"Toplumun bir kısmına düşman hukuku uygulayarak barışı tesis edemezsiniz"
19 Mart operasyonunun mağdur yakınları tarafından kurulan Aile Dayanışma Ağı (ADA), 42’nci buluşmada Silivri Duruşma Salonları’nın önünde bir araya geldi.
İBB davasında 13 saati aşan duruşmalara itiraz
"Büyük acı duyuyoruz"
Dilek Kaya İmamoğlu, burada yaptığı konuşmada adaletin peşinde olduklarını söyledi.
“Türkiye’de yaşanan hukuksuzlukların artık bir simgesi hâline gelen Silivri’de yine sevdiklerimizin yanında, adaletin peşindeyiz. 8 Temmuz’da, İBB Davası’nın 1. Celsesi, İstanbul’un seçilmiş Büyükşehir Belediye Başkanı, milyonların Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun savunmasına izin verilmeden tamamlanmıştı. Bir ayı aşkın aranın ardından ikinci celse başladı. Bu celsede de yaşanan hukuksuzlukların ve hak ihlallerinin devam ettiğini üzülerek görüyoruz. Aileler yaklaşık 2 yıla yakın bir süredir büyük bir bekleyiş, belirsizlik ve adalet arayışı içerisinde. Oysa talep ve beklentilerimiz, demokrasinin ve insan haklarının gerektirdiklerinden daha fazlası değil. Savunma hakkı, masumiyet karinesi ve tutuksuz yargılama gibi hukukun en temel ilkelerini konuşuyoruz. 2026 Türkiye’sinde hala bu kavramları konuşmak ve savunmak zorunda kaldığımız için ülkemiz adına büyük bir acı duyuyoruz.
"Tam bir kuyu tipi duruşma salonu"
Dilek Kaya İmamoğlu, duruşma salonunu eleştirdi.
Bu duruşmaya özel olarak cezaevi kompleksinin hemen yanında yeni bir duruşma salonu inşa edilmesi bile aslında içinde bulunduğumuz durumu çok iyi anlatıyor. Duruşma salonunun içine girdiğinizdeyse fotoğraf daha da netleşiyor. İddia makamının, mahkeme heyetiyle birlikte kürsüde ve daha yüksekte oturduğu bir mahkeme salonundan söz ediyoruz. Tam bir kuyu tipi duruşma salonu yani. Oysa, hukukun üstünlüğünün esas olduğu demokratik ülkelerde duruşma salonları, adil yargılanma hakkını güvence altına alacak şekilde düzenlenir. Bir ülkenin gelişmişlik düzeyi, inşa ettiği devasa yapılarla değil; demokrasisinin niteliği, adalet anlayışı ve insan haklarına verdiği değerle ölçülür. Bu yapıların tasarımı yalnızca mimari tercihler değildir; aynı zamanda ülkenin adalet anlayışını ve gelecek vizyonunu da yansıtır. Savunmanın müvekkiliyle sağlıklı iletişim kurabilmesi, basının yargılamayı takip edebilmesi ve taraflar arasındaki eşitliğin korunması çağdaş bir hukuk devletinin temel standartlarıdır. Biz ise bugün, dünyanın en büyük duruşma salonlarından biri olduğu söylenen bu salonda tam tersini yaşıyoruz. Avukatlar müvekkilleriyle aralarındaki mesafe nedeniyle iletişim kurmakta zorlanıyor. Kamuoyunu bilgilendiren basın mensupları mahkeme heyetini ve savunma yapanları görmekte, duymakta güçlük çekiyor. Aileler sevdiklerini göremeyecek kadar uzakta oturuyor. Aylardır ayrı kaldıkları yakınlarını görebilmek için duruşmayı dürbünle takip etmek zorunda kalan aileler var. Tutuksuz yargılananlar arasındaki itirafçıların ifadelerindeki tutarsızlıklar birer birer ortaya dökülüyor. Etkin pişmanlık kapsamında verilen beyanların nasıl oluştuğu, değişip değişmediği ve doğrudan bilgiye dayanıp dayanmadığı mahkeme huzurunda açığa çıkıyor.
"Barış tutsaktır"
İBB Davası: "Savunmam kısa ama haklılığım 4 bin sayfa eder"
Çözüm sürecine dikkat çeken Dilek Kaya İmamoğlu, şunları söyledi:
Adalet ve hukuk, herkesin en temel ihtiyacı, toplumsal huzur ve barışın dayanak noktalarıdır. Bir ülkede barış, tüm vatandaşlara ait bir kavramdır. Toplumsal barış ve huzur tüm vatandaşların hukuk önünde eşit olduğu takdirde sağlanabilir. Toplumun bir kısmına düşman hukuku uygulayarak barışı tesis edemezsiniz. Bir taraftan yapıp bir taraftan yıkarak huzur sağlayamazsınız. 86 milyonu eşit şekilde kucaklamadan, herkesin hak ve hukukunu korumadan Türkiye’de barıştan söz etmek mümkün değildir. İnsanların hiçbir somut delil olmadan yıllarca tutsak edildiği bir toplumda; barış da adalet de demokrasi de tutsaktır.
(FY)