Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ) Başkanlar Kurulu dün (23 Eylül), çalışma hayatında yaşanan gelişmeleri, çalışanların sorunlarını ve ülkenin ekonomik koşullarını değerlendirmek üzere toplandı.
Toplantının ardından vergi adaletinden otoyol özelleştirmelerine, taşeron işçilerin sorunlarından emekli aylıklarına kadar 12 maddelik talep listesi açıkladı.
Vergi adaletinin sağlanmasını, ücretlerin enflasyon karşısında korunmasını, otoyol ve köprülerin özelleştirilmemesini, sendikal hakların güvence altına alınmasını, işçi sağlığı ve iş güvenliğinin güçlendirilmesini, taşeron ve KHK’li işçilerin sorunlarının çözülmesini, staj ve çıraklık sürelerinin emekliliğe sayılmasını, banka promosyonlarının çalışanlara ödenmesini, emekli aylıklarının yükseltilmesini, okul güvenliğinin artırılmasını ve küçük yatırımcıların birikimlerinin korunmasını istedi.
TÜRK-İŞ Başkanlar Kurulu’nun hükümetten talepleri şöyle:
1. Vergide ve gelir dağılımında adalet
Türkiye’de gelir dağılımındaki adaletsizlik giderek belirginleşirken, ücretlilerin, dar gelirli kesimlerin ve emeklilerin satın alma gücü gerilemektedir. Çalışanların önemli bir bölümü temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanmakta, asgari ücret yaygın ücrete dönüşmektedir.
Vergi sistemindeki adaletsizlik de ücretlilerin üzerindeki yükü artırmaktadır. Çalışanlar, yılın başında aldıkları ücretin net tutarını vergi dilimleri nedeniyle yılın ilerleyen aylarında alamamakta, ücret artışı olmadığı hâlde daha fazla vergi ödemektedir. Örneğin; 2026 yılında aylık brüt 82.575 TL, yani brüt asgari ücretin 2,5 katı ücret geliri elde eden bir çalışanın kümülatif vergi matrahı üzerinden yapılan hesaplamada çalışan, yılın ilk iki ayında yüzde 15’lik, Mart ayında yüzde 20’lik, Haziran ayında ise yüzde 27’lik vergi dilimine ulaşmakta olup eline geçen net ücret bu oranda azalmaktadır.
Ekonomik ve sosyal politikalar adil gelir dağılımı ve insanca yaşam temelinde şekillendirilmeli; çalışanların alım gücü korunmalıdır. Vergi dilimleri ücretlileri mağdur etmeyecek şekilde düzenlenmeli ve az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınmasını esas alan adil bir vergi sistemi hayata geçirilmelidir.
2. Kamu hizmetinin bir parçası olan köprü ve otoyollar özelleştirilemez
Otoyol ve köprülerin özelleştirme kapsam ve programına alınması yalnızca çalışanların iş ve gelir güvencesini ilgilendiren bir konu değildir. Karayolları; ulaşım sistemi, ekonomik hayat, kamu güvenliği ve afetlere müdahale kapasitesi açısından büyük önem taşımaktadır.
Karayolları Genel Müdürlüğünün sorumluluğundaki otoyol, köprü ve bağlantı yolları ile bakım ve işletme tesisleri, kamu hizmetinin sürekliliği anlayışı içinde değerlendirilmelidir.
Bakım, onarım ve işletmede kâr önceliği kamu hizmetinin önüne geçmemeli; yol güvenliği ve hizmet kalitesi tasarruf yapılacak bir alan olarak görülmemelidir.
Kamuya ait otoyol ve köprülerin değeri yalnızca bugün elde edilecek ihale bedeliyle ölçülemez. Gelecekte sağlayacağı gelir, toplumsal değer ve ülkenin uzun vadeli ulaşım ihtiyaçları birlikte değerlendirilmelidir.
TÜRK-İŞ Başkanlar Kurulu olarak; otoyol ve köprülerin özelleştirilmesine karşı olduğumuzu, bunun yalnızca bağlı sendikamız YOL-İŞ’in ve Karayolu işçilerinin değil, kamu hizmetinin, vatandaşın ulaşım hakkının ve Türkiye’nin geleceğinin meselesi olduğunu bir kez daha ifade ediyoruz.
3. Ücretlerin enflasyon karşısındaki kaybı önlenmelidir
Yüksek enflasyon nedeniyle ücret artışları kısa sürede anlamını yitirmekte, çalışanların gerçek satın alma gücü gerilemektedir.
Ücret politikalarında yalnızca rakamsal artışlar değil, çalışanların gerçek satın alma gücü ve yaşam maliyetleri dikkate alınmalıdır. Ücretlilerin alım gücünü koruyacak ve insan onuruna yakışır bir yaşam standardı sağlayacak ekonomik ve sosyal politikalar uygulanmalıdır.
4. Sendikal hak ve özgürlükler güvence altına alınmalıdır
Sendikal örgütlenmenin önündeki yasal ve uygulamadan kaynaklanan sorunlar devam etmektedir. İşçilerin sendikaya üye oldukları için işten çıkarılmasının önüne geçilmeli; baskı, tehdit ve sendikasızlaştırma uygulamalarına karşı etkili ve caydırıcı tedbirler alınmalıdır.
Toplu iş sözleşmesi, yetki ve işkolu uyuşmazlıklarında yaşanan uzun yargı süreçleri ile grev hakkına ilişkin sınırlamalar giderilmeli; çalışma mevzuatı ILO normlarıyla uyumlu hâle getirilerek sendikal hak ve özgürlükler etkin biçimde korunmalıdır.
5. İş sağlığı ve güvenliğinden taviz verilmemelidir
İş kazaları ve meslek hastalıkları çalışma hayatının önemli sorunları arasında yer almaktadır. Hiçbir ekonomik gerekçe, işçinin yaşam ve sağlık hakkından daha önemli değildir.
İşverenlerin yasal yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmesi sağlanmalı, denetimler güçlendirilmeli ve gerekli önlemlerin maliyet gerekçesiyle ertelenmesinin önüne geçilmelidir. İş sağlığı ve güvenliği, tasarruf yapılacak bir alan değildir.
6. 696 sayılı KHK ile kadroya geçen işçilerin sorunları çözülmelidir
696 sayılı KHK kapsamında kadroya geçirilen işçilerin ücret, ikramiye, sosyal haklar, çalışma koşulları, tayin, pozisyon değişikliği, meslek kodları ve diğer özlük haklarına ilişkin sorunları tamamen çözülememiştir.
Aynı kamu hizmetini yerine getiren işçiler arasındaki farklı uygulamalar sona erdirilmeli, bu işçilerin tüm özlük haklarına ilişkin sorunları giderilerek diğer kamu işçileriyle eşit haklardan yararlanmaları sağlanmalıdır. Emekli olan işçilerin yerine yeni işçi alımları yapılmalıdır.
7. Kamuda taşeron çalıştırma uygulamasına son verilmelidir
Taşeron çalışma; güvencesizlik, eşitsizlik ve hak kayıplarına neden olmaya devam etmektedir. 696 sayılı KHK ile önemli sayıda taşeron işçinin kadroya geçirilmiş olması önemli bir adım olmakla birlikte, başta Kamu İktisadi Teşebbüsleri olmak üzere, kapsam dışında kalan işçilerin sorunları sürmektedir.
Kamuda taşeron istihdamına son verilmeli, kapsam dışında kalan işçiler ayrım yapılmaksızın kadroya alınmalı ve eşit işe eşit ücret ilkesi hayata geçirilmelidir.
8. Çıraklık ve staj süreleri emeklilik hesabında dikkate alınmalıdır
Çıraklık ve staj dönemlerinde yalnızca belirli sigorta primlerinin yatırılması, bu sürelerin emeklilik açısından başlangıç tarihi olarak değerlendirilmemesine neden olmaktadır. Çalışma hayatına genç yaşta başlayanların sosyal güvenlik hakları korunmalı; çıraklık ve staj sürelerinin emeklilik hesabında sigorta başlangıcı olarak kabul edilmesini sağlayacak yasal düzenleme hayata geçirilmelidir.
9. Banka promosyonları çalışanlara ödenmelidir
Çalışanların ücretlerinin banka aracılığıyla ödenmesi karşılığında sağlanan banka promosyonları çalışanlara ödenmelidir. Özellikle özel sektör işyerlerinde ve kamuya bağlı alt işveren uygulamalarında promosyonların çalışanlara ödenmemesi önlenmeli; elde edilen tutarların tamamının çalışanlara ödenmesini güvence altına alacak düzenlemeler yapılmalıdır.
10. Emeklilerin yaşam koşulları iyileştirilmelidir
Uzun yıllar çalışma hayatında alın teri döken emeklilerin gelirleri, insan onuruna yakışır bir yaşam sürdürebilecek düzeye çıkarılmalıdır.
Emekli aylıklarının satın alma gücü korunmalı, ekonomik ve sosyal yaşam koşulları iyileştirilmeli ve geçmiş dönemlerde ortaya çıkan hak kayıpları giderilmelidir. En düşük emekli aylığı, prim ödeme gün sayısı esas alınarak belirlenmeli ve asgari ücretin altında olmamalıdır.
11. Öğrencilerin güvenliği sağlanmalıdır
Manisa’nın Turgutlu ilçesinde bir okulun yakınında yaşanan silahlı saldırıda öğrencilerin yaralanmasından büyük üzüntü duyuyor, yaralanan öğrencilerimize acil şifalar diliyoruz.
Okulların ve çevrelerinin güvenli olması, devletin ve ilgili kurumların öncelikli sorumluluğudur. Öğrencilerin bulunduğu alanlarda şiddet ve silah olaylarının yaşanması kabul edilemez.
Çocuklarımızın can güvenliğinin korunması ve benzer olayların tekrar yaşanmaması için gerekli önlemler alınmalı, sorumlular hukuk çerçevesinde gereken şekilde cezalandırılmalıdır.
Güvenli ve huzurlu bir eğitim ortamı için okullarımızda ve okul çevrelerinde gerekli güvenlik tedbirlerinin vakit geçirilmeden alınmasını talep ediyoruz.
12. Fon ve sermaye piyasalarındaki mağduriyetler giderilmelidir
Son dönemde fon ve sermaye piyasalarında yaşanan gelişmeler nedeniyle birikimlerini değerlendiren çok sayıda yatırımcının mağduriyet yaşadığına ilişkin endişeler kamuoyuna yansımaktadır.
Özellikle çalışanların uzun yıllar boyunca alın terleriyle oluşturdukları tasarruf ve birikimlerinin korunması büyük önem taşımaktadır. Sermaye piyasalarında güvenin sağlanması, yatırımcıların haklarının korunması ve piyasalarda şeffaflığın ve denetimin güçlendirilmesi gerekmektedir.
Yaşanan gelişmelerden zarar gören yatırımcıların mağduriyetlerinin giderilmesi, varsa hak kayıplarının tespit edilerek ödenmesi ve sorumluluğu bulunan kişi ve kurumların hukuk çerçevesinde gereken şekilde cezalandırılması gerekmektedir.
TÜRK-İŞ olarak; çalışanların ve küçük yatırımcıların alın teriyle oluşturdukları birikimlerinin korunmasını, finansal piyasalarda güven ve istikrarın sağlanmasını ve mağduriyetlerin giderilmesi için gerekli tüm tedbirlerin alınmasını talep ediyoruz.
(HA)

