Türkiye, 4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü’ne, 2024 tarihli "Hayvanları Koruma Kanunu'nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun"un "sahipsiz köpekler"in sokaklardan alınmasına dayalı politikasının büyük ölçüde uygulandığı, ancak yüz binlerce hayvanın akıbetini izleyebileceği bütünlüklü verilerin kamuoyuyla paylaşılmadığı bir ortamda girdi.
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi eylülde sokakta yaşayan hayvanların yüzde 99,22'sinin toplandığını belirterek "78 ilimizde süreç tamamlandı." demişti:
"Şu anda sadece İstanbul, İzmir ve Diyarbakır'da çalışmalar devam ediyor. Önümüzdeki günlerde, bu ayın sonuna doğru Antalya'da da süreç tamamlanmış olacak. Arkadaşlara yeni hedefleri verdim. 15 Ekim'e kadar İstanbul bitirilmiş olacak, ekim ayının sonuna kadar da Diyarbakır'ı bitirmiş olacağız. İnşallah ekim ayı sonu itibarıyla bu problemi Türkiye'nin gündeminden tamamen çıkarmış olacağız."
Ancak bu yüzde 99,22 oranı hayvanların hangi koşullarda tutulduğunu, kaç hayvanın halen yaşadığını, kaçının sahiplendirildiğini, kaçının öldüğünü yanıtlamıyor.

Sokakta yaşayan köpek neredeyse kalmadı
4 milyondan 1,25 milyona
Politikanın başlangıcındaki tahminle bugün kullanılan sayı arasında da büyük fark var.
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, yasa değişikliğinden önce, Mayıs 2024’te Türkiye’de 4 milyona yakın sahipsiz köpek bulunduğunun tahmin edildiğini açıklamıştı. Yumaklı, nüfusun kontrol altına alınabilmesi için köpeklerin yüzde 70’inin bir yıl içinde kısırlaştırılması gerektiğini, buna karşılık son beş yılda yılda ortalama 260 bin köpeğin kısırlaştırılabildiğini söylemişti.
İçişleri Bakan Danışmanı Ahmet Yavuz Karaca ise Nisan 2026’da TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonuna bunun çok altında bir sayı verdi:
“Türkiye’de 4 milyon sahipsiz sokak köpeği yok, bunu tespit ettik, yaklaşık olarak 1 milyon 250 bin civarında.”
Karaca, kesin bir sayım yapmanın mümkün olmadığını, rakamın 1,5 milyona kadar çıkabileceğini de söyledi. Aynı sunumda sahipsiz hayvanların yüzde 78’inin toplandığını açıkladı.
Dört ay sonra yüzde 99,22'sinin toplandığı söylenen mutlak hayvan sayısı ise belirtilmiyor.
452 bin toplandı, 58 bin sahiplendirildi
Tarım ve Orman Bakanlığının TBMM’ye verdiği 19 Şubat 2026 tarihli yanıt bugüne kadarki en ayrıntılı resmi ulusal bilançolardan birini aktarıyor.
Bakanlık, 2 Ağustos 2024 ile yanıtın verildiği tarih arasında 452 bin 587 sahipsiz köpeğin toplandığını, 58 bin 802’sinin sahiplendirildiğini, 239 bin 466’sının kısırlaştırıldığını bildirdi.
Yasa çıktığında Türkiye’de toplam 105 bin kapasiteli 322 bakım evi vardı. Şubat 2026 itibarıyla yaklaşık 413 bin hayvan kapasiteli 386 bakımevi ve 102 doğal yaşam alanına ulaşıldığı; bu tesislerde yaklaşık 244 bin hayvan tutulduğu açıklandı.
Bu sayılar yetkililerin açıklaması gereken bir farkı ele veriyor. Toplandığı söylenen 452 bin 587 hayvandan, sahiplendirilen 58 bin 802 ve tesislerde bulunduğu bildirilen 244 bin hayvan çıkarıldığında, geriye akıbeti bilinmeyen 149 bin 785 hayvan kalıyor.
O tarihte CHP (Cumhuriyet Halk Partisi) şimdi AKP (Adalet ve Kalkınma Partisi) İstanbul Milletvekili olan Nimet Özdemir TBMM’deki tartışmada bu farkı, akıbeti hakkında bilgi verilemeyen hayvanların öldüğü ya da öldürüldüğü şeklinde yorumladı. Ancak açıklanan veriler de tek başına hakikaten 149 bin 785 hayvanın öldüğü sonucuna varmak için yeterli değil. Verilerin aynı tarih kesitini kapsayıp kapsamadığı, nakillerin ve diğer çıkışların nasıl kaydedildiği açıklanmış değil.
Bakanlık aynı soru önergesine verdiği yanıtta, bakımevlerine alınan köpeklerin ölüm raporlarının yerel yönetimler ve mahallî idare birlikleri tarafından tutulduğunu belirtti; ülke çapındaki toplam ölüm sayısını ise açıklamadı.
Resmî açıklamalar birbirini tutumuyor
Tarım ve Orman Bakanlığı şubatta yasa değişikliğinden bu yana 452 bin 587 köpeğin toplandığını bildirirken, İçişleri Bakanlığı nisanda 1 milyon 250 bin civarında olduğunu söylediği sahipsiz hayvan nüfusunun yüzde 78’inin toplandığını açıklamıştı. Buysa, yaklaşık 975 bin hayvana karşılık geliyor.
Oran temmuzda yüzde 92,35’e, eylülde yüzde 99,22'ye yükseltildi.
Ancak, halka hesap vermekle yükümlü olan kurumlar, bu sayıların birbiriyle bağdaştırılması ve ortaya çıkan büyük açıkların gerkeçlendirilmesi konusunda henüz bir adım atmadı.
Veteriner hekimler: Ölçüt toplamak değil yaşatmak
Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB), 4 Ekim açıklamasında tam da ölçüm sorununu vurguladı.
Birlik, politikanın başarısının “kaç hayvanın toplandığı veya kaç yeni tesis yapıldığı” ile değerlendirilemeyeceğini belirterek ölçülmesi gereken göstergeleri sıraladı:
"Toplama ve nakil koşulları, sağlık kontrolleri, bulaşıcı hastalıkların izlenmesi, kısırlaştırma, koruyucu hekimlik, sahiplendirme oranları ve özellikle tesislerdeki ölüm ve hastalık oranları.
TVHB, kapasitesinin üzerinde çalışan, yeterli veteriner hekim ve eğitimli personeli bulunmayan, karantina ve izolasyon birimleri yetersiz bakımevlerinin kalıcı çözüm sağlayamayacağını da vurguladı.
Türkiye Barolar Birliği de 4 Ekim açıklamasında günün artık bir kutlama değil, mücadele günü olduğunu belirterek, sokakların hayvanlardan arındırılmasının kabul edilebilir bir sonuç olmadığını bildirdi.
Türkiye “en kötü beş ülke” arasında
Uluslararası hayvan koruma kuruluşu Humane World for Animals, Nisan 2026’da yayımladığı değerlendirmede Türkiye’yi sokakta yaşayan köpeklerin koşulları bakımından dünyanın en kötü beş ülkesinden biri olarak gösterdi. Diğer dört ülke Fas, Çin, Pakistan ve Mısır.
En iyiler ise, Hindistan, Meksika, Hollanda, Butan ve Tayland.
Kuruluşun değerlendirmesinde Türkiye’nin geçmişteki konumuyla yapılan karşılaştırma dikkat çekiyor. Türkiye’nin yakın zamana kadar insancıl sokak köpeği nüfusu yönetiminde öncü ülkeler arasında görüldüğünü belirten Humane World for Animals, 2024 yasasının yaklaşık dört milyon olduğu tahmin edilen köpek nüfusunun sokaklardan alınarak kitlesel biçimde barınaklara kapatılmasını öngörmesiyle durumun tersine döndüğünü savundu.
Kuruluş, kitlesel toplama ve yetersiz barınaklara kapatmayı insancıl nüfus yönetiminin bir yöntemi olarak kabul etmiyor.
AYM yasayı iptal etmedi
Anayasa Mahkemesi, 7 Mayıs 2025’te 2024’te yapılan değişikliklerin temel hükümlerinin iptali istemini reddetti.
Mahkeme, sahipsiz hayvanların bakımevlerine alınarak sahiplendirilinceye kadar tutulmasını, insan sağlığı ve beden bütünlüğüne yönelik risklerin azaltılması bakımından devletin yükümlülükleri kapsamında değerlendirdi. Belirli koşullarda ötanaziye izin veren düzenlemeyi de iptal etmedi.
Toplamaya milyarlar ayrıldı, yaşam bilançosu açıklanmadı
Politikanın mali boyutu da küçümsenmeyecek bir ölçekte. 2025 Yatırım Programı’nda “Sahipsiz Hayvanlara Sağlıklı Yaşam Alanları Oluşturulması” için 1,8 milyar lira ayrıldı. 2025’te yerel yönetimlere bakımevi ve "doğal yaşam alanı" yapımı için yaklaşık 501 milyon lira destek sağlandı.
İki yılın sonunda hükümetin açıkladığı rakamlar, politikanın toplama ayağının çok hızlı ilerlediğini vurguluyor, ama 4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü'nde hayvanların toplanarak daha iyi korunduklarına ilişkin verilerin açıklanmasında aynı hız ve kesinlikten söz etmek mümkün görünmüyor.
(AEK)

