ABD Başkanı Donald Trump’ın mektupla oy kullanımını zorlaştırmaya yönelik girişimi Yüksek Mahkeme’nin engeline takıldı. Mahkeme, yönetimin ABD Posta İdaresi (USPS) üzerinden getirmek istediği yeni koşulları durduran alt mahkeme kararının kaldırılması talebini reddetti. Böylece düzenleme 2026 ara seçimlerinden önce yürürlüğe giremeyecek.
Karar, mektupla oy kullanımına ilişkin davayı bütünüyle sonuçlandırmıyor. Yüksek Mahkeme bu aşamada düzenlemenin nihai olarak Anayasa'ya ya da federal yasalara uygun olup olmadığı konusuna girmeyi reddetti. Mahkeme, yönetimin seçim süreci başlamışken yeni kuralları uygulamaya koymasına izin vermedi.
Trump Yüksek Mahkemeye saldırdı
Trump, Yüksek Mahkeme’nin kararına sert tepki gösterdi. Mahkeme’nin “Radikal Sol’un baskısına boyun eğdiğini” ileri süren Trump, son dönemde bazı kararların ABD’ye büyük zarar verdiğini savundu.
Trump’ın eleştirilerinin hedefinde, ilk başkanlık döneminde kendisinin Yüksek Mahkeme’ye atadığı Neil Gorsuch, Brett Kavanaugh ve Amy Coney Barrett da vardı. Buna karşılık, yönetimin mektupla oy düzenlemesinin uygulanmasından yana görüş bildiren Clarence Thomas ve Samuel Alito’yu övdü.
Trump’ın mahkeme kararını kınaması oy kullanma tartışmasının ötesine taşıdı. ABD Başkanı, talebini reddeden ve aralarında kendi atadığı üyelerin de bulunduğu Yüksek Mahkeme çoğunluğunu siyasi baskıya teslim olmakla suçladı.
Trump daha önce de aleyhine karar veren federal yargıçları ve mahkemeleri sert biçimde hedef almıştı. Ancak son açıklaması, 6’ya 3 muhafazakâr çoğunluğa sahip ve üç üyesini bizzat kendisinin atadığı Yüksek Mahkeme’yle ve hukuk devleti ilkesiyle yaşadığı gerilimi özellikle görünür kıldı.
Oyların üçte biri mektupla kullanılıyor
Associated Press’e göre karar sayesinde eyaletler, şimdiye kadar kullandıkları usullerle seçmenlere mektupla oy pusulası göndermeyi sürdürebilecek. Mektupla kullanılan oy miktarı son seçimlerde ABD’de kullanılan oyların yaklaşık üçte birini oluşturuyordu.
Tartışmanın kaynağında, Trump’ın Mart’ta yayımladığı seçim kararnamesinin ardından ABD Posta İdaresi’nin (USPS) 21 Ağustos’ta açıkladığı yeni düzenleme var.
Buna göre, eyaletlerden mektupla oy pusulası gönderilecek seçmenlere ilişkin listeleri Posta İdaresi’ne iletmeleri ve USPS tarafından onaylanan, özel barkod taşıyan zarfları kullanmaları isteniyordu. Koşullara uymayan seçim postalarının Posta İdaresi tarafından kabul edilmemesi mümkün olabilirdi.
Eyaletler ve oy hakkı örgütleri, seçim takvimi başladıktan sonra ülke çapında yeni bir sistem kurulmasının ciddi aksamalara yol açacağını, kurallara uygun biçimde oy kullanmak isteyen seçmenlerin pusulalarının gönderilememesi veya geri çevrilmesi tehlikesi bulunduğunu ileri sürerek karara itiraz etti.
Trump yönetimi ise düzenlemeyi, seçim güvenliğini artıracak ve posta yoluyla oy kullanımında ülke çapında standartlar oluşturacak bir önlem olarak savundu.
İki federal yargıç düzenlemeyi durdurdu
Trump yönetiminin girişimi Yüksek Mahkeme’ye ulaşmadan önce iki ayrı federal mahkeme tarafından durduruldu.
Boston’daki Federal Bölge Mahkemesi Yargıcı Indira Talwani, yeni posta kurallarının 2026 ara seçimlerinde uygulanmasını engelledi. Talwani seçimlerin yönetiminde eyaletlere tanınan anayasal yetkileri ve seçim takviminin ulaştığı aşamayı dikkate aldı.
Bir federal temyiz mahkemesi de 10 Eylül’de Trump yönetiminin Talwani’nin kararını kaldırma talebini reddetti.
Ardından Washington’daki Federal Bölge Mahkemesi Yargıcı Carl Nichols da düzenlemeyi durdurdu. Trump’ın ilk başkanlık döneminde atadığı Nichols, Posta İdaresi’nin Kongre’den açık bir yetki almadan mektupla oy kullanmaya böylesine kapsamlı koşullar getiremeyeceğine karar verdi.
Trump yönetimi bunun üzerine Yüksek Mahkeme’ye başvurarak Talwani’nin kararının acilen kaldırılmasını ve yeni kuralların kasım seçimlerinde uygulanmasına izin verilmesini istedi.
Yüksek Mahkemeden red
Konuyu ele alan Yüksek Mahkeme üyelerinden yargıçlar Clarence Thomas ve Samuel Alito yönetimin talebinin kabul edilmesinden yana görüş bildirdiler. Yargıç Brett Kavanaugh ise Posta İdaresi’nin gelecekte seçim postası konusunda bazı düzenlemeler yapma yetkisinin bulunabileceğini belirtmekle birlikte, seçim başladıktan sonra kuralların değiştirilmesinin yaratacağı sorunları gerekçe göstererek bu aşamada yönetimin talebine katılmadığını belirtti. Diğer üyeler Trump'ın talebini reddetti.
Karar özellikle zamanlaması bakımından önemli. Bazı eyaletlerde seçmenlere oy pusulalarının mektupla gönderilmesine başlanmıştı. Mahkemenin yönetimin talebini kabul etmesi halinde eyalet seçim yetkililerinin sürmekte olan seçim sürecinin ortasında posta sistemlerini değiştirmeleri gerekecekti.
Trump neden mektupla oy kullanmaya karşı?
Trump’ın mektupla oy kullanımına karşı yürüttüğü kampanya özellikle 2020 başkanlık seçimlerinden bu yana ABD seçim siyasetinin sürekli tartışma başlıklarından biri.
Cornell Üniversitesi siyaset bilimi profesörü David Bateman, Trump’ın tutumunun arkasında mektupla oy güvenliğine ilişkin kaygılardan çok, oy verme yönteminin son yıllarda ABD'nin iki partili sisteminde partiler arasında kazandığı anlamın yattığı görüşünde.
Bateman, Martta Cornell Üniversitesi için verdiği mütalaada, mektupla oy kullanmanın geçmişte iki parti tarafından da desteklenen bir uygulama olduğunu, ancak yöntemin zamanla Demokrat seçmenler arasında daha yaygın hale geldiğini söyledi. Trump’ın mektupla oyu kaldırmak istemesinin temelinde, bunun Cumhuriyetçilerden çok Demokratların lehine sonuç verebileceğine inanmasının yattığını savundu.
Bateman’a göre Trump’ın temel kaygısı seçim sahtekârlığı şüphesinden çok bu dağılım değerlendirmesinden kaynaklanıyor. Profesör, Trump’ın mektupla oy kullanmasına karşı çıkmasına rağmen kendisinin de bu yöntemle oy kullanmış olması çelişkisine işaret ediyor. Trump, Mart 2026’da Florida’daki bir eyalet Temsilciler Meclisi özel seçiminde oyunu posta yoluyla kullanmıştı.
Bu değişim 2020 seçimleriyle özellikle görünür hale geldi. COVID-19 salgını sırasında mektupla oy kullanımının büyük ölçüde yaygınlaşması ve Demokrat seçmenlerin bu yönteme Cumhuriyetçilerden daha fazla yönelmesi, mektupla oy kullanmayı iki parti arasındaki çatışmanın ortasına taşıdı.
Trump 2020’deki yenilgisini de pek çok kez mektupla kullanılan oylarla ilişkilendirdi ve yöntemin yaygın seçim sahtekârlığına yol açtığını ileri sürdü. Buna karşılık seçim sonuçlarına ilişkin açılan davalar ve seçim makamlarının incelemeleri, sonucu değiştirecek kadar yaygın bir mektupla oy sahtekârlığı bulunduğuna ilişkin bir sonuç ortaya çıkarmadı.
Cumhuriyetçi Partinin kendisi de mektupla oy kullanmayı bütünüyle reddetmiş değil. Parti 2024 seçimleri sırasında Cumhuriyetçi seçmenleri erken oy kullanmaya ve mektupla oy vermeye özendiren kampanyalar yürüttü.
Federal hükümetin seçimlerdeki rolü tartışılıyor
Posta İdaresi davası aynı zamanda ABD’de seçimlerin yönetiminde federal hükümet ile eyaletler arasındaki yetki sınırı konusundaki daha büyük bir mücadelenin konusu.
ABD Anayasası, seçimlerin düzenlenmesinde temel yetkiyi eyaletlere verirken Kongreye de federal seçimlere ilişkin kuralları düzenleme yetkisi tanıyor. Trump yönetiminin Posta İdaresi aracılığıyla ülke çapında yeni koşullar dayatması bu yetki paylaşımının nerde başlayıp nerede bittiği konusunu yeniden gündeme getirdi.
Trump yönetimi eyaletlerin elindeki seçmen kütüklerini federal hükümete açmaya, bu verileri federal vatandaşlık ve göçmenlik kayıtlarıyla karşılaştırmaya ve böylece Washington’ın seçmen listeleri üzerindeki denetimini genişletmeye, göçmenlik tartışmaları kapsamında siyasi rakiplerine oy vermesi muhtemel seçmenleri mümkün olduğunca kütükten düşürmeye çalışıyor.
(AEK)

