Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, Şam yönetiminin Halep'in Kürt mahallelerine yaptığı saldırılara ilişkin basın toplantısı düzenledi.

Özerk Yönetim: Saldırının asıl amacı demografik değişim
"Bu bir vahşettir"
Hatimoğulları, yaşanan saldırıları “insanlık suçu” olarak nitelendirdiği açıklamasında 10 Mart Mutabakatı’na dikkati çekti:
“Halep’te atılan her bombayla, sıkılan her kurşunla bu mutabakat ayaklar altına alındı. Şam Yönetimi 10 Mart Mutabakatı’na uymadığını açıkça göstermiştir Halep pratiğinde. IŞİD armalarıyla sivil yerleşimlere ağır saldırılar düzenleniyor. ‘Kürdün kanı helaldir’ şeklindeki karanlık fetvalarla açıkça saldırılar teşvik ediliyor. Bu, yalnızca Kürtlere değil, insanlığın ortak vicdanına yönelmiş saldırılardır."
Öldürülen bir Kürt kadının cenazesinin binadan atılmasını hatırlatan Hatimoğulları, “Bu, bir vahşettir, insanlık suçudur. Bunu kabul etmek mümkün değildir. Ne bir din ne bir vicdan ne bir inanç ne bir siyaset ne de savaş hukuku böyle bir uygulamayı asla kabul etmez, edemez. Başta kadınlar olmak üzere herkesi en yüksek perdeden buna karşı çıkmaya ve sesini yükseltmeye davet ediyoruz. Hatay’dan Edirne’ye kadar vicdan sahibi herkesin gözü ve kulağı bugün Halep’tedir." dedi.
"Darbe mekaniğini Suriye’de aktif kılma çabası"
Hatimoğulları'nın ardından söz alan Tuncer Bakırhan, "Rejimin 1 Nisan anlaşmasını hiçe sayarak başlattığı bu saldırılar, Halep’e olduğu kadar Suriye’nin geleceğine karşı işlenmiş bir suçtur. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın ‘Ya güç görecekler ya güç tehdidi’ şeklindeki ifadeleri, diplomasinin değil, çatışma siyasetinin dilidir. Soruyoruz: Siz bir diplomat mısınız, yoksa asker misiniz? Siz diplomasi koridorlarından mı yoksa Şara’nın yönettiği operasyon odasından mı konuşuyorsunuz? Karar verin diplomatsanız diplomatlığınızı yapın. Değilseniz gidin Suriye operasyon odasında oturun ne olduğunuzu bilelim." ifadelerini kullandı.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi Direktörü: "Thomas Barrack Halep'teki katliamın manevi ortağıdır"
Fidan'ın yaklaşımının Türkiye'deki çözüm sürecinini olumsuz etkilediğine işaret eden Bakırhan sözlerine şöyle devam etti:
"Bu tutum, sürece karşı darbe mekaniğini Suriye’de aktif kılma çabasıdır. Bunun ötesi yok. Bu tutum, sürece karşı darbe mekaniğinin Suriye’de aktif bir şekilde hayata geçmesidir. Halep’te çözümü baltalarsak Ankara’daki çözümü de baltalarız niyeti var burada. Bu tehlikeli oyunu herkes görmeli. Oysa çözüm mümkündür ve ortadadır. Ne yapmak lazım? SDG yöneticilerini Ankara’ya davet edin. Bir masada oturun. Görüşün, konuşun. Çözümü birlikte arayın. Ama görüyoruz ki bazıları çözüm yerine gerilimi sürdürmek istiyor. Kürtlerin dövülmesini istiyor.
Bu vesileyle sabah saatlerinde varılan ateşkesin Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahallelerinde kuşatma altında yaşayan insanlar başta olmak üzere tüm Suriye için hayırlı bir gelişme olduğunu belirtiyoruz. Bu ateşkes kapsamında Halep’te askeri saldırılar derhal durdurulmalıdır, insani yardım koridorları açılmalı, zorla göç ettirilme uygulamalarına son verilmeli, yerel halkın iradesi tanınmalıdır."
(NÖ)

