Uçan Süpürge Vakfı Başkanı Ayşe Ürün Güner, Birleşmiş Milletler Kadının Statüsü Komisyonu’nun (KSK) 70’inci oturumuna katıldıkları New York’taki toplantılara dair izlenimlerini ve değerlendirmelerini bianet’le paylaştı.
Güner, kadın haklarında küresel ölçekte yaşanan geriye gidişe dikkat çekerken, feminist mücadelenin dayanışma ve ısrarla sürdüğünü vurguladı: “Hiçbir zaman vazgeçmeyecek, eşitlik mücadelesine dünden daha kararlı devam edeceğiz.”
Birleşmiş Milletler çatısı altında gerçekleştirilen toplantıya 80’den fazla ülkenin temsilcileri, bakanlar, uluslararası kuruluşlar ve binlerce sivil toplum örgütü katıldı. Uçan Süpürge Vakfı da bu yıl, “kadınların ve kız çocuklarının adalete erişiminin güçlendirilmesi” başlığıyla yürütülen oturumda yer aldı.
Güner, bu buluşmanın yalnızca devletlerin taahhütlerini açıkladığı bir alan olmadığını, aynı zamanda sivil toplumun bu taahhütleri izlediği ve kendi ülkelerindeki sorunları doğrudan ifade edebildiği bir zemin sunduğunu söyledi. Bu yönüyle KSK’nın, kadın ve LGBTİQ+ hareketlerinin uluslararası ölçekte elde ettiği en önemli kazanımlardan biri olduğunu vurguladı.
“Kader değil karar”

Toplantıların ana gündemini kadınların adalete erişimi oluştururken, Güner bu başlığın bugün her zamankinden daha kritik hale geldiğini ifade etti. Kadın yoksulluğunun arttığını, savaşların kadınları daha fazla etkilediğini ve eşitsizliklerin derinleştiğini belirten Güner, kabul edilen uzlaşma metninin de bu tabloya karşı bir çağrı niteliği taşıdığını söyledi. Metnin, kadınların hak ihlalleri karşısında bağımsız ve tarafsız yargıya erişimini güçlendirmeyi, ayrımcı yasaların ortadan kaldırılmasını ve eşitlikçi hukuk sistemlerinin kurulmasını hedeflediğini hatırlattı.
Güner’in aktardığına göre, toplantılarda kadınlara yönelik ayrımcılıklar bir kez daha görünür kılındı ve devletlere bu alandaki sorumluluklarını yerine getirme çağrısı yapıldı. Pekin Deklarasyonu ve CEDAW sözleşmesine yapılan atıflar, uluslararası kadın mücadelesinin sürekliliğini bir kez daha ortaya koydu.
Uçan Süpürge Vakfı’nın katılımı ise yalnızca izleyici düzeyinde kalmadı. Güner, vakfın yıllardır kadınların adalete erişimi üzerine yürüttüğü çalışmaları uluslararası alanda paylaşma imkânı bulduğunu belirtti. “Kader Değil Karar” projesinden Feminist Avukatlar Akademisi’ne kadar birçok çalışmayla binlerce hukukçuya toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimi verdiklerini, bu deneyimi küresel tartışmalara taşımayı önemsediklerini söyledi.
Toplantıların en çarpıcı başlıklarından biri de küresel eşitsizlik verileri oldu. Güner, Birleşmiş Milletler verilerine göre kadınların dünya genelinde erkeklerin sahip olduğu hakların yalnızca yüzde 64’üne sahip olduğunu hatırlattı.
Bununla birlikte dijital şiddet ve savaşların kadınlar üzerindeki etkisi de toplantıların ana gündemlerinden biri oldu. Güner, özellikle dijital alanda kadınların maruz kaldığı şiddetin artmasına karşı yasal düzenlemelerin gerekliliğinin sıkça dile getirildiğini söyledi. Aynı zamanda savaş ve çatışma ortamlarının kadınların adalete erişimini daha da zorlaştırdığına dikkat çekildiğini belirtti.
“Feminist mücadele ortak iradedir”
Kadınların siyasetteki temsili de tartışılan bir diğer başlıktı. Güner, dünya genelinde kadınların parlamentolardaki temsil oranının yüzde 27,5, kabinelerde ise yüzde 22,4 olduğunu hatırlatarak, siyasi karar alma mekanizmalarında eşitsizliğin sürdüğünü söyledi.
Türkiye’den katılan bir kadın örgütü olarak kendi deneyimlerini de aktardıklarını belirten Güner, özellikle kadınların adalete erişimi konusunda yaşanan sorunları gündeme taşıdıklarını ifade etti. Aynı zamanda artan anti-demokratik eğilimlere, dışlayıcı politikalara ve savaşlara karşı daha güçlü bir küresel dayanışmaya ihtiyaç olduğunu vurguladıklarını söyledi.
Güner, feminist mücadelenin tarihsel sürekliliğine dikkat çekerek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Feminist mücadele tarih boyunca kesintiye uğrasa da her seferinde yeniden doğdu. Çünkü yalnızca öfkeye değil, dayanışmaya, hafızaya ve dönüşme kapasitesine dayanıyor. Eşitlik talebi bastırılsa bile yok edilemiyor. Bu mücadele artık tek bir kuşağa ait değil sürekli yenilenen, öğrenen ve büyüyen bir ortak irade.”
Bu nedenle mücadelenin yalnızca mümkün değil, aynı zamanda kaçınılmaz bir dönüşümün parçası olduğunu söyleyen Güner, Uçan Süpürge’nin de bu dönüşümün bir parçası olmaya devam edeceğini vurguladı.
“Dayanışmayla, haklarımızdan ve hayallerimizden vazgeçmeyerek, laiklikten, özgürlükten ve barış mücadelesinden geri adım atmadan yolumuza devam edeceğiz.”
Güner, KSK70 sonrası sürecin de mücadele açısından kritik olduğunu belirtti. Kadın örgütlerinin ayrımcılığı ortadan kaldırmak için çalışmalarını sürdüreceğini, yasalardaki ayrımcı hükümlerle mücadele etmeye devam edeceklerini ve özellikle çocuk yaşta evliliklere karşı kararlı olduklarını söyledi.
Sözlerini, küresel dayanışma çağrısıyla tamamladı:
“Hiçbir zaman eşitlik, adalet ve demokrasi mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. Tüm dünya kadınlarıyla dayanışarak sesimizi daha da güçlü çıkaracağız.”
Uçan Süpürge Vakfı, Mart 2027’de gerçekleştirilecek olan 71’inci oturum için de hazırlıklara başladıklarını duyurdu.
BM KSK toplantılarının tarihi nedir?
Kadının Statüsü Komisyonu (KSK), 21 Haziran 1946’da Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal Konseyi’nin (ECOSOC) kararıyla, Konseyin işlevsel komisyonlarından biri olarak kuruldu. KSK’nın temel amacı, kadın erkek eşitliği ilkesinin yalnızca kâğıt üzerinde değil, uygulamada da güvence altına alınmasını sağlamak. Bu doğrultuda Komisyon, kadın haklarını geliştirmeye yönelik küresel politikalar oluşturuyor ve ECOSOC’a tavsiyelerde bulunuyor.
Hem KSK hem de BM Kadın Birimi, kadın ve LGBTİQ+ örgütlerinin uzun yıllara yayılan mücadelesi sonucunda ortaya çıkan, toplumsal cinsiyet eşitliği alanında uluslararası ölçütlerin oluşturulabildiği devletler üstü mekanizmalar arasında yer alıyor. Bu yönüyle KSK, kadın ve LGBTİQ+ hareketlerinin uluslararası alandaki en önemli kazanımlarından biri olarak görülüyor.
Kadının Statüsü Komisyonu her yıl mart ayında toplanıyor ve oturumlar yaklaşık on gün sürüyor. Bu toplantılar, “Uzlaşılmış Sonuçlar” adı verilen politika belgeleri ve tavsiye metinlerinin kabul edilmesiyle sona eriyor. Söz konusu metinlerde, o yıl belirlenen öncelikli tema kapsamında hükümetler, uluslararası kuruluşlar ve sivil toplum için uluslararası, ulusal, bölgesel ve yerel düzeylerde uygulanması gereken somut öneriler yer alıyor.
Her yıl yapılan oturumların son gününde, o yılın gündemi kapatılırken bir sonraki yılın oturumuna başkanlık edecek ülke belirleniyor ve yeni dönemin ana teması da açıklanıyor. Bu yıl BM Kadının Statüsü Komisyonu 70’inci oturumunu gerçekleştirdi. 71’inci Komisyon toplantısı ise Mart 2027’de yapılacak.
BM KSK toplantıları, devletlerin doğrudan katıldığı ve çeşitli oturumlar düzenlediği uluslararası bir platform olma özelliği taşıyor. Bu toplantılarda devletler, toplumsal cinsiyet eşitliği alanındaki taahhütlerini paylaşıyor, uyguladıkları politikaları anlatıyor ve iyi örneklerini sunuyor. Aynı zamanda ECOSOC akreditasyonuna sahip kadın örgütleri de bu sürece katılarak, açıklanan politikalarla sahadaki gerçek durumu karşılaştırma, kendi ülkelerindeki sorunları görünür kılma ve bağımsız değerlendirmelerini aktarma imkânı buluyor. KSK süreci boyunca sivil toplum örgütlerine paralel etkinlikler düzenleme olanağı da tanınıyor.
(EMK)













