ABD Başkanı Donald Trump, salı günü Beyaz Saray'dan ayrılırken gazetecilerin Yemen'deki Husilere karşı Türkiye'nin askerî müdahaleye katılmasını isteyip istemeyeceği sorusunu yanıtladı.
Trump, bu olasılığı değerlendirebileceğini belirterek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'la ilişkilerinden söz etti:
"Bunu yapabilirim. Bildiğiniz gibi kendisi benim çok iyi dostum ve bunu yapabilirim. Türkiye Cumhurbaşkanına büyük saygı duyuyorum. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kendisinden istediğimi yapacağını düşünüyorum. Ona büyük saygım var."
Türkiye Suudi Arabistan'a askerî destek sağlıyor
Trump'ın sözleri, Washington'ın Yemen'deki savaşa Türkiye'yi dahil etme olasılığını gündeme getirirken Reuters'ın 7 Ekim'de yayımladığı habere göre, Ankara zaten Suudi Arabistan'a askerî destek sağlamaya başladı.
Reuters'ın Türk ve Suudi yetkililere dayandırdığı habere göre Türkiye, Yemen'deki Ensarullah hareketinin (Husiler) saldırılarına karşı Suudi Arabistan'a hava savunma sistemleri, askerî teçhizat, istihbarat, insansız hava araçlarıyla ilgili personel ve lojistik olanaklar sunuyor.

Türkiye ve Pakistan, Husilere karşı Suudi Arabistan'a askeri destek verecek
Türkiye ayrıca Kızıldeniz'deki deniz ulaşımının güvenliğini sağlamak üzere Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyona katılmayı kabul etti.
Reuters'ın haberinde Türkiye ve Pakistan'ın sağladığı askerî donanımın, Suudi Arabistan'ın desteklediği Yemen güçlerinin stratejik Babu'l Mendep Boğazı çevresindeki operasyonlarına katkıda bulunduğu da belirtildi.
Ancak Ankara, Yemen'deki saldırı operasyonlarına doğrudan askerî birlik göndermeye yönelik bir karar açıklamadı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 8 Ekim'de Türkiye'nin desteğinin savunma ve teknik yardımla sınırlı kalacağını, saldırı operasyonlarına katılmayacağını bildirdi.
Mekke Anlaşması Meclis yolunda
Türkiye'nin Yemen savaşındaki konumunu değiştirebilecek gelişmelerin başında, ağustosta Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması geliyor.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan üçlü savunma anlaşması imzaladı
Anlaşma, taraflardan birine yönelik silahlı saldırının diğerlerine de yapılmış sayılmasını öngörüyor. NATO'nun kolektif savunma ilkesine benzeyen bu düzenleme, üç ülke arasında ortak bir bölgesel güvenlik mekanizması kurulmasını amaçlıyor.
Husi saldırılarının yoğunlaşması üzerine üç ülkenin dışişleri ve savunma yetkilileri, anlaşmanın uygulanması için görüşmelere başladı.
5 Ekim'de taraflar, ortak savunma yükümlülüklerinin derhal uygulanması ve gerektiğinde Suudi Arabistan'a askerî güç ve kapasite sevkinin hızlandırılması konusunda anlaştıklarını açıkladı.
Erdoğan ise 12 Ekim Pazartesi günü Kabine toplantısının ardından Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın onaylanmak üzere yakında TBMM'ye sunulacağını duyurdu.
Anlaşma henüz Türkiye'de parlamentonun onayından geçmedi. Bununla birlikte Ankara'nın Riyad'a sağladığı askerî ve teknik destek, mevcut ikili ilişkiler üzerinden yürütülüyor.
Anlaşmanın yürürlüğe girmesi, Türkiye'nin Suudi Arabistan'a karşı üstlendiği savunma yükümlülüklerini kurumsal bir çerçeveye taşıyacak. Ancak kolektif savunma yükümlülüğünün doğrudan Yemen'e asker gönderilmesini gerektirip gerektirmediği, anlaşmanın uygulanma biçimine ve alınacak siyasi kararlara bağlı.
Erdoğan: Suudi Arabistan'ın yanında olacağız
Trump'ın açıklama yaptığı 13 Ekim'de Erdoğan da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'la telefonda görüştü.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının açıklamasına göre görüşmede Suudi Arabistan'a yönelik saldırılar ve bölgedeki gelişmeler ele alındı.
Erdoğan, Türkiye'nin Husi saldırılarını en güçlü biçimde kınadığını belirterek ölenler için başsağlığı diledi.
Açıklamada Erdoğan'ın, Türkiye'nin önümüzdeki süreçte de Suudi Arabistan'ın yanında olacağını ve bu sınamanın aşılacağına inandığını söylediği belirtildi.
Ankara'nın bu tutumu, Türkiye, Mısır, Pakistan ve Suudi Arabistan'dan oluşan R4 Grubu'nun 11 Ekim'de yayımladığı ortak açıklamayla da örtüşüyor.
Dört ülke, Husilerin Riyad'daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı'na yönelik saldırılarını kınayarak Suudi Arabistan'ın egemenliğini ve güvenliğini korumak üzere uluslararası hukuka uygun biçimde alacağı önlemleri desteklediklerini bildirdi.
Bununla birlikte ne ortak açıklama ne de Erdoğan'ın sözleri, Türkiye'nin Yemen'de doğrudan saldırı operasyonlarına katılacağına ilişkin bir karar içeriyor.
Yemen savaşı yeniden tırmanıyor
Trump'ın Türkiye'ye ilişkin açıklaması, Yemen'deki savaşın Suudi Arabistan'ı yeniden doğrudan hedef almaya başladığı bir döneme rastladı.
Riyad'daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı'na yönelik son Husi saldırılarında 13 kişi öldü, 300'den fazla kişi yaralandı. Havalimanının faaliyetleri kesintiye uğradı.
Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon da 13 Ekim'de Yemen'in başkenti Sana çevresindeki petrol ve yakıt tesislerine hava saldırıları düzenledi.
Husiler ise Suudi enerji altyapısını hedef alabileceklerini açıkladı.
2014'ten bu yana süren Yemen iç savaşı, ABD'nin İran'a karşı başlattığı savaşla birlikte yeniden şiddetlendi. Husilerin Kızıldeniz ve Babu'l Mendep Boğazı'ndaki ticari gemilere yönelik saldırıları uluslararası deniz taşımacılığını ve enerji piyasalarını da etkiliyor.
Trump, salı günü Husileri çok kötü davranmakla suçladı. Saldırıların ABD'de 3 Kasım'da yapılacak ara seçimler öncesinde petrol fiyatlarını yükseltmeyi amaçladığını ileri sürdü.
Husilerin önceki Amerikan saldırılarından ders almadığını savunan Trump, yeni bir Amerikan müdahalesi konusunda kesin karar açıklamadı.
Washington Türkiye üzerinden mi hareket edecek?
Trump'ın Erdoğan'dan yardım isteyebileceğini söylemesi, ABD'nin Yemen'e doğrudan müdahale etmek yerine bölgesel müttefiklerinin askerî kapasitesinden yararlanma seçeneğini gündeme getiriyor.
ABD, İran'la savaşın sekizinci ayında yeni bir Yemen harekâtına girişmekten şimdiye kadar kaçındı. Suudi Arabistan ise Husi saldırılarını durdurmak için askerî desteğini artırmaya çalışıyor.
Türkiye'nin Suudi Arabistan'la savunma işbirliğini genişletmesi, Washington'ın önünde yeni bir seçenek oluşturuyor. Ancak Trump'ın Erdoğan'dan somut bir talepte bulunduğuna veya iki ülkenin Yemen'de ortak bir operasyon planladığına ilişkin doğrulanmış bir bilgi yok.
(AEK)




