Vietnam sizi kendine çeken, ama aynı anda korku da uyandıran bambaşka bir ülke. Bin bir çeşit rengiyle, kokusuyla, akıl dışı trafiğiyle, inanılmaz gürültüsüyle hem yoruyor, hem de kendine aşık ediyor.
Benim en çok sevdiğim yanı ise kapitalizmin her sokağına, her dehlizine, tüm boş oluklarına doluşmamış olması. Herkes kendi işini yapıyor bir şekilde, kapısının önünde bir şeyler satıyor.
Sıra sıra zincir marketler yerine insanların kurutulmuş balığını, çorbasını, sebzesini, meyvesini satarak; az bile olsa kendi parasını kazanabilmesi bana umut ve özgürlük hissi veriyor. Avrupa’nın kurallı esaretinin karşısında istedikleri yere hamaklarını asıp bir tutam uykuyu yakalayabilen rahat ve sıcak insanlarıyla özgür Vietnam… Ya da böyle bir dünyada nispeten özgür diyelim.
Sosyal medyanın Vietnam diyerek yıkıldığı, Asya’da İngilizce öğretmenliğinin bir meslek olarak yabancılar açısından cazibe kazandığı, lisans mezunu ve İngilizce bilen kişilerin de ister istemez yönünü Asya'ya çevirdiği zamanlardan geçiyoruz. Eskiden insanların haritada bile yerini bulmakta zorlandıkları Vietnam popüler bir nokta haline geldi.
Hükümetin 2030’a kadar İngilizceyi ikinci resmi dil yapma planlarına dair haberler sosyal medyada yer aldı ancak Vietnam bu konuda ne kadar ciddi? Vietnam’ın İngilizce eğitimine önemle eğildiği anlaşılsa da, özel dil okullarını denetleyip denetlemediği, devlet okullarının gerek aşırı kapasite gerekse pedagojik anlamlarda iyileştirmeye gidip gitmediği merak konusu. Türkiye’ye de ilham olabilecek eğitim konusuna dair bu soruları cevaplayabilmek, en azından deneyimlerini dinleyebilmek adına uzun yıllardır alanda çalışan Cem Kilciler ve Valerio Pantanella ile görüştük.
Merhaba Cem, biraz kendinden bahseder misin?
İngilizce öğretmenliğinde 8. yılım. 2,5 yıl Türkiye'de özel kurumlarda çalıştım. 2019’da Vietnam'a geldim. Öğretmen olarak 3. yılımdayım; ayrıca 3 sene de akademik yöneticilik yaptım. An itibarıyla Apollo, ve Atlantic kurumlarında, hem çevrim içi hem de yüz yüze dersler veriyorum.
Vietnam’daki öğrencilerle çalışmanın, Türkiye’yle kıyaslandığında en büyük farkı ne sence? Burada yabancı öğretmen olarak sizden yine ders anlatılması beklense de yerli bir öğretmenden daha fazla ilgi çekici olmanız bekleniyor, hem kurumlar hem de öğrenciler tarafindan. Öğrencilerin bireysellikleri Türkiye'deki öğrencilere göre daha geri planda, bunun toplumun kendi mekaniğinden ve bireylere yönelik beklentilerinden kaynaklandığını düşünüyorum.

Vietnam’ın eğitime önem verdiğini söyleyebilir miyiz peki?
Önem verildiğini düşünüyorum çünkü yurtdışından öğretmen getirmek için önemli bir bütçe ayırıyorlar. Çocuklarının bu dili öğrenmeleri gerektiğini biliyorlar, hem komşuları bu kadar ilerlemişken geri planda da kalamazlar. Ancak çok hızlı gelişen bir ülke olduğu için denetleme, kalite kontrol ve ilgili kanunların çıkarılması biraz zaman alıyor; bence bu durum İngilizce öğretmenliğinin kalitesini düşürüyor. Yeni bir kanun ile diplomasız insanların öğretmenlik yapmalarının önüne geçtiler ama öncesinde meslek, ‘backpacker’ların cep harçlıklarını çıkarmak için yaptıkları işlerden birisiydi. E cep harçlığı için çalışan, mesleği çok da ciddiye almayan insanları işe alan kurumların olması da ayrıca üzücü.
Devlet okullarında yabancı öğretmenlerin saatlik olarak görevlendirilmesi sence eğitimi güçlendiren bir şey mi, yoksa daha büyük bir yapısal sorunun işareti mi? Sence bu sürdürülebilir mi?
Bence bu konuya da madalyonun iki yüzünde olduğu gibi bakılmalı; okulların yabancı öğretmenlere ‘freelancer’ olarak bakmaları, son dakika plan değişiklikleri, iletişimde yaşanan sorunlar, iptal edilecek ders varsa bunu yabancı öğretmenin dersine denk getirmek; öğretmenlerin de okullara aynı şekilde yaklaşmalarına sebep oluyor. Profesyonel zemin kurulduğunda profesyonel insanlar toplanır. Etkiye tepki olacak şekilde; saatlik görev alan öğretmenlerin bazıları ‘değer görmediğim yere ben neden önem vereyim?’ diyerek kendilerini olabildiğince rahat bırakıyorlar. Bu da tabii en çok veli ve öğretmenleri etkiliyor; zira mutsuz, stresli, bunalmış öğrenciye ders anlatmak deveye hendek atlatmak kadar zor.
Vietnam’a gelip öğretmenlik yapmak isteyenlere önerilerin var mı?
Kurumsal bir şirketle anlaşarak ve 5 yıl sonra ne yapmak istediklerini bilerek gelsinler. Güneydoğu Asya güzelliklerle dolu ama bir o kadar da zor bir yer. Bir ara Türkiye’de patlayan lokmacı dükkanları gibi dil kursları açılıyor burada. Bilen bilmeyen, öğretmenlik geçmişi olan olmayan, parayı basıp dil kursu açıyor.
Bu nedenle getirilen öğretmenlere davranış şekilleri kötü olabiliyor; kendilerini kimsenin vicdanına bırakmasınlar. Saygon geçiş dönemi için güzel bir şehir. Da Nang rahat bir hayat yaşamak için güzel bir sahil kasabası. Hanoi ise Vietnam'in kültürünü tam anlamıyla yaşayabileceğiniz büyük bir köy topluluğu. Vietnam sürekli olarak küçük problemlere sahip ama inanılmaz güzelliklerle dolu bir ülke. Bu güzellikleri görmek içinse pozitif ve güçlü olmak gerekiyor.
Merhaba Valerio, seni tanıyabilir miyiz?
40 yaşındayım; Roma’da doğdum büyüdüm. Öğretmen olan annem ve tutkulu bir gezgin olan babam sayesinde, küçük yaşlardan itibaren öğrenmeye ve çevremizde olup bitenleri anlamaya karşı derin bir merak geliştirdim. Dünyayı hem jeopolitik analizler aracılığıyla uzaktan okumayı hem de yaptığım sayısız seyahat ve yurtdışı deneyimi sayesinde sahada gözlem yapmayı seviyorum. Bu yolculuklar, farklı toplumların antropolojik yönlerini bizzat görüp takdir etmeme imkân tanıdı, diyebilirim.
Vietnam’da ne kadar zamandır yaşıyorsun ve ne zamandır öğretmen olarak çalışıyorsun?
2013 yılında yaptığım seyahatlerden biri beni ilk kez Vietnam’a götürdü. Binlerce yıllık tarihi boyunca her türlü emperyalizme karşı gösterdiği kararlılıkla her zaman hayranlık duyduğum bu ülke, aynı zamanda küresel tarih alanındaki tezimin de odak noktasıydı. Yaklaşık 8 yıldır Ho Chi Minh City (Saygon)’de yaşıyorum; burada evlendim ve bir aile kurdum. Özel bir dil merkezinde İtalyan dili ve kültürü üzerine dersler veriyorum.
Vietnam’a ilk geldiğin zamandan bugüne eğitim alanında hangi değişimleri gözlemledin? Yabancı dil öğrenimine olan ilgi, modernleşmeye yönelik güçlü adımlar ve teknolojinin öğrenme sürecine entegre edilmesiyle birlikte istikrarlı bir biçimde arttı. Bununla birlikte, öğretmen-öğrenci ilişkisinin de, Konfüçyüsçülüğün etkisi altında; hiyerarşi ve saygı temellerine sıkı sıkıya bağlı kalarak, geleneksel toplumsal değerler üzerinde varlığını sürdürdüğünü eklemek gerek.

Yapılan açıklamalar doğrultusunda hükümet, 2030 yılına kadar İngilizceyi ikinci ulusal dil haline getirmeyi hedefliyor. Sence bu hedef ne kadar gerçekçi?
Bana göre bu hedefe ulaşmak mümkün. En büyük avantajlardan biri, özellikle küçük yaşlardan itibaren öğrenildiği için İngilizcenin gençler arasında yaygın olarak kullanılması. Ülke aynı zamanda küresel entegrasyona giderek daha fazla açılıyor ve bu durum ekonomik büyümeyi de destekliyor. İngilizceyi eğitim sistemine entegre etme süreci bürokratik açıdan daha zorlu olabilir, ancak hükümetin bu konuda da bazı girişimleri var. Mesela ülkede yaşayan yabancıları ulusal dijital kimlik platformuna dahil ediyorlar; teknoloji bu süreci kolaylaştırabilir.
Vietnam devlet okullarında şiddet uygulandığına dair duyumlar da var. Sen hiç böyle şeyler duydun mu ya da karşılaştın mı?
Benim çalıştığım merkezde sınıflar kalabalık değil ve öğrencilerin yaş aralığı genellikle 20–35 arasında. Ders ortamımız her zaman saygılı ve çok samimi. Öyle ki birçok öğrencim sonradan arkadaşım oldu ve sık sık birlikte ders dışında da etkinlikler yapıyoruz; bu da Vietnam toplumuna daha fazla entegre olmamı sağladı.
Öte yandan ne yazık ki, devlet okullarında zorbalık ve şiddet artıyor. Sosyal medyanın yanlış kullanımı da bu durumu daha kötü hale getiriyor. Tıpkı uzun zamandır Batı’da olduğu gibi, internet dijital zorbalara alan açıyor. Neyse ki Vietnam’daki okul sisteminde, şiddet içeren davranışlara karşı genelde oldukça sıkı önlemler alınıyor. Aynı zamanda, öğrenciler arasında uzlaşma sağlanmasına da önem veriliyor.
Sence Vietnam eğitim sisteminin en güçlü ve en zayıf yönleri nelerdir? Vietnam, eğitim alanında diğer ülkelere bir örnek model teşkil edebilir mi?
Bana göre Vietnam’da öğretmenlere gösterilen büyük saygı, örnek alınması gereken bir güçlü yön; zira birçok ülkede öğretmenler sık sık kötü muameleye maruz kalıyor veya öğrenci ve/veya veli şiddetine uğrayabiliyor. Ancak bu aşırı saygı, öğretmen-öğrenci ilişkisinde bir dengesizlik de yaratabiliyor. Öyle ki, Vietnamlı öğrenciler çoğu zaman öğretmenden ek açıklama istemeye çekiniyorlar; bu da akıllarındaki soruların yanıtsız kalmasına ve öğrenme sürecinin sekteye uğramasına neden oluyor. Bir diğer olumsuz nokta ise, öğrenme sürecinden ziyade sonuçlara aşırı önem verilmesi. Bu yaklaşım, öğrencileri çok küçük yaşlardan itibaren sürekli bir baskı altına sokuyor. Hatta pek çoğu, ailelerinin yönlendirmesiyle akşam geç saatlere kadar ek kurslara katılmak zorunda kalıyor.
Vietnam bir süredir sosyal medyada oldukça popüler. Bu trend eğitim alanını nasıl etkiledi? Kısa süreli yabancı öğretmenler öğrencilerin öğrenme motivasyonuna dair anlamlı bir etki yaratabiliyor mu?
Bu yabancı öğretmen akını, hem hükümetin İngilizceyi ülkenin ikinci dili haline getirme hedefine ulaşmasına katkı sağlayabilir hem de eğitim ortamını çok kültürlülük ve çoğulculuk gibi konular açısından zenginleştirebilir.
Son olarak, Vietnam’ın en büyük şehri olan Saygon’da seni en çok etkileyen şey nedir?
İlk bakışta, sadece sokaklardaki trafiğe bakarak burayı çılgın ve kaotik bir şehir sanabilirsiniz; sanki herkes durmaksızın hareket halinde gibidir. Ama bakışınızı biraz sola çevirin, scooterının üzerinde huzurla uyuyan bir adam görürsünüz. Sağa baktığınızda ise küçük plastik taburelerde oturmuş, kahve içerken sakin sakin sohbet eden iş arkadaşlarına rastlarsınız.
Arkanızdaki dar sokağa göz attığınızda kapıları sonuna kadar açık evler dikkatinizi çeker; içeride aileler ve dostlar müzik ve kahkahalar eşliğinde yemeklerini paylaşıyorlardır. Hemen yan evde ise yaşlı bir adam, sallanan hamağında keyifle dinleniyordur. Başınızı kaldırıp, caddeden akan o bitmek bilmeyen trafiğin üzerindeki bir çatıya baktığınızda, geleceğe kadeh kaldıran neşeli gençleri görürsünüz: ‘Một, hai, ba, dzô!’ (Bir, iki, üç, şerefe!)
İşte Saygon böyle bir yer. Aynı anda hem sever hem de yorulursunuz; ama ayrıldığınızda, çok özleyeceğinizden emin olabilirsiniz.
(SV/EMK)







