Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, yaz boyunca Sümerpark Amfi Tiyatrosu’nda düzenlediği açık hava sineması etkinlikleri kapsamında filmi 13 Eylül akşamı ücretsiz olarak seyirciyle buluşturmak istedi.
Diyarbakır İl Emniyet Müdürlüğü ise 9 Eylül tarihli yazısında, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Rojbash hakkında 7 Ağustos 2024’te verdiği “ticari dolaşıma ve gösterime sunulmasının uygun bulunmadığı” yönündeki kararın halen yürürlükte olduğunu hatırlattı ve planlanan gösterimin İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ile Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi tarafından “tekrar değerlendirilmesini” istedi.
Yazı doğrudan bir gösterim yasağı kararı içermiyor. Ancak gelişmeyi bianet’e değerlendiren yönetmen Özkan Küçük’e göre sonuç fiilen aynı oldu: Daha önce festivallerde ve özel etkinliklerde ücretsiz gösterilebilen film, bu kez perdeye çıkamadı.
Doğrusu ilk defa fiili olarak gösterimin yapılmasını engellemeye dönük bir şeyle karşılaştık. Film daha önce İstanbul ve Diyarbakır’daki festivallerde gösterildi, birkaç özel gösterim de yaptık. Bunların hepsi ücretsizdi ve biz bunların Bakanlığın kararına aykırı olmadığını düşünüyorduk. Bu kez belediyenin duyurusunun ardından Emniyet’in yazısı geldi. Avukatlarımızla değerlendirdik. Normalde ticari bir gösterim olmadığı için buna hakkımız olduğunu düşünüyoruz ama istinaf kararı bizim aleyhimize daha farklı bir durum yarattı. Hem olası bir cezayı hem de belediyenin zor durumda kalmasını göze almak istemedik. Sonuçta ilk defa film fiilen engellenmiş oldu.
Bir sınıflandırma başvurusu nasıl yasağa dönüştü?
Rojbash’ın idareyle karşılaşması 2024’te başladı.
Küçük ve ekibi filmi vizyona sokabilmek için Mayıs 2024’te Kültür ve Turizm Bakanlığı’na tescil ve sınıflandırma başvurusu yaptı. Küçük’ün anlattığına göre, normalde filme yaş sınırlaması gibi işaretlerin verilmesiyle sonuçlanan süreç Rojbash için farklı işledi.
Bakanlık filmi “ticari dolaşıma ve gösterime uygun” bulmadı.
Film ekibi kararı yargıya taşıdı. Ankara 3. İdare Mahkemesi Bakanlığın işlemini hukuka uygun bulmayarak kaldırdı. Ancak Bakanlık kararı istinafa götürdü. Bölge İdare Mahkemesi de ilk derece mahkemesinin kararını kaldırarak Bakanlığın işlemini hukuka uygun buldu. Dava şimdi Danıştay’da sürüyor.
Küçük, bu süreç boyunca kararın lafzındaki “ticari” ibaresini esas aldıklarını ve ücretsiz festival ile özel gösterimlerin kapsam dışında olduğunu düşündüklerini söylüyor. Bu nedenle filmi +18 ibaresiyle çeşitli ücretsiz etkinliklerde göstermeyi sürdürdüler.
Sümerpark gösteriminin yapılamaması ise Küçük’e göre bu alanın da kapanabileceğini gösteriyor:
Bugüne kadar vizyona giremedik ama en azından festivallerde ve özel gösterimlerde seyirciyle buluşabiliyorduk. Şimdi bu artık onları da yapamayacağımız anlamına geliyor. Muhtemelen yapsak ileride bir cezayla karşı karşıya kalabilirdik. Bu da dava sonuçlanana kadar böyle bir girişimde bulunamayacağımız bir noktaya götürüyor bizi. Çözümsüz bir yere.
Yasakları anlatan filmin kendi yasağı
Rojbash, yaklaşık 30 yıl önce oynadıkları bir oyunu yeniden sahnelemek üzere bir araya gelen Kürt tiyatrocuları anlatıyor. Filmin anlattığı hikâyeyle bugün başına gelenler arasındaki mesafe ise giderek kapanıyor.
Geçmiş dönemdeki yasaklarla bugün hâlâ süren yasaklar arasında bir git-gel var filmde. Bazı olumsuz engellerin tekrar başa sarması üzerine ironik bir hikâye anlatıyoruz. Ama bunu anlatan filmin de yasaklanmış olması, üstelik demokratikleşme, silahsızlanma ve barışın konuşulduğu bir dönemde bu yasağın sürüyor olması çok tuhaf. Buralardan başlamaz mı acaba bu barış, demokratikleşme ya da Kürtlerin haklarıyla ilgili adımlar? Böyle şeyler biraz değişse belki toplum da bu olasılıklara daha fazla inanabilir.
Küçük, Bakanlığın ilk kararı verildiğinde bugünkü siyasal sürecin başlamadığını, ancak dava sürerken koşulların değiştiğini hatırlatıyor. Buna rağmen Bakanlık avukatlarının ilk derece mahkemesinde kaybettikleri davayı istinafa taşımasını ve yasağın sürmesindeki ısrarı eleştiriyor.
“Milletvekillerinin gündemine bile girmedi”
Küçük’ün eleştirisi yalnızca idari ve yargısal makamlara yönelik değil. Rojbash hakkındaki yasağın kamuoyunda ve siyasette yeterince karşılık bulmadığını düşünüyor.
Van Milletvekili Sinan Çiftyürek’in konuyu bir soru önergesiyle Meclis gündemine getirdiğini, bunun dışında özellikle Diyarbakır milletvekillerinden daha güçlü bir sahiplenme beklediğini söylüyor:
“Diyarbakır’ın o kadar milletvekili var. Neredeyse hiçbirinin gerçek anlamda gündemine girmedi bu filmin yasak olması. Sinan Çiftyürek bunu bir kez soru önergesi olarak Meclis’e taşıdı. Onun dışında her vekilin bunu ayrı ayrı gündeme getirmesini beklerdim. Sonuçta bazı imkânlar var ve bu imkânları zorlamak gerekirdi. Yeterince önemsenmediğini düşünüyorum.”
“Birçok açıdan haklarıma el konuluyor”
Küçük, Rojbash’ın “toplumsal hassasiyetleri dürtüklemek” ya da ayrışmayı derinleştirmek amacıyla yapılmadığının altını çiziyor. Filmin bir sözü ve duruşu olduğunu, ancak bunun düşünce ve sanat özgürlüğü içinde değerlendirilmesi gerektiğini söylüyor.
"Biz bu filmi ayrıştırmak ya da toplumsal hassasiyetleri dürtüklemek için yapmadık. Film yaparken elbette bir duruşumuz, bir derdimiz var. Yaptığımız iş tamamen düşünce özgürlüğü içinde ve bunun Anayasa tarafından güvence altında olduğunu biliyoruz. Ama türlü engellerle karşılaşınca birçok açıdan benim haklarıma el konulmuş oluyor. Ben engelleniyorum, seyirci filme kavuşamıyor. Filmin bir dolaşımı olsaydı, vizyona çıkabilseydi yeni bir film yapmak için benim de önüm biraz daha açılabilirdi. Bütün bunları düşündüğümüzde birbirine bağlanan çok büyük haksızlıklar var."
“Bu film şimdi lazım”
Küçük hukuk mücadelesinden vazgeçmiş değil. İlk derece mahkemesinde aldıkları kararın kendileri açısından önemli olduğunu, kararın Anayasa Mahkemesi’nin benzer sanatsal ifade özgürlüğü dosyalarındaki yaklaşımına dayandığını söylüyor.
Küçük bunu şöyle anlatıyor:
Başından beri bunu mahkeme yoluyla çözebileceğimize inandım. İlk aldığımız sonuç da çok sevindiriciydi ve ilerisi için emsal olabilecek bir karardı. Eninde sonunda bu mahkemeyi kazanacağız diye düşünüyorum ama o zamana kadar film çok eskimiş olacak. Bu film şimdi lazım topluma. On yıl sonra değil. Biz şimdi 30 yıl önceki yasakları anlatalım derken, 10-15 yıl sonra da bu film hakkında bir film yapılsın noktasına gidiyoruz. Bu gerçekten çok üzücü.
Rojbash’ın 13 Eylül akşamı Sümerpark’ta seyirciyle buluşması planlanıyordu.
Film şimdilik perdeye değil, bir kez daha dosyalara takıldı.
(NÖ)











