 Ocak’taki toplantısında Ali Aydın cinayeti gündeme gelir mi bilinmez.
Kamu otoritelerinin bu vahim cinayeti sıradan bir adli vaka olarak görme eğilimleri insan hakları savunucularına yönelik genel yaklaşımın maalesef bir tezahürü. Esasen, kamu yetkililerinin böylesi açıklamaları biz insan hakları savunucularına karşı bir jest değil görevlerinin gereği olduğunu söylemeye gerek dahi yok.
Üye, dost, yoldaş demek aile demektir
İHD olarak yüreğimizi yakan bu haberi aldığımızda önümüzde duran bir diğer önemli görev Ali hocanın acılı ailesiyle beraber olmaktı. Ali hoca İHD ailesini bir üyesi olduğundan biz de Ali hocanın ailesinin bir üyesiyiz. İHD ve daha genel olarak insan hakları hareketi gibi büyük bir ailenin parçası olmanın güzel yanı mutlu olacağımız haber çok olur. Fakat, bu büyük aile yürek dağlayan böylesi acı olayları da hissetirir.
Acılarımızı paylaşarak azaltma, yaralarımızı birbirimizin yanında durarak sağaltmaktan başka seçeneğimiz yok. Bu noktada, arayan dostlarımız başta Ali hocanın acılı ailesi olmak üzere İHD ile dayanışma içerisinde oldukları da defeatle vurguladığını belirtmek gerekiyor. Bizleri arayarak destek olan, güç veren dostlarımız bu katlanılamaz düzeydeki acıl günlerimizi daha dayanılır kıldı, kılıyor.
Son söz değil hep söylediğimiz söz
Diğer hak savunucusu arkadaşlarımız da olduğu gibi Ali Aydın öldürülmesine alışmayacağız. Ali hocanın cinayetinin kapsamlı, etkili, hızlı bir biçimde soruşturulması ve yargı sürecinin de sonuç alıcı olması için elimizden geleni yapacağız.
Bilhassa şiddetin arttığı dönemde biz insan hakları savunucularına yönelik sözel veya fiziksel saldırı tehdidinin arttığını da biliyoruz.
Hak savunucuları için güvenli ortam barış koşullarında sağlanabilir.
Ali Aydın’ı hatırlamanın en iyi yolu onun insan hakları ve barış mücadelesini sürdürmektir. Hak savunucuları olarak biz de öyle yapacağız.

Ali Aydın kimdir?
(Oİ/EMK)







