BM Nüfus Fonu (UNFPA) Türkiye Temsilcisi Mariam A. Khan, ABD'nin dış yardımları durdurma kararının, Türkiye'deki kadınlar ve kız çocukları için hayati riskler taşıdığını vurguladı.
42 yaşındaki Saime, hayatı boyunca birçok zorlukla mücadele etti. Çocukken geçirdiği çocuk felci nedeniyle koltuk değneklerine bağımlı hale gelen Saime, 6 Şubat 2023’te meydana gelen yıkıcı depremlerin ardından Gaziantep’in İslahiye ilçesinde hayatta kalma mücadelesi verdi. Ancak, BM Nüfus Fonu’nun (UNFPA) mobil ekibi sayesinde temel hijyen ürünlerine ve üreme sağlığı hizmetlerine erişebildi.
ABD hükümetinin finansmanı ile faaliyet gösteren UNFPA mobil birimi, kriz anında Saime gibi binlerce kadına kadın hijyen kitleri, cinsel sağlık ve üreme sağlığı (CSÜS) hizmetleri ile psikososyal destek sağladı.
Saime, aldığı bu destek sayesinde yeniden umut bulduğunu belirterek, “UNFPA’in mobil ekibi beni ziyaret etti, üreme sağlığı hizmetleri hakkında bilgilendirdi, hijyen kitimi ulaştırdı ve psikososyal destek sundu. Kendimi çok daha iyi hissettim” dedi.
Türkiye’de 60 bin kadın ve kız çocuğu destek alıyordu
ABD hükümeti, UNFPA’in Türkiye’deki insani yardım çalışmalarına uzun yıllardır finansal destek sağlayarak özellikle en kırılgan gruplara yönelik hizmetlerin devamlılığını sağlıyordu. 2024 yılı boyunca bu destek sayesinde, UNFPA Türkiye 60 binden fazla kadına ve genç kıza ulaştı. Deprem bölgelerinde sağlık altyapısının zarar görmesi nedeniyle UNFPA’in sağladığı güvenli annelik danışmanlığı, kadın doğum hizmetleri ve doğum sonrası takipler hayati önem taşıyordu.
Ayrıca UNFPA, aile planlaması hizmetleri sunarak kadınların sağlıklı bir gebelik süreci geçirmelerine yardımcı oldu. Bunun yanı sıra, kriz dönemlerinde artan toplumsal cinsiyete dayalı şiddete karşı bilinçlendirme çalışmaları yürütüldü, kadınlara ve kız çocuklarına psikososyal destek sağlandı. 10 ila 24 yaş arasındaki 11 binden fazla genç, depremin yarattığı travmayla başa çıkabilmeleri için sağlık ve koruma bilgileriyle donatıldı.
ABD’nin fon kesintisi krizi derinleştiriyor
Ancak, 24 Ocak 2025’te ABD yönetiminin aldığı bir karar, UNFPA’in Türkiye’deki tüm bu hizmetlerini doğrudan tehdit ediyor. ABD, 90 gün sürecek bir inceleme süreci kapsamında dış yardımların büyük bir kısmını askıya aldı. Bu süreçte birçok insani yardım projesi durduruldu, faaliyetler askıya alındı.
Eğer ABD yönetimi fon kesintisi kararını geri almazsa, UNFPA Türkiye’deki insani yardım operasyonlarını %60 oranında azaltmak zorunda kalacak. Bu durum, başta depremzedeler ve göçmenler olmak üzere yaklaşık 60 bin kişinin kritik sağlık ve koruma hizmetlerinden mahrum kalmasına yol açacak.
“Kimse geride bırakılmamalı”
UNFPA Türkiye Temsilcisi Mariam A. Khan, uluslararası toplumu, özel sektörü ve ulusal ortakları bu kritik dönemde desteği artırmaya çağırdı. “Hiçbir kadın doğum sırasında hayatını kaybetmemeli. Hiçbir kadın güvenli olmayan düşük yapma riskine maruz kalmamalı. Hiçbir genç, HIV ve diğer cinsel yolla bulaşan hastalıklar konusunda bilgisiz bırakılmamalı. Hiç kimse toplumsal cinsiyete dayalı şiddete uğramamalı veya erken yaşta zorla evlendirilmemeli” dedi.
UNFPA, yıllardır kadınların, kız çocuklarının ve gençlerin hayatlarını iyileştirmek için çalışıyor. Bu hizmetlerin sürdürülebilirliği, uluslararası toplumun, bağışçı kuruluşların ve bireylerin desteğiyle mümkün olacak.
UNFPA, “Hep birlikte, Saime gibi daha fazla kadına ve kız çocuğuna destek olabiliriz” diyerek herkesi bu hayati mücadelede dayanışmaya davet etti.
Donald Trump, 5 Kasım 2024'te yapılan seçimlerde ABD'nin 47. Başkanı olarak seçildi ve 20 Ocak 2025 tarihinde yemin ederek görevine başladı.
Trump'ın politikaları, özellikle kadınlar ve LGBTİ+ bireylerin hakları konusunda tartışmalara yol açtı. Önceki başkanlık döneminde ve yeniden seçilmesinin ardından, cinsiyet kimliği ve toplumsal cinsiyet eşitliği konularında muhafazakâr bir yaklaşım sergiledi. Örneğin, "Kadın ve erkek dışında bir cinsiyet dayatmasını durduracağım" şeklindeki ifadeleriyle, cinsiyet kimliği politikalarına karşı sert bir tutum izlediğini belirtti.
Ayrıca, Trump yönetimi, iş ve eğitim alanlarında cinsiyet eşitliğini teşvik eden programları "gereksiz" ve "zararlı" olarak nitelendirdi. Okullarda cinsiyet eşitliği ve LGBTİ+'lara dair eğitim materyallerine karşı çıkarak, bunların çocuklar için "zararlı" olduğunu savundu. Kamu kurumlarında ve askeriyede LGBTİ+'lar için yapılan düzenlemeleri de "zararlı" olarak değerlendirdi.
Trump'ın bu politikaları, kadınların ve LGBTİ+ bireylerin kazandığı hakların geri alınması ve kamusal hakların ortadan kaldırılması yönünde adımlar olarak eleştirildi. Özellikle, geleneksel cinsiyet rollerinin korunması gerektiğini savunarak, kadın hareketini "erkek düşmanı" veya "aile karşıtı" olarak tanımladı.
(EMK)