ABD Başkanı Donald Trump, ABD merkezli Politico dergisine telefonla verdiği mülakatta, İran’daki durumu değerlendirirken İran yönetiminin sonunda “pes edeceğini” savundu.
Trump, İran değerlendirmelerinin ardından ABD’nin Küba ile temas halinde olduğunu belirterek, “Küba’nın yardıma ihtiyaç duyduğunu” söyledi ve “Küba da düşecek,” diye ekledi.
“Benim için küçük bir mevzu”
Trump, ABD’nin Küba’yı işgal etmek ya da yönetimi devirmek gibi bir planının olup olmadığına ilişkin soruya ise “Peki, siz ne düşünüyorsunuz? 50 yıldır bu konu, pastanın üzerindeki krema gibi. Benim için bu küçük bir mevzu. Venezuela harika gidiyor. (Delcy Rodriguez) harika bir iş çıkarıyor. Onlarla ilişkilerimiz harika,” yanıtını verdi.
Trump, İran’a yönelik saldırıları sürdürebilmek için yüksek miktarda silah stoklarının olduğunu da kaydederek, “Cerrahi bir müdahale yapıyoruz. Sınırsız silah stokumuz var,” dedi.
Ne olmuştu?
Uzun yıllardır Küba’nın petrol ihtiyacını karşılayan Venezuela, Devlet Başkanı Nicolás Maduro’nun 3 Ocak 2026’da ABD tarafından kaçırılmasının ardından, Washington’un baskısıyla Küba’ya petrol tedarikini kesti.
Trump, 30 Ocak 2026’da, ulusal acil durum ilân eden ve Küba’ya petrol satan veya sağlayan ülkelerden ithal edilen mallara gümrük vergisi uygulanmasına olanak tanıyan bir kararname imzaladı. Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada, Trump’ın kararının Küba hükümetinin ABD’ye yönelik tehditlerini ele aldığı ifade edildi. Açıklamada, kararnameyle ABD’nin, Küba’ya doğrudan veya dolaylı olarak petrol sağlayan ülkelerden yapılan ithalata ek gümrük vergisi uygulamasına olanak tanıyan yeni bir tarife sistemi getireceği belirtildi.
Açıklamada ayrıca ABD’nin ulusal güvenliğinin ve dış politikasının, “Küba rejiminin kötü niyetli eylem ve politikalarından” korunmasının amaçlandığı vurgulandı.
Küba’ya petrol ihracını fiilen imkânsız hâle getiren kararname Kübalıların sağlık hizmetlerine erişimini kısıtlıyor, çocukların eğitim hakkını engelliyor ve ülkenin kalkınma olanaklarını bilinçli biçimde tahrip ediyor.
Küba’nın Ankara Büyükelçisi Alejandro Francisco Diaz Palacios, geçtiğimiz ay yaptığı açıklamada şöyle demişti:
“Bu yaptırımların kendisi direkt olarak Küba halkının günlük yaşamını etkiliyor. Çünkü ülkemize petrol girişinin, akaryakıt girişinin engellenmesi, Küba'daki bir ekonomik yıkımın tetiklenmesi anlamına geliyor. Yaptırımlar, uzun saatler boyunca elektrik kesintilerine sebep oluyor. ABD politikası zalimce ve soykırım suçu teşkil ediyor. Günümüzdeki ABD hükümetinin bütün yaptırımlarına, bütün bedel ödetme çabalarına rağmen Küba halkı ise hâlâ ayakta, hâlâ direnmeye devam ediyor.”
Öte yandan, ABD’nin Küba’ya yönelik ekonomik ve ticari ambargosu 1959 Küba Devrimi’nden beri uygulanıyor. Ticaret üzerindeki kısıtlamalar ilk olarak 1960’ta başladı ve 7 Şubat 1962’de Başkan John F. Kennedy döneminde tam kapsamlı ticaret ambargosu resmen ilân edildi. Bu ambargo, Küba’nın ülkedeki ABD hegemonyasına son vermesine yanıt olarak ortaya çıktı ve günümüzde hâlâ devam eden en uzun ticaret ambargosu olarak tarihe geçti. (TY)






