Trump Hürmüz Boğazını "ABD toprağı" ilan etti; İran "hezeyan" dedi
ABD Başkanı Donald Trump, İran ile Haziran'da imzalanan geçici barış mutabakatının 60 günlük müzakere süresinin 17 Ağustos'ta sonuçsuz bitmesinin ardından Hürmüz Boğazı'nı "Yeni ABD Toprağı" olarak gösteren bir harita paylaştı. Trump, ABD'nin abluka ile boğazı kontrol ettiğini savunurken, İran boğazın kapalı olduğunu ve Washington'ın ablukayı kaldırması, petrol yaptırımlarını sona erdirmesi ve dondurulmuş varlıkları serbest bırakması halinde açılacağını belirtti. İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Trump'ın iddiasını "hezeyan" olarak niteledi. Trump ayrıca arabulucu Umman'ı da askeri saldırıyla tehdit etti. Uluslararası hukuk uzmanları, bir devletin uluslararası boğazı tek taraflı olarak toprağı ilan etmesinin egemenlik sonucu doğurmadığını belirtiyor. Kriz petrol fiyatlarını yükseltti; Brent 91,46, WTI 85,25 dolara çıktı.
ABD Başkanı Donald Trump, İran’la haziranda imzalanan geçici barış mutabakatının öngördüğü 60 günlük müzakere süresinin sonuçsuz sona ermesinin ardından Hürmüz Boğazı’nı “Yeni ABD Toprağı” olarak gösteren bir haritayı kendi sosyal medya platformu Truth Social hesabında paylaştı.
Trump bugün ABD ile İran arasında herhangi bir görüşmenin sürmediğini ve yeni bir görüşmenin de planlanmadığını söyledi; ABD deniz ablukasının devam ettiğini ve Hürmüz’ün Amerikan güçlerinin mayınları temizlemesinin ardından “açık ve işler durumda” olduğunu savundu. İran ise boğazın kapalı olduğunu ve ancak Washington’ın hazirandaki anlaşmanın koşullarını yerine getirmesi halinde yeniden açılacağını söylüyor.
Trump'ın haritasında ne var?
Trump’ın haritasına Tahran’dan ilk doğrudan karşılık İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi’den geldi. Garibabadi, ABD Başkanı’nın Hürmüz’ü Amerikan toprağı olarak göstermesini “hezeyan” diye niteledi ve İran’ın bu iddiayı kabul etmeyeceğini belirtti.
Trump’ın paylaşımı anlık bir sosyal medya çıkışı değil. ABD Başkanı 12 Ağustos’ta ABD’nin Hürmüz üzerinde “tam kontrol” sağladığını ileri sürmüş, 14 Ağustos’ta New York’ta yaptığı konuşmada İran’ın yenilgisinin ardından boğazı ABD toprağı ilan edeceğini söylemişti. Pazartesi günü Oval Ofis’te gazetecilerin sorusu üzerine de düşüncesini yineledi: ABD’nin ablukayla Boğazı zaten kontrol ettiğini savundu ve burayı ABD toprağı ilan etmenin “harika bir fikir” olduğunu söyledi.
İran: Önce Haziran Anlaşması'nı uygulayın
Trump’ın son paylaşımından saatler önce İran Meclis Başkanı ve baş müzakereci Muhammed Bakır Kalibaf, parlamentoda yaptığı konuşmada Hürmüz Boğazı’nın ABD’nin 17 Haziran’da imzalanan geçici mutabakattaki yükümlülüklerini yerine getirinceye kadar kapalı kalacağını açıkladı.
Kalibaf bu yükümlülükleri İran limanlarına uygulanan Amerikan ablukasının kaldırılması, petrol yaptırımlarının sona erdirilmesi, dondurulmuş İran varlıklarının serbest bırakılması ve askeri operasyonlarla tehditlerin durdurulması olarak sıraladı.
17 Haziran tarihli “İslamabad Mutabakat Muhtırası”, ABD ile İran arasındaki askeri operasyonların sona ermesini ve tarafların 60 gün içinde nükleer program, yaptırımlar ve bölgesel güvenliği kapsayan nihai bir anlaşma üzerinde müzakere etmesini öngörüyordu. Mutabakat ayrıca ABD deniz ablukasının kademeli kaldırılması ve Hürmüz’de güvenli ticari geçişin yeniden sağlanmasına ilişkin hükümler içeriyordu.
Ancak anlaşma kısa sürede Hürmüz üzerindeki denetimin kime ait olduğu ve gemilerin hangi güzergâhlardan geçeceği konularındaki anlaşmazlığa takıldı. Trump 7 Temmuz’da mutabakatın “bittiğini” ilan etti; İran Dışişleri Bakanlığı da yaklaşık bir hafta sonra anlaşmanın askıya alındığını açıkladı. Buna rağmen taraflar ve bölgesel arabulucular nihai kopuşu önlemek için görüşmeleri sürdürdü.
60 günlük müzakere süresi 17 Ağustos’ta herhangi bir nihai anlaşmaya ulaşılmadan sona erdi.
ABD: “Görüşme yok”, İran: "Arabuluculuk sürüyor"
Trump, salı günü “İran’la hiçbir görüşme veya konuşma yürütülmediğini ve planlanmış bir görüşme bulunmadığını” açıkladı. Reuters’ın aktardığına göre Trump’ın damadı ve diplomatik temsilcilerinden Jared Kushner ise çeşitli iletişim kanallarının sürdüğünü söyledi.
İran da resmi ABD-İran müzakerelerinin yürütülmediğini söylüyor; ancak Tahran, Hürmüz’ün gelecekteki yönetimi konusunda Umman ile ayrı görüşmeler yürütüyor. İran ve Umman’ın üzerinde çalıştığı model, boğazın iki kıyısındaki ülkelerin geçiş güzergâhları ve deniz güvenliği konusunda birlikte rol üstlenmesini öngörüyor.
Katar Dışişleri Bakanlığı da İran-Umman düzenlemesi açıklığa kavuştuktan sonra arabulucuların Washington ile Tahran’ı yeniden müzakere masasına getirmeye çalışacağını açıkladı. Halen doğrudan müzakere kanalı kapanmış olsa da, bölgesel diplomasi bütünüyle kesilmiş değil.
Trump’tan arabulucu Umman’a da askeri tehdit
Hürmüz üzerindeki egemenlik tartışması yalnızca ABD ile İran arasında kalmadı.
Trump, İran’la boğazın ortak yönetimine ilişkin görüşmeler yürüten ve aynı zamanda Washington’ın uzun yıllardır bölgedeki başlıca arabulucularından biri olan Umman’ı da askeri saldırıyla tehdit etti. AP’ye konuşan bölgesel yetkililere göre Washington özellikle İran ve Umman’ın boğazın yönetiminde ortak rol üstlenmesi ve gemilerden gönüllü denizcilik katkı payı alınması fikirlerine karşı çıkıyor.
Trump’ın İran’la savaşın sona erdirilmesine “engel olması” halinde Umman’ı bombalayabileceği yönündeki sözleri, barış görüşmelerinin başlıca aracılarından birini de doğrudan ABD askeri tehdidinin hedefi kıldı.
Hürmüz bir uluslararası boğaz
Uluslararası deniz hukuku uzmanı Natalie Klein'a göre, bir devletin uluslararası bir boğazı tek taraflı olarak kendi toprağı ilan etmesi mevcut uluslararası hukuk bakımından egemenlik sonucu doğurmuyor. Klein, uluslararası seyrüsefere açık boğazların hukuki statüsünün tek taraflı siyasi beyanlarla değiştirilemeyeceğini, bunun ancak ilgili devletlerin egemenlik hakları ve uluslararası hukuk kuralları çerçevesinde değerlendirilebileceğini belirtiyor.
Hürmüz Boğazı, İran ile Umman arasında yer alan ve dünya deniz ticaretinin en önemli geçiş yollarından biri olan uluslararası bir boğaz. Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi (UNCLOS), bu nitelikteki boğazlarda gemi ve uçaklar için "transit geçiş" rejimini düzenliyor. Sözleşmeye göre kıyı devletleri egemenlik haklarını korurken, uluslararası seyrüsefer de kesintisiz biçimde güvence altına alınıyor. Bir devletin bölgede fiili askerî üstünlük kurması ya da deniz trafiğini denetlemesi, boğazın uluslararası hukukta tanınan egemenlik statüsünü tek başına değiştirmiyor.
Barış ihtimali gerilerken petrol fiyatları yeniden yükseldi
Washington ile Tahran’ın karşılıklı olarak Hürmüz üzerinde denetim iddiasında bulunması ve müzakere takviminin sonuçsuz sona ermesi enerji piyasalarına da yansıdı.
Brent petrol salı günü yüzde 0,7 artışla 91,46 dolara, ABD tipi WTI ise yüzde 0,9 yükselişle 85,25 dolara çıktı. Reuters’a göre boğazdan gemi geçişleri tamamen kesilmiş değil; ancak savaş öncesinin çok altında seyrediyor. Piyasa, Hürmüz krizinin uzayacağı ihtimalini giderek daha fazla fiyatlıyor.
(AEK)