İstanbul Esenyurt’ta sokak ortasında darp edilerek öldürülen gazeteci Hakan Tosun’un ölümüne ilişkin Byükçekmece Savcılığı’nca hazırlanan ve iddianame hazırlanması için Bakırköy Cumhuriyet Savcılığı’na gönderilen fezleke kamuoyuna açıklandı.
Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan fezleke, iddianame düzenlenmesi talebiyle Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderildi. Söz konusu fezleke, kamuoyuna İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi’nde düzenlenen bir basın toplantısıyla açıklandı. Toplantıya Hakan Tosun’un ailesi ve avukatları katıldı.
"Savcılık makamı iddia makamı gibi davranmadı"

Toplantıda ilk olarak konuşan avukat Cemal Yücel, hazırlanan fezlekeye tepki gösterdi. Yücel, savcılığın olayın hukuki niteliğini yanlış değerlendirdiğini belirterek, “Hazırlanan fezleke Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmiştir. Ancak bu fezleke, Türkiye hukuk tarihine yeni bir kara sayfa eklemiştir. Ne yazık ki hukuka, insan haklarına ve kişi güvenliği ilkesine uygun olmayan bir değerlendirme ile hazırlanmıştır. Hakan Tosun bir çete tarafından defalarca tekmelenerek ve darbedilerek hayatını kaybetmiştir. Buna rağmen savcılık makamı iddia makamı gibi değil, adeta sanık müdafii gibi hareket eden bir metin kaleme almıştır” dedi.
"Videolar gerçeği gösteriyor"
Savcının görevinin maddi gerçeği ortaya çıkarmak ve kamu adına suç isnadında bulunmak olduğunu vurgulayan Yücel, fezlekede olayın “kasten öldürme” suçu kapsamında değil, “yaralama kastıyla işlenmiş ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç” olarak değerlendirildiğini söyledi. Yücel, “Türk Ceza Kanunu’na göre kasten öldürmenin cezası müebbettir. Eğer nitelikli haller varsa ağırlaştırılmış müebbet söz konusudur. Ancak savcılığın değerlendirmesi kabul edilirse ceza 14 yıl alt sınırından başlayacaktır. Bu yalnızca teknik bir hukuki fark değildir; adaletin tecellisi açısından hayati bir farktır. Bu şekilde bir hüküm kurulursa tutuklu iki sanık yaklaşık iki buçuk yıl içinde tahliye edilebilecektir. Bu, kamu vicdanını derinden yaralar” dedi.
"Haksız tahrik talep ediliyor"
Olayın kamera kayıtlarıyla sabit olduğunu belirten Yücel, saldırının anlık bir kavga değil, süreklilik gösteren yoğun bir şiddet eylemi olduğunu söyledi. “Görüntülerde faillerin olay yerinden uzaklaşıp tekrar geri geldikleri ve yeniden saldırdıkları açıkça görülmektedir. Adli Tıp raporuna göre ölüm, künt kafa travmasına bağlı kafatası ve yüz kemikleri kırıkları ile beyin kanaması sonucu gerçekleşmiştir. Bu tablo açıkça öldürme kastını göstermektedir. Buna rağmen ‘öldürme kastı yoktur’ denilmesini kabul etmiyoruz” dedi.
Yücel ayrıca fezlekede sanıklar lehine “haksız tahrik” hükümlerinin uygulanmasının talep edildiğini belirterek, “Haksız tahrik indirimi için mağdurun fail üzerinde hiddet yaratacak bir fiil işlemiş olması gerekir. Oysa kamera kayıtlarında Hakan Tosun’un herhangi bir saldırısı ya da provokatif davranışı yoktur. Buna rağmen sanıkların çevresinden kişilerin beyanlarına dayanılarak ceza indirimi talep edilmesi hukuka aykırıdır” diye konuştu.
Olay yerinde bulunan motosikletli ve kasklı bir kişinin de sürecin parçası olduğunu savunan Yücel, bu kişinin failleri olay yerine getirdiğini ve sonrasında kaçmalarına yardım ettiğini söyledi. “Bu şahsın olayın başından sonuna kadar görüntülerde yer aldığı sabittir. Dosyaya şüpheli olarak eklenmesini talep ettik. Ancak hakkında iddianame düzenlenmediği gibi, beyanına dayanılarak sanıklar lehine değerlendirme yapılmıştır. Bu kabul edilemez” dedi.

Hakan Tosun kimdir?

Gazeteci Hakan Tosun anısına İzmir’de sergi düzenleniyor
"İzin vermeyeceğiz"

Hakan Tosun’un ablası Öznur Tosun ise konuşmasında olay sonrası yaşanan sürece dikkat çekti. Öznur Tosun şöyle dedi: “Olaydan sonra aileye 27 saat boyunca haber verilmedi. Hakan’ın kimliksiz şekilde defnedilmek istendiğini biliyoruz. Delillerin karartılmasına yönelik girişimler oldu. Bu teşebbüs başarısız oldu ancak şimdi aynı sürecin fezleke üzerinden sürdürüldüğünü görüyoruz. Savcılık makamının organize yapıların işine yarayacak şekilde hareket ettiğini düşünüyoruz.”
Kardeşinin kamuoyunda itibarsızlaştırılmaya çalışıldığını belirten Öznur Tosun, “Uyuşturucu kullandığına ya da çocuklara zarar verdiğine dair ortaya atılan iddialar tamamen asılsızdır. Otopsi raporu vücudunda herhangi bir uyuşturucu madde bulunmadığını açıkça ortaya koymuştur. Buna rağmen algı oluşturulmaya çalışılıyor. Buna izin vermeyeceğiz” dedi.
Bu davanın yalnızca bir cinayet yargılaması olmadığını vurgulayan Tosun, “Bugün burada sadece bir dosyayı konuşmuyoruz. Cezasızlık sorununu konuşuyoruz. Bu dava bir turnusol kâğıdıdır. Yargı burada sınav verecek. Devlet sokak ortasında can alanların yanında mı duracak, yoksa adalet arayan yurttaşların mı? Hakan onurlu bir insandı. Biz onunla gurur duyuyoruz ve adalet mücadelesini sürdüreceğiz” diye sordu.
Ne olmuştu?
Kendisinden 10 Ekim’den beri haber alınamayan gazeteci ve ekolojist Hakan Tosun, Esenyurt’ta ailesinin yanına giderken saldırıya uğradı. Kafasına aldığı darbe sonucu yol kenarında baygın halde bulunan Tosun, kimliği yanında olmadığı için hastaneye isimsiz olarak götürüldü ve ailesine uzun süre ulaşılamadı.
Hastanede yapılan kontrollerde Tosun’un beyin kanaması geçirdiği ve bilincinin kapalı şekilde yoğun bakımda tedavi altında olduğu açıklandı.
Tosun’a saldıran iki kişi gözaltına alındı ve ifadelerinin ardından tutuklandı.
(EMK)







