Ordu İdare Mahkemesi, Favori Metal Madencilik tarafından Kabadüz'e bağlı Musakırık’taki yaylada yapılması planlanan IV. Grup maden ocağı projesine verilen "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu" kararının yürütmesini durdurdu.
Mahkeme kararında işaret edilen bilirkişi raporunda madenin yapılması istenen alanın mera vasfında olduğu belirtildi. Ayrıca bölgede tescilli kültür varlıklarının bulunduğu, yaylanın yüksek ekolojik hassasiyet taşıdığının altı çizildi.
Mahkemenin dikkat çektiği bir diğer nokta ise; madenin proje tanıtım dosyasında bölgeye özgü meteorolojik, jeolojik ve hidrolojik verilerin olmaması. Öngörülen önlemlerin teknik olarak yetersiz kalması da ayrıca vurgulanan sorunlardan bir diğeri.
Kaynak: Bilirkişi dosyasında madenin yapılması istenen yaylayı gösteren bir kare.
"Mahkemeden çok net tavır"
Kararı bianet’e değerlendiren Ordu Çevre Derneği’nden (ORÇEV) Ertuğrul Gazi Gönül, “Şimdi zaten ‘mahkeme itiraz yolu kapalı’ diyor. Burada çok net bir tavır almış mahkeme. Keşif raporu da zaten buna çok net bir dayanak” diyor.
Mahkeme, Bakanlıkça verilen ÇED onayının yürütmesini, işlemin hukuka aykırı olduğu ve telafisi güç zararlar doğurabileceği gerekçesiyle durdurdu.
Projenin bölgedeki 372 ada 5 ve 7 parseller üzerinde yapılması planlanıyordu. Mahkeme, IV. grup ( bakır, kurşun ve çinko) patlatmasız açık işletme maden ocağı projesi için verilen ÇED onayının yürütmesini, üst mahkemeye itiraz yolu kapalı olmak üzere kesin olarak durdurdu.
Dava, bölge sakinleri ve Ordu Çevre Derneği tarafından açıldı. Ayrıca davada ÇED sürecinde Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) ve Kabadüz Belediyesi gibi kurum görüşlerinin eksik alındığı, proje alanının heyelan bölgesinde yer aldığı, su kaynaklarının etkileneceği, flora ve fauna çalışmalarının saha araştırması yapılmadan sadece literatürden kopyalandığı ve alanın fiilen yöre halkı tarafından kullanılan bir yayla olduğuna dikkat çekildi. Mahkeme yurttaşları bu iddialarında haklı bularak maden şirketinin aleyhinde bir karara imza attı.
ÇED onayı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 6 Mart 2026’da verilmişti. Mahkemenin kararının dayandırıldığı bilirkişi raporunda, neden bölgede maden yapılmaması gerektiğine ilişkin birçok gerekçeye yer verildi.
Kaynak: Bilirkişi dosyasında madenin yapılması istenen yaylayı gösteren bir kare.
Bilirkişiler maden yapılmak istenen yerde kültürel miras tespit etti
Kararın dün ellerine ulaştığını belirten ORÇEV Başkanı Ertuğrul Gazi Gönül, madenin yapılmak istendiği alandaki Çambaşı Yaylası'nın öneminden bahsediyor:
“Çambaşı Yaylası, 150-200 yıllık tarihi olan bir yer. Eski dönemlerden bu yana Ordu’da şehirden Çambaşı Yaylası'na göç olur. Herkes yaylacılık yapar. Hayvanlarını da buradan götürür otlatmaya. Hayvancılık yapılır buralarda ve herkesin yaylada bir evi vardır. Tarihsel önemi de vardır. Bu keşif yapılan alan, dava konusu olan yerde bir cami var, kültürel miraslar var.”
Dokuz kişilik bilirkişinin yaptığı keşifte de söz konusu kültürel mirasa değiniliyor:
“[dava konusu olan bölgede] 102 adet korunmuş mezarın tespit edildiği, tahrip olduğu değerlendirilen mezarlar da dikkate alındığında özgün mezar sayısının 105-110 civarında olabileceği, mezarların geleneksel kırsal Müslüman mezar tipolojisini yansıttığı, ayrıca mezarlığın yakınında geleneksel yayla mimarisi niteliğinde bir cami/mescidin bulunduğu, mezarlık ile cami/mescidin mimari özellikleri itibarıyla Geç Osmanlı Dönemine tarihlendirilebileceği, yöre halkınca mezarların şehit mezarları olarak nitelendirildiği [belirtildi].”
"Mera Kurulu kararı yok"
Proje alanında, çok zarar görecek sulak alanların olduğunu belirten Gönül, “Buralar mera alanı. Mera ilan edilen yerlerde Mera Kurulu'nun kararı gerekiyor. Burada bu karar yok. Bizim itirazlarımızdan bir tanesi de buydu. Zaten genelde Karadeniz'deki yayla alanlarında yapılan projelerde Mera kararları yok” diyor.
Bilirkişi raporunda da alanın fiilen yüksek kaliteli bir "yaylak" olduğu, aktif olarak hayvancılıkta kullanıldığı ve İl Mera Komisyonu tarafından mera tahsis amacının değiştirilmediğinin belirlendiğine yer verildi.
Öte yandan Ertuğrul Gazi Gönül, Ordu’nun yüzde 74’ünün madenlere ruhsatlandırıldığını belirtiyor.
TEMA’nın Ordu üzerine 2022’de yaptığı, MAPEG verilerine dayandırılan çalışmasına göre; Ordu ve çevresiyle sınırlı çalışma alanının yüzde 74’ü madenlere ruhsatlı, orman alanlarının yüzde 65’i, tarım alanlarının yüzde 76’sı, meraların yüzde 64’ü ve iskân alanlarının yüzde 78’i IV. grup madenlere ruhsatlı.
Ertuğrul Gazi Gönül de ruhsatlandırılan bu alanların çoğunun ormanlık, mera ve yayla olduğunu, buralarda tarım ve hayvancılığın yapıldığını belirtiyor. Ayrıca kalan diğer alanlarda da fındık üretimi yapıldığını ifade ediyor.
25 Haziran 2026’da arazide keşif yapan bilirkişi heyetinin bulguları şöyle:
"-Bölgenin yüksek heyelan riski taşıdığı, basamak şevlerinin güvenli olmadığı, su kaynaklarının ve derelerin maden faaliyetlerinden (toz, pasa ve sızıntı suları nedeniyle) ciddi zarar göreceği ortaya kondu.
-Proje, kaya düşmesi, blok kopması, toprak akması ve erozyon risklerini artıracağı için güvensiz bulundu.
-Proje alanı "yüksek-çok yüksek ekolojik hassasiyet" sınıfında yer alan bir alpin ve subalpin çayır ekosistemine sahip. Bu ekosistemin; ince toprak tabakası, yavaş toprak oluşumu ve düşük doğal yenilenme kapasitesi nedeniyle dış müdahalelere karşı son derece hassas olduğu belirtiliyor.
-Üst toprağın sıyrılması, açık ocak kazısı yapılması, yeni yolların açılması, toz emisyonu, drenaj rejiminin değiştirilmesi faaliyetleri ve erozyon sonucunda endemik bitki türlerinin habitatları tamamen kaybolabilir ve parçalanabilir.
-Madencilik faaliyetlerinin etkilerinin sadece işletme dönemiyle sınırlı kalmayacağı; uzun süreli ve kısmen geri döndürülemez ekolojik kayıplara yol açacağı vurgulandı.
-Proje Tanıtım Dosyasındaki (PTD) flora listesinin yetersiz olduğu, bölgede aslında 28'i endemik olmak üzere 323 bitki türü bulunduğu belirtildi.
-Bilirkişilerin sadece tek günlük arazi çalışmasında bile 5'i endemik olmak üzere 30 takson tespit edildi. Bu türlerin bazılarının IUCN kırmızı listesinde "tehlikede" veya "zarar görebilir" kategorisinde olduğu ve projeden doğrudan zarar göreceği belirtildi.
-Faaliyet sonucu oluşacak derin ve basamaklı açık ocak çukurunun, sadece bitkisel toprağın serilmesiyle rehabilite edilerek eski haline döndürülmesinin teknik olarak mümkün olmadığı ifade edildi.
-Akarsu sistemlerine zarar verebilecek nitelikte olduğu belirtildi. ÇED dosyasındaki yöntemlerle bu hidrolojik risklerin önlenmesi mümkün görülmedi.
-Maden ocağı nedeniyle mera bütünlüğü ve hayvan geçiş yollarını bozarak otlayan hayvanlar için hayati tehlike oluşturabilir.
-Oluşacak pasanın (atık kayaç), rehabilitasyonda kullanılacak bitkisel toprak depolama alanında geçici olarak depolanması teknik olarak uygun bulunmadı.
-Sert kayaçların sökümünde kullanılacak hidrolik kırıcıların yaratacağı gürültü ve toz hesaplamalarının ÇED dosyasına dahil edilmemesi önemli bir eksiklik olarak görüldü."
(CA)




