İzmir 7. İdare Mahkemesi, İzmir’in Karaburun ilçesi Yayla köyündeki, üzerinde altı bine yakın zeytin ağacı olan tarlada Lodos Karaburun Elektrik Üretim A.Ş.’ye verilen izinlerin ve ruhsatın yürütmesini durdurdu.
Şirketin Güneş Enerji Santrali (GES) için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nca imar planları düzenlenmiş ve Karaburun Belediyesi tarafından ruhsat verilmişti. Dava, Yaylaköy’de 2007’de Maliye Hazinesinden zeytin ağaçlandırması amacıyla kıraç araziyi zeytinlik haline getiren Mustafa Şenbahar adına açıldı. Ayrıca proje sahasında meraları olan Küçükbahçe mahallesi muhtarlığı da davacılar arasında yer aldı.

Karaburun'da RES kapasite artışı projesine karşı dava açıldı
Mahkeme "kamu yararı yok" dedi
İzmir 7. İdare Mahkemesi’nin kararında “kamu yararı”na işaret edildi. Mahkeme "Yenilenebilir Enerji Kaynaklarına Dayalı Üretim Tesis Alanı, Güneş Enerji Santrali" için düzenlenen imar planlarını kapsayan alanda, Yaylaköy'ün batısında bulunan 624 bin 624 m2 tarımsal niteliği korunacak özel ürün arazilerinin bulunduğuna dikkat çekti.
Ayrıca bu 1/1000 ve 1/5000 ölçekli imar planları, Yaylaköy'ün doğusunda bulunan 9 bin 733 m2 yüzölçümlü zeytinlik ve zeytin yetiştirmeye uygun özel ürün arazilerini kapsıyor.
Ek olarak kararda dava konusu alanın tamamının "Özel Çevre Koruma Bölgesi" olduğuna vurgu yapıldı.
Mahkeme düzenlenen imar planlarının ve verilen ruhsatların şehircilik ve koruma ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına uygun olmadığı yönünde karar verdi.
Daha önceki yıllarda aynı projenin ÇED Olumlu kararı da iptal edilmiş ne var ki ÇED davası devam ederken, ağaçlandırma sahasındaki zeytin ağaçları GES firması tarafından yasa dışı bir şekilde kesilmişti.
Mahkemeden çıkan 24 Eylül 2026 tarihli karara ilişkin açıklama yapan Avukat Cem Altıparmak, söz konusu yasa dışı kesimle ilgili olarak firma yetkilileri aleyhinde açılan davanın sürdüğünü bildirdi:
“‘…fiili kullanım yetkileri olmadan … taşınmazda bulunan zeytin ağaçlarını sökerek üzerlerine atılı TCK'nın 152/1.c maddesinde düzenlenen Devlet ormanı statüsündeki yerler hariç, nerede olursa olsun, her türlü dikili ağaç, fidan veya bağ çubuğu hakkında mala zarar verme suçunu zincirleme şekilde işledikleri…’ iddiasıyla Karaburun Asliye Ceza Mahkemesi’nde açılan ceza davası ve Karaburun Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılan tazminat davası halen devam ediyor.”
"Tarım arazileri RES ve GES için şirketlere tahsis ediliyor"
Avukat Cem Altıparmak 10 yılı aşkın bir süredir özellikle Karaburun Yarımadası’nda takip ettikleri davalarla, “yenilenebilir” enerji yatırımlarının yıkıcı ekolojik ve sosyo-ekonomik etkilerini hukuk ve politika düzleminde görünür kılmak için mücadele ettiklerini bildirdi:
“Rüzgâr (RES) veya GES karbon salımı yapmasalar da devasa arazi kullanımına ihtiyaç duyarlar. Özellikle Ege Marmara ve İç Anadolu’da binlerce dönüm hazine arazisi, tarım, orman ve mera alanları, RES ve GES için şirketlere tahsis ediliyor.”
"Atıl arazi" veya "marjinal tarım toprağı” olarak kodlanan bu alanların, aslında bu davada olduğu gibi yerel halkın hayvancılık yaptığı, zeytin yetiştirdiği kadim müşterekler olduğunu söyleyen Altıparmak, şunları aktardı:
“Bu alanların şirketlere devri, yerel halkı geçimlik ekonomilerinden kopararak işçileşmeye veya göçe zorluyor. Termik santrallere karşı direnen köylüler haklı olarak kamuoyunda sempati toplayabilirken; bir başka diyardaki köylüler bir sözde ‘temiz enerji’ projesine karşı kendi meralarını, ormanlarını ve tarım topraklarını savunmaya kalktığında, şirketler ve sivil toplum tarafından ‘iklim eylemini yavaşlatan, gerici ve kamu yararını anlamayan’ bir kitle olarak damgalanabiliyor.”
Cem Altıparmak’a göre; “Bu çifte standart, şirketlerin özel ticari kârlarını ‘gezegenin kurtuluşu’ gibi yüce bir kamu yararı zırhıyla donatarak, müştereklere el koymanın ve yeşil aklamanın eşsiz bir zeminini sunuyor”.
Son olarak Altıparmak, hangi yöntemle olursa olsun yeşil el koyma ve yeşil aklamanın her türlüsüne karşı, idarelerin ve şirketlerin eylemleriyle mağdur edilmiş yurttaşların yanında olmaya devam edeceklerini duyurdu.
(CA)

