Ankara’da 19-20 Kasım 2025 tarihlerinde düzenlenen Trans Çalıştayı’na Türkiye’nin farklı kentlerinden 56 trans hakları savunucusu ve 31 sivil toplum örgütü katıldı.
Pembe Hayat, Muamma LGBTİ+, Kırmızı Şemsiye, 20 Kasım, 7 Renk LGBTİ+, Kapsama Alanı ve Hande Kader örgütlerinin çağrısıyla gerçekleşen çalıştayda, trans topluluğunun karşı karşıya olduğu güncel hak ihlalleri ve mücadele stratejileri tartışıldı.
Defne Güzel tarafından hazırlanan ve dün (12 Ocak) yayımlanan çalıştay sonuç raporu, transların devlet politikaları ve nefret söylemleri yoluyla çok katmanlı bir kuşatma altında olduğunu ortaya koydu.
Hormon, uyum süreci ve rıza dışı müdahaleler
Raporda, 10. ve 11. Yargı Paketi taslaklarının transların cinsiyet uyum süreçlerini doğrudan hedef aldığı belirtildi.
Uyum süreci yaşının 25’e çıkarılması, hormona erişime getirilen 21 yaş sınırı ve intersekslere yönelik rıza dışı operasyonların gündeme gelmesi, beden özerkliğinin açık ihlâli olarak değerlendirildi.
Katılımcılar söz konusu kısıtlamaların transları merdiven altı ve güvensiz yöntemlere ittiğini, sağlık hakkını fiilen ortadan kaldırdığını vurguladı. Rapora göre devlet, yalnızca transların bedenlerini değil; duygularını, hazlarını ve özbakım pratiklerini de denetim altına almaya çalışıyor.

Polis şiddeti ve fişleme
Çalıştayda öne çıkan başlıklardan biri de transların sokakta maruz kaldığı sistemik kolluk şiddeti oldu.
Raporda, transların keyfî biçimde karakola götürüldüğü, fişlendiği, 5326 Sayılı Kabahatler Kanunu gerekçe gösterilerek cezalandırıldığı ve “müstehcenlik” suçlamalarıyla hedef alındığı aktarıldı.
İstanbul Bayram Sokak ve Tarlabaşı, İzmir ile Diyarbakır gibi birçok kentte transların evlerinin mühürlendiği, kolluğun ev sahipleri ve esnafla temas kurarak transların mahallelerden dışlanmasını örgütlediği ifade edildi.
Onur Ayı etkinliklerinin yasaklanması ve gökkuşağı sembollerinin dahi suç unsuru sayılması ise örgütlenme ve ifade özgürlüğüne yönelik baskının boyutunu gözler önüne serdi.

Beyoğlu’nda trans kadınlara drone’lu baskın: “Korkuyoruz, çalışamıyoruz”
Çözüm önerileri
Rapora göre barınma ise translar için başlı başına bir kriz alanı.
Aile evinden erken yaşta kopuş, yoksulluk, ayrımcılık ve kentsel dönüşüm politikaları transları güvencesizliğe sürüklüyor. Emlakçıların ve ev sahiplerinin transfobik tutumu, sığınma evlerinde dahi yaşanan dışlama pratikleri ve keyfî mühürlemeler, barınma hakkını fiilen ortadan kaldırıyor.
Raporda, tüm bu baskı ortamına rağmen çalıştayın en güçlü çıktısının örgütlü mücadeleyi büyütme iradesi olduğu vurgulandı.
Dayanışma ağlarının güçlendirilmesi, translara yönelik özel barınma modellerinin geliştirilmesi, hormona erişim için kampanyaların sürdürülmesi ve transları koruyacak yasal düzenlemeler için lobi faaliyetlerinin artırılması öneriler arasında yer aldı.
Raporun tamamını okumak için tıklayın. (TY)











