Almanya haber ajansı dpa’ya konuşan Kuneytire vilayetindeki yerel kaynaklar, “Kuneytire vilayetine yaklaşık 15 arazi aracından oluşan bir askerî heyet geldi. Heyete, Genel Güvenlik Güçleri ve Suriye askerî polisinden oluşan 10 araçlık bir konvoy eşlik etti” bilgisini paylaştı.
Kaynaklara göre heyet, dün (17 Kasım) Şam kırsalındaki Sa’sa bölgesinden hareket ederek Kuneytire ile sınır hattında yer alan Şam’ın güneybatı kırsalının en uç noktasındaki Beyt Cin bölgesine ulaştı. Ardından geçmişte Rusya güçlerinin konuşlandığı Tlul el-Humr bölgesine geçen heyet, sonrasında Kuneytire kırsalında incelemelerde bulundu.

Anadolu Ajansı da Kuneytire’deki yerel kaynaklara dayandırdığı haberinde, “Rus ordusuna bağlı altı araçlık bir konvoy, Suriye İçişleri Bakanlığı’na bağlı altı askeri araçla birlikte ilin kuzey kırsalındaki iki yerleşim bölgesinde keşif faaliyeti yürüttü” ifadelerine yer verdi.
Haberde, Türkiye askerî heyetinin konvoyda bulunduğuna dair herhangi bir bilgi ise yer almadı.
The delegation that visited southern Syria's Quneitra and Daraa provinces was reportedly a joint Russian-Turkish military delegation, according to Saudi Al-Arabiya and Syrian media. This would be the first such reporting of Turkish military officials touring near the border with… https://t.co/PpbOcINW2q pic.twitter.com/1qNvMNBUH1
— Ariel Oseran أريئل أوسيران (@ariel_oseran) November 17, 2025
Heyetin, Esad döneminde Rusya güçlerinin karargâh olarak kullandığı bazı askerî noktaları teftiş ettiği; konvoyun geçtiği güzergâhlarda ise Suriye Genel Güvenlik Güçleri’nin yoğun güvenlik önlemleri aldığı aktarıldı.
Uzmanlar, Suriye’nin güneyindeki bu adımı, İsrail’in Esad yönetiminin çöküşünden bu yana bölgede artırmaya çalıştığı nüfuz girişimlerini dengelemeye yönelik bir hamle olarak yorumluyor.

1973 SAVAŞI SONRASI EN BÜYÜK SALDIRI
İsrail, Suriye Ordusu'ndan geriye kalan ne varsa yok ediyor
Rusya’dan Şam’a üst düzey askeri ziyaret
Katar sermayeli, Londra merkezli El-Arabi el-Cedid’in haberine göre keşif faaliyeti, Rusya Savunma Bakan Yardımcısı Yunus-bek Yevkurov’un başkanlık ettiği askerî heyetin Şam’da Suriye Savunma Bakanı Murhaf Ebu Kasra ile gerçekleştirdiği görüşmenin hemen ardından düzenlendi.
Suriye’nin resmi haber ajansı SANA, 16 Kasım’daki görüşmeye ilişkin haberinde, “Görüşmede, iki ülkenin ortak çıkarlarına hizmet edecek ve beklentilerini karşılayacak şekilde askeri işbirliği alanları ve koordinasyon mekanizmalarının güçlendirilmesi ele alındı” ifadelerini kullandı.

El-Arabi el-Cedid’in değerlendirmesine göre ziyaret, Suriye Geçiş Dönemi Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara’nın 15 Ekim’de gerçekleştirdiği Moskova temaslarında Suriye ve Rusya liderlikleri arasında sağlanan mutabakatların uygulanmasına yönelik bir adım niteliği taşıyor.

Moskova’da Eş-Şara-Putin görüşmesi: "Dünya yeni bir Suriye’yle tanışıyor"
Rusya-Suriye ilişkilerinin tarihsel seyri
İki ülke arasındaki ilişkiler, Soğuk Savaş dönemine uzanan köklü bir diplomatik ve askeri işbirliği geleneğine dayanıyor. Sovyetler Birliği yıllarında başlayan bu yakınlık, Suriye’nin Moskova’yı stratejik bir müttefik olarak görmesiyle daha da pekişti.
1957, Şam’ın Moskova’ya yöneldiği ve iki ülke arasında askeri, ekonomik ve teknik işbirliğinin resmen başladığı yıl oldu. Bu yakınlaşma, özellikle ABD’nin Suriye’ye yönelik baskılarına ve Türkiye sınırında artan NATO varlığına bir tepki olarak gelişti.
1963’te Baas Partisi’nin iktidara gelmesiyle ilişkiler daha da kurumsallaştı; Suriye, Sovyetler Birliği’nin Ortadoğu’daki en önemli müttefiklerinden biri haline geldi. 1970’lerden itibaren savunma, enerji ve altyapı alanlarında gelişen ortaklık, Sovyet desteğiyle Suriye ordusunun modernleşmesinde belirleyici rol oynadı.
Şam ile Moskova arasındaki yakın ilişkiler, Hafız Esad döneminde (1971–2000) stratejik bir nitelik kazandı. Soğuk Savaş boyunca Sovyetler Birliği’yle kurulan ittifak, Suriye’ye askeri teçhizat, eğitim ve ekonomik destek sağlarken Moskova’ya da Ortadoğu’da güvenilir bir müttefik kazandırdı. Hafız Esad yönetimi, özellikle İsrail’le yaşanan gerilimlerde Sovyet desteğini kritik gördü.
Beşar Esad’ın 2000’de iktidara gelmesiyle birlikte ilişkiler bir süre durağan seyretse de 2000’li yılların ortalarından itibaren yeniden ivme kazandı. Savunma alanındaki iş birlikleri ve enerji anlaşmaları bu dönemde güçlendi. Batı ile ilişkilerin gerilmesi, Beşar Esad’ı Moskova’ya daha fazla yakınlaştırdı; Rusya, hem diplomatik hem güvenlik alanlarında Suriye’nin başlıca stratejik ortağı haline geldi.
2011’de başlayan iç savaş, iki ülke arasındaki ilişkilerde yeni bir dönüm noktası oldu. Rusya, Şam’ın daveti üzerine 2015’te askeri müdahalede bulunarak Esad yönetiminin ayakta kalmasında belirleyici rol üstlendi. Hava operasyonları ve askeri danışmanlık desteğiyle Suriye ordusunun sahadaki kontrolünü yeniden tesis etmesine yardımcı oldu. Aynı zamanda diplomatik düzlemde de Suriye’nin uluslararası izolasyonunu kırmak için çaba gösterdi.
Bu süreçte Moskova, Suriye’deki varlığını yalnızca askeri değil, siyasi ve ekonomik boyutlarda da derinleştirdi. 1971’de kurulan Tartus Deniz Üssü, iç savaş yıllarında genişletilerek modernize edildi ve Rusya’nın Doğu Akdeniz’deki askeri varlığının merkezi haline geldi. Hmeymim Hava Üssü ile birlikte bu iki üs, Moskova’nın bölgedeki etkisini pekiştirdi.
Esad ailesinin 53 yıllık iktidarının ve Baas Partisi’nin 61 yıllık hâkimiyetinin 8 Aralık 2024’te sona ermesinin ardından Rusya-Suriye ilişkileri yeni bir döneme girdi. Moskova, Şam’daki geçiş dönemi yönetimiyle temaslarını sürdürürken, geçmişte inşa ettiği stratejik bağları koruma ve Suriye’nin geleceğinde etkin bir rol üstlenme arayışını sürdürüyor. Ancak Rusya’nın Beşar Esad ve ailesine ev sahipliği yapması, taraflar açısından hassas bir konu olmanın yanı sıra iki ülke ilişkilerinde potansiyel bir gerilim unsuru olarak öne çıkıyor.
(VC)





