Uluslararası Af Örgütü, Türkiye’nin önde gelen LGBTİ+ hakları örgütü KAOS GL’nin yönetim ve denetim kurulu üyeleri Janset Kalan, Nedime Erdoğan, Umut Derin ve Selin Berghan ile gazeteci Tuğba Tekerek’in de aralarında bulunduğu en az 23 LGBTİ+ hak savunucusunun derhal ve koşulsuz serbest bırakılması için Acil Eylem başlattı.

Janset Kalan: Trans mahpusları hatırlayın, ezber cümleler yetmiyor

Nedime Erdoğan: LGBTİ+’lar bir anne, babadan doğdular ve toplumun tüm damarlarındalar
Bu kapsamda Ankara Cumhuriyet Başsavcısı’na hitaben yazılan bir dilekçe, dünya çapında imzaya açıldı.
“Janset Kalan, Nedime Erdoğan, Umut Derin ve Selin Berghan yönetim ve denetim kurulu üyeliği kapsamındaki çalışmaları, Tuğba Tekerek ise gazetecilik faaliyetleriyle bağlantılı olarak özgürlüğünden mahrum bırakıldı” denilen dilekçede, özetle şunlara yer verildi:
“Adı geçen insan hakları savunucuları ve gazeteci, ‘müstehcenlik’ ve ‘Dernekler Kanunu’na muhalefet’ suçlamalarıyla sorgulandı ve tutuklandı. Haklarında yürütülen soruşturma kapsamında özgürlüklerinden mahrum bırakılmaları keyfi, cezalandırıcı ve ayrımcıdır. Müstehcenlik suçlaması, ilgili web sitesine Haziran 2025’ten bu yana Türkiye'den erişilememesine rağmen, KAOS GL’nin internet sitesinde bulunduğu ve çocukların erişimine açık olduğu iddia edilen çizimlere dayandırılmaktadır. Gazeteci Tuğba Tekerek ise gerçekte böyle bir durum olmadığı halde, ‘örgütün Instagram hesabından sorumlu olduğu’ iddiasıyla tutuklu bulunuyor. Her hâlükârda, bir LGBTİ+ örgütünün sosyal medya hesabını yönetmek veya bu hesaba katkıda bulunmak, ifade ve örgütlenme özgürlüğünün meşru bir biçimde kullanılmasıdır ve özgürlükten mahrum bırakmayı haklı gösteremez.
LGBTİ+ hakları örgütleri, tutukluluk sırasında fiziksel ve sözlü kötü muamele, aşağılayıcı çıplak aramalar ve tehditlerin yanı sıra sağlık hizmetleri, ilaç ve gıdaya erişimde yetersizlik yaşandığına dair iddiaları kayıt altına almıştır. Bu iddialar, tutuklu kişilerin esenliği ve güvenliği konusunda ciddi kaygılara yol açmaktadır.
Sizi, insan hakları savunucuları ve gazeteci hakkındaki suçlamaları düşürmeye ve derhal serbest bırakılmalarını sağlamaya çağırıyorum. Serbest bırakılmalarına kadar, uluslararası standartlara uygun koşullarda tutulmaları sağlanmalı ve tüm kötü muamele iddiaları etkili biçimde soruşturulmalıdır. Türkiye’nin uluslararası insan hakları hukuku kapsamındaki yükümlülükleri doğrultusunda ifade ve örgütlenme özgürlüğü haklarının tam olarak korunmasını sağlamanızı talep ediyorum. ‘Ailem Güvende’ operasyonu sırasında yalnızca haklarını kullandıkları veya kimlikleri nedeniyle gözaltına alınan herkesin serbest bırakılması çağrısında bulunuyorum.”
Arka Plan
12 Eylül’de polis, İzmir, Aydın, Ankara, Mersin ve İstanbul olmak üzere beş ilde LGBTİ+’ların ev ve işyerleri ile aktivistlere ve LGBTİ+ hakları örgütlerine ve çeşitli eğlence mekânlarına baskınlar düzenledi. “Ailem Güvende” adı verilen operasyon sonucunda en az 117 kişi gözaltına alındı, dijital materyal ve ekipmanlara el konuldu. Gözaltına alınanların 44’ü LGBTİ+ hak savunucusuydu. Operasyon, İstanbul’daki dört LGBTİ+ örgütünün ve HIV alanında çalışan iki örgütün kurucularını; Ankara’daki bir LGBTİ+ örgütünün asil ve yedek yönetim ve denetim kurulu üyelerini; Mersin’deki iki LGBTİ+ örgütünün asil yönetim ve denetim kurulu üyelerini hedef aldı. Bunlara ek olarak, çoğunluğu trans kadınlardan oluşan en az 27 LGBTİ+ ile söz konusu örgütlerle herhangi bir bağlantısı olmayan başka kişiler de gözaltına alındı.
LGBTİ+ örgütlerinin ve aktivistlerin sosyal medya hesaplarının yanı sıra dayanışma gösteren veya operasyonlara ilişkin bilgi paylaşan gazetecilere, insan hakları örgütlerine ve diğer kişilere ait sosyal medya hesaplarına da erişim kısıtlandı.
12 Eylül’den bu yana Türkiye’de en az 419 sosyal medya hesabına erişim engellendi. 30 Eylül’de bağımsız haber sitesi T24, son bir yıl içinde LGBTİ+ ile ilgili 118 içerik üretmesinin “LGBTİ+ propagandası” anlamına geldiği iddiasına yer veren bir mahkeme kararıyla Türkiye’de erişime engellendi.
Oysa “LGBTİ+ propagandası” Türkiye’de tanımlanmış bir suç değildir. Bu taciz dalgasını protesto edenlerin barışçıl toplanma özgürlüğü de haksız biçimde kısıtlandı. Ankara, İstanbul ve İzmir’de toplam 125 protestocu gözaltına alındı. Bu kişiler daha sonra serbest bırakıldı.
(EMK)










