“Kayıt yaptırmayan her genç, sistemin iflasına atılmış sessiz bir imzadır.”
2025 YKS’ye ilişkin açıklanan resmi veriler, iktidarın yıllardır “erişim arttı, eğitim yaygınlaştı” söylemiyle pazarladığı yükseköğretim politikasının gerçek yüzünü açıkça ortaya koyuyor. Açıköğretim ve yurt dışı kontenjanlar dâhil olmak üzere 778 bin 311 öğrenci üniversitelere yerleştirildi. Ancak bu öğrencilerden 135 bin 539’u, yerleştiği hâlde üniversiteye kayıt yaptırmadı. Bu tablo bir “tercih” değil, açık bir sistem reddidir.
Bugün Türkiye’de üniversite kazanmak, yalnızca istatistikleri süsleyen bir başarı kalemine dönüşmüş durumda. Asıl mesele olan üniversitede kalabilmek, barınabilmek, geçinebilmek ve mezuniyet sonrası yaşayabilmek ise tamamen göz ardı ediliyor. Devlet, gençleri sınavdan sınava sokup üniversite kapısına kadar getiriyor; ancak o kapının ardında onları neyin beklediğiyle ilgilenmiyor. Barınma krizi çözülmeden, yurtlar yetersizken, kiralar öğrenciler için ulaşılamaz seviyedeyken “yerleştirme başarısı”ndan söz etmek, gerçeği çarpıtmaktan başka bir şey değildir.
Üniversiteler plansızca çoğaltıldı, kontenjanlar istihdam gerçekliği gözetilmeden artırıldı. Sonuç ortada: diplomalı işsizler ordusu. Gençler artık üniversiteyi bir gelecek güvencesi olarak değil, çoğu zaman ertelenmiş bir işsizlik süreci olarak görüyor. Yerleştiği hâlde kayıt yaptırmayan 135 bin genç, bu tabloya itiraz ediyor. Çünkü onlara sunulan şey eğitim değil; belirsizlik, güvencesizlik ve yoksulluk.
Rehberlik sistemleri yetersiz, tercih süreçleri sağlıksız, öğrencilerin ilgi ve yetenekleri sistematik olarak görmezden geliniyor. Eğitim politikası, gençleri birey olarak değil, yalnızca sayısal veri olarak ele alıyor. Nitelik yerine niceliği önceleyen bu anlayış, üniversiteleri içi boşaltılmış yapılara, öğrencileri ise umutsuzluğa mahkûm ediyor.
135 bin 539 öğrencinin kayıt yaptırmaması, “gençler okumak istemiyor” şeklinde yorumlanamaz. Aksine bu durum, gençlerin dayatılan gelecek senaryosunu kabul etmediğini gösteriyor. Gençler, kendilerine “okursan belki bir gün iş bulursun” denilen bu adaletsiz düzene sessiz ama güçlü bir itirazda bulunuyor.
2025 YKS verileri şunu net biçimde ortaya koyuyor: Yükseköğretim politikaları iflas etmiştir. Eğitim, sosyal devletin bir hakkı olmaktan çıkmış; ekonomik gücü olanın erişebildiği bir ayrıcalığa dönüşmüştür. Gençlerin üniversiteye kayıt yaptırmaması bir kayıp değil, bu başarısız politikaların doğal sonucudur.
Bugün yapılması gereken, gençleri başarısızlıkla, “isteksizlikle” ya da “yanlış tercihle” suçlamak değildir; bu tabloyu üreten politikaların açıkça sorgulanmasıdır. Eğitim hakkını piyasa koşullarına terk eden, üniversiteleri barınma ve geçim krizinin ortasında kaderine bırakan bu anlayış sürdürülemez hâle gelmiştir. Barınma, beslenme, ulaşım ve eğitim masrafları öğrenciler için aşılması güç engellere dönüşmüşken, gençlerden yalnızca sabır ve uyum beklemek açık bir adaletsizliktir. Kamucu bir eğitim anlayışı; üniversiteyi yalnızca diploma veren bir kurum olarak değil, öğrencinin yaşamını sürdürebileceği bütünlüklü bir kamusal alan olarak ele almak zorundadır.
Gerçek bir çözüm, kontenjan sayılarıyla övünmekten değil; nitelikli, ücretsiz ve erişilebilir bir yükseköğretim sistemi kurmaktan geçer. Üniversiteler, istihdam politikalarından bağımsız düşünülemez. Gençlere mezuniyet sonrası güvenceli bir yaşam perspektifi sunulmadan, hiçbir eğitim politikası inandırıcı olamaz. Aksi hâlde üniversite, umut üreten bir kurum olmaktan çıkıp, belirsizliğin ertelendiği bir bekleme salonuna dönüşmeye devam edecektir.
Açıklanan her yeni YKS verisi, bu sistemin gençlere nasıl bir gelecek sunamadığını biraz daha yüksek sesle haykırmaktadır. Kayıt yaptırmayan her öğrenci, yalnızca bir istatistik değil; barınamayan, geçinemeyen, geleceğini göremeyen bir hayatın ifadesidir. Bu sessiz itiraz büyümektedir ve görmezden gelindikçe derinleşmektedir. Gençlerin talepleri nettir: Güvenceli yaşam, nitelikli eğitim ve adil bir gelecek. Bu talepleri duymayan her politika, gençlerle birlikte ülkenin yarınlarını da kaybetme riskini göze almaktadır.
(AÖ/NÖ)







