Ferid Edgü’nün Eylül’ün Gölgesinde Bir Yazdı romanında "Bir varmış bir yokmuş, evvel saman içinde kambur zaman içinde" der ve Çakır’ın hikâyesini anlatır: "Bir yalnızlığı, ahırda atlarla paylaşmak ne demek bilir misin? Bilemezsin. Hiç kimse bilemez. Kambur olmayan ve ahırda atlarıyla yatmayan hiç kimse."
Yine bir başka romanda; Suat ve Süreyya beş yıllık evlidir. Necip ise arkadaşları ve aynı zamanda Süreyya’nın kuzenidir. Necip de âşıktır Suat’a.
Bir eylül güzünde Suat’ların Boğaz'daki evleri olan yalıda yangın çıkar. Suat Hanım yalıdaki odasına kapanmıştır, yangına rağmen yalıyı terk etmez. Necip âşık olduğu Suat’ı kurtarmak için yalıya koşar, Süreyya da ardından. Yangında Suat, Süreyya ve Necip; üçü de kurtulamaz, ölürler.
Kısa özeti bu olan Mehmet Rauf’un Eylül romanı, bundan tam 125 yıl önce Servet-i Fünûn dergisinde tefrika edilir. Bir yıl sonra da kitap olarak yayımlanır. Edebiyatın ilk psikolojik romanı olarak literatüre girer Eylül. İki erkek bir kadın arasında geçen bir romandır Eylül.
Mehmet Rauf’un Eylül’ünü elbette 46 yıl önce belki romandaki gibi yangınla perdeyi kapatan olarak değil! Ya da Edgü’nün Kambur Çakır’ının ahırdaki yalnızlığının romanı olarak değil; sadece iki eylüllü roman olarak telaffuz etmiş oldum.
Ama bir kâbus / karabasan / felaket gibi ülkenin geleceğini karartıya boğan 12 Eylül'e gönderme olsun diye de adeta o eylül yalnızlaştırması durumunu hatırla(t)mış olmak için yazdım.
Rauf’un Eylül’ünde üç ana karakter ve diğer yan karakterlerin psikolojisi, ilişkileri edebiyatın sınırları içinde tartışılır. Çakır’ın ise yalnızlığında…
Ama sahici 12 Eylül, o meşum eylülün yazdan kalma bir gününün sabahında "İkinci bir emre kadar sokağa çıkma yasağı ilan edilmiştir…" anonsu ile başlar gerçek hikâye. Ve bitmez… Bugünlere kadar adeta süredurup gelir. Ve her 12 Eylül seneidevriyesinde kendini güncelleyip hatırlatarak…
Her defasında toplum, o 12’sinden vurmuş / vurulmuş eylülün askerî darbe politikasının icraatlarını yarım asrı bulan zaman diliminde adeta edebî bir acı günlük gibi her birimize yeniden hatırlatır.
Mahpus damında "besle(n)meyip asılan" gencecik insanlar. Dışkı yedirilenler, upuzun işkence seansları, ucu açık tutsaklıklar, kafileler hâlinde işten atmalar, uzak sürgünlükler ve daha niceleri…
Tarihler 12 Eylül 80’i güncellerken uygulamada yeni kavramlarla tanışmalar; kanun hükmünde kararnamelerin temel yasa misali kalıcılaşması!
Evet, eylülün gölgesindeki o yakıcı yaz sıcağı adeta kızgın saçtaki yağ hâlinin serencamının bir başka sahici eylül romanının güncellenmesini edebiyata çok geniş yaşanmışlıklarıyla sunuyor sanki!

İŞKENCE HARİTASI / İL İL HAK İHLALLERİ
Dijital 12 Eylül Müzesi açıldı: Geçmiş Bugündür

12 EYLÜL TANIĞI, BUGÜNÜN LİDER KADIN SİYASETÇİSİ
Selma Gürkan: En karanlık anda bile ışık yol buluyor

12 EYLÜL
Sayılarla 12 Eylül Askeri Darbesi
(ŞD/EMK)







