WWF’nin (Dünya Doğayı Koruma Vakfı) 2026 Yaşayan Gezegen Raporu, son 52 yılda izlenen yaban hayatı popülasyonlarının ortalama büyüklüğünde yüzde 73’lük ciddi bir düşüş yaşandığını ortaya koyuyor. Öte yandan rapor, enerji, gıda ve finans sistemlerinde olumlu eşik noktalarını tetikleyecek adımlar atılması halinde doğanın toparlanabileceğini gösteriyor.
Raporun başlıca bulguları şöyle:
“Biyolojik çeşitlilik göstergeleri, dünya genelinde yaban hayatı popülasyonlarında büyük bir düşüş yaşandığına işaret ediyor.
Yeşil deniz kaplumbağası, mavi yüzgeçli orkinos, kaplan ve Afrika fili popülasyonlarında görülen iyileşme, koruma çalışmalarının olumlu sonuçlar verebildiğini gösteriyor.
Yeşil deniz kaplumbağasının 2025’te “Tehlikede” kategorisinden “Düşük Riskli” kategorisine geçmesi, 50 yılı aşkın süredir en az 80 ülkede sürdürülen koruma çalışmalarının somut bir başarısını ortaya koyuyor. WWF-Türkiye’nin Adana Akyatan’da 21 yıldır sürdürdüğü izleme ve koruma çalışmaları da bu küresel çabanın yerel ölçekteki önemli katkılarından birini oluşturuyor.”
Düşüşün boyutu iki yıl önce yayınlanan bir önceki raporda ortaya konan sonuçlarla benzerlik gösterse de güncel değerlendirme, daha fazla popülasyona ilişkin verileri ve daha uzun bir zaman serisini kapsıyor. Bulgular, daha önceki tahminlerle de örtüşerek doğada yaşanan kaybın büyüklüğünü bir kez daha gözler önüne seriyor.
Fotoğraf: Steve Morello - WWF
Londra Zooloji Derneği iş birliği ile hazırlanan Yaşayan Gezegen Endeksi, 1970-2022 döneminde dünya genelinde 5 bin 790 omurgalı türüne ait yaklaşık 35 bin 803 popülasyondaki değişimi ortaya koyuyor. Rapora göre:
En büyük düşüş yüzde 85 ile tatlı su ekosistemlerinde,
İkinci sırada yüzde 69 ile karalar var,
Üçüncü sırada ise yüzde 59 ile deniz ekosistemleri bulunuyor.
Rapor: Gıda, enerji ve finanstaki sorunlar durumu ağırlaştırıyor
İzlenen yaban hayatı popülasyonlarına yönelik tehditlerin başında habitat kaybı ve bozulması geliyor. Bunu doğal kaynakların aşırı kullanımı, iklim değişikliği, kirlilik, istilacı türler ve hastalıklar izliyor. Bu tehditler, gıda, enerji ve finans sistemlerindeki daha geniş çaplı sorunlar nedeniyle daha da ağırlaşıyor.
Rapora göre; doğa kaybının arkasında üç büyük sistem öne çıkıyor:
Habitat kaybının başlıca nedeni olan gıda sistemi: Olumlu yönde bir değişim yaşanıyor ve bu değişimin bir eşik noktasına yaklaştığına ilişkin ilk işaretler görülüyor.
İklim değişikliğini körükleyen enerji sistemi: Güneş enerjisi artık çoğu ülkede yeni elektrik üretim kapasitesi için en düşük maliyetli seçenek hâline geldi. Ancak bu ivmeye rağmen enerji dönüşümü henüz yeterince hızlı ilerlemiyor ve ülkeler ile sektörler arasında önemli farklılıklar görülüyor.
Doğaya zarar veren faaliyetlere kaynak sağlayan finans sistemi: Finans sistemi, olumlu bir eşik noktasına doğru ilerlemenin henüz ilk aşamalarında. Sektörün doğaya zarar veren faaliyetlerin finansmanını durdurmak, doğa ve iklimle bağlantılı riskleri gerektiği şekilde dikkate almak, düzenleyici belirsizliği azaltmak ve yıllık 1,3 trilyon dolar tutarındaki biyolojik çeşitlilik finansman açığını kapatmak için hızla harekete geçmesi gerekiyor.
Ek olarak raporda azalan popülasyonlardaki kayıpların büyüklüğü nedeniyle genel eğilimin olumsuz olduğu vurgulandı. Ancak Yaşayan Gezegen Endeksi kapsamındaki popülasyonların yarısının da sabit kalmaya devam ettiği veya artış gösterdiği bildirildi.
Rapor; yeşil deniz kaplumbağası, mavi yüzgeçli orkinos, kaplan ve Afrika fili popülasyonlarındaki toparlanmaya dikkat çekerek belirli hedeflere yönelik koruma çalışmalarının etkili sonuçlar verebildiğini gösteriyor:
“Yaşayan Gezegen Endeksi ve diğer biyolojik çeşitlilik göstergelerinin ortaya koyduğu düşüş eğilimlerini tersine çevirmek için koruma çalışmaları tek başına yeterli değil.”
Fotoğraf: Can Yeniyurt - WWF
“Biyolojik çeşitlilik endişe verici bir hızla bozulmaya devam ediyor” diyen WWF Genel Müdürü Dr. Kirsten Schuijt aynı zamanda yaşanan büyük kayıplara rağmen umut veren bulguların da olduğunun altını çiziyor:
“2026 Raporu, birçok türe ait popülasyonun sabit kaldığını veya toparlandığını gösteren verilerin yanı sıra, doğanın kendini toparlayabileceğini ve değişimin mümkün olduğunu ortaya koyan ilham verici örneklere de yer veriyor. Kaplan, mavi yüzgeçli orkinos ve yeşil deniz kaplumbağası gibi türlerin popülasyonlarında görülen iyileşme, uzun soluklu ve eşgüdümlü çabalarla zaman içinde neler başarılabileceğini gösteriyor. Koruma çalışmalarında elde edilen bu başarıların kalıcı hâle gelmesi ve yaygınlaşması için doğa kaybına yol açan sektörlerin ve sistemlerin dönüştürülmesi şart. ”
“Harekete geçme fırsatı”
Raporda yer verilen umut mesajında “Önümüzde büyük bir fırsat var. Bugün doğru seçimleri yaparak hem insanların hem de doğanın refah içinde olduğu bir gelecek inşa edebiliriz” denildi:
“Umut, değişimin güçlü bir itici gücüne dönüşüyor. 2026 Yaşayan Gezegen Raporu'nda da ortaya konduğu gibi, ortak umudun tür popülasyonlarının iyileşmesinde ve enerji sistemlerinin dönüşümünde neler başarabileceğini gördük. Şimdi yapılması gereken, bu ortak çabayı daha da güçlendirmek, kapsamını genişletmek ve hedeflerimizi karşı karşıya olduğumuz sorunun büyüklüğüyle orantılı hale getirmektir.”

WWF: Biyolojik Çeşitlilik için Hareket Zamanı
Ayrıca Kunming-Montreal Küresel Biyolojik Çeşitlilik Çerçevesi ve Paris Anlaşması kapsamında belirlenen hedeflere ulaşmak için kararlılıkla harekete geçilmesi gerektiği mesajını paylaşan WWF Türkiye, iklim zirvelerine ilişkin şunları kaydetti:
“Önümüzdeki iki ay içinde düzenlenecek BM biyolojik çeşitlilik ve iklim zirveleri, hükümetlerin taahhütlerini somut eylemlere dönüştürme sürecini hızlandırmaları için önemli bir fırsat sunuyor.”
Bu zirvelerden ilki, 19 Ekim’de Ermenistan’ın başkenti Erivan’da başlayacak olan COP17 biyoçeşitlilik konferansı.
“Şimdi belirleyici olan ortak kararlılığımız”
"Farklı bir geleceğe açılan fırsat penceresi giderek daralıyor, ancak hâlâ umut var. Böylesine büyük ve karmaşık sistemleri gereken hız ve ölçekte dönüştürmek kolay olmayacak. Ancak olumlu eşik noktalarının tetiklenmesi, bu dönüşümün tahmin ettiğimizden daha hızlı gerçekleşmesini sağlayabilir. Şimdi belirleyici olan, birlikte harekete geçme ve doğayı ve iklimi 2030’a kadar iyileşme yoluna sokmak için gereken adımları atma konusundaki ortak kararlılığımız.”
Daudi Sumba, WWF Doğa Koruma Direktörü

Türkiye’nin yeşil karnesi: 76 ülke içinde 63. sırada
“Refahımızın ve ekonomik güvenliğimizin, doğaya karşı değil, doğayla uyum içinde yaşamamıza bağlı olduğu artık son derece açık. Doğanın değerini uzun zamandır gerektiği gibi anlayamadık. Yaşayan Gezegen Endeksi bunun sonuçlarını ortaya koyuyor. Ancak endeksin işaret ettiği düşüşler kaçınılmaz değil; değişim mümkün. ”
Dr. Andrew Terry, Londra Zooloji Derneği Koruma Direktörü
Türkiye’den bir umut örneği: Akyatan’da 21 yıllık koruma çalışması
Türkiye’de ise WWF-Türkiye’nin (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) Adana Akyatan’da 21 yıldır yeşil deniz kaplumbağası (Chelonia mydas) izleme ve koruma çalışmaları yürütüyor. Doğa Koruma Milli Parklar 7. Bölge Müdürlüğü işbirliğiyle yürütülen çalışmalar kapsamında bugüne kadar yaklaşık 8 bin 200 yuva belirlenirken, yaklaşık 283 bin yavrunun denize ulaşmasına katkı sağlandı.
Raporda, Akyatan’daki çalışmaların, kritik yaşam alanlarının korunması ve türlerin izlenmesine yönelik yerel çabaların, küresel ölçekteki koruma kazanımlarına nasıl katkı sunabileceğini gösterdiğine işaret ediliyor.
Bu yerel çabaların da parçası olduğu, 80 ülkede 50 yılı aşkın süredir sürdürülen küresel koruma çalışmaları sonucu yeşil deniz kaplumbağası 2025 yılında Dünya Doğayı Koruma Birliği (IUCN) Kırmızı Listesi’nde “Tehlikede” kategorisinden “Düşük Riskli” kategorisine taşındı.
WWF hakkında
WWF, 40 milyonun üzerinde takipçi ve 100’den fazla ülkeyi kapsayan bir küresel ağa sahip bağımsız bir doğa koruma kuruluşudur. WWF’in misyonu, biyolojik çeşitliliğin korunması, yenilenebilir doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımının sağlanması, aşırı tüketim ile kirliliğin azaltılması suretiyle doğal çevredeki bozulmanın durdurulması ve insanın doğa ile uyum içinde yaşadığı bir geleceğin kurulmasıdır.
Londra Zooloji Derneği hakkında
1826’da kurulan Londra Zooloji Derneği (ZSL), önemli türleri korumak, ekosistemleri restore etmek, insan ve yaban hayatının bir arada yaşamasını sağlamak ve doğaya desteği teşvik etmek yoluyla Birleşik Krallık ve dünyanın diğer bölgelerinde yaban hayatını yeniden canlandırmayı amaçlayan küresel bir bilim odaklı koruma kuruluşudur.
(CA)





.jpg)


